Ficool

Ay'ın kızı: Alfa kampüsünde ilk kadın Alfa

Armin_Adel
14
chs / week
The average realized release rate over the past 30 days is 14 chs / week.
--
NOT RATINGS
35
Views
VIEW MORE

Chapter 1 - BÖLÜM 1 — OKULDAN ATILMAK

Koridorun ortasında duran o kızın gözlerindeki korkuyu ilk fark ettiğim an, içimde bir şeyin koptuğunu hissettim. Sanki uzun zamandır bastırdığım, kontrol ettiğim, "sakın" dediğim o tarafım… zincirlerinden kurtulmak için fırsat kolluyormuş gibi.

"Bunu hak ettiğini biliyorsun, değil mi?" dedi karşımdaki kız. Sesi titrek değildi. Aksine, kendine güveniyordu. Çünkü yalnız değildi.

Arkasında üç kişi daha vardı.

Ben ise tek başımaydım.

Ama yalnız olmam... Onları alt edemeyeceğim anlamına gelmiyordu.

Gözlerimi onlardan ayırmadan çantamı yavaşça yere bıraktım. Parmaklarımı açıp kapattım. Avuçlarımın içi yanıyordu. Kalbim hızlı atıyordu ama bu korkudan değildi. Bu başka bir şeydi. Tanıdık, tehlikeli...

"Son kez söylüyorum," dedi içlerinden biri, saçını geriye atarak. "Diz çök, özür dile ve bu işi büyütmeyelim."

Gülümsedim.

Ama gülümsemem de mizah yoktu.

"Ben," dedim yavaşça, sesimi alçaltarak, "kimsenin önünde diz çökmem."

Bir anlık sessizlik oldu. O kısa an… fırtına öncesi gibi.

Sonra ilk hamle geldi.

Sağımdan üzerime atıldığını gördüm. Ama geç kalmıştı. Elini bileklerinden yakaladım, momentumunu kullanarak onu kendime doğru çektim ve dizimi karnına geçirdim. Nefesi kesilirken yere yığıldı.

İkincisi saçlarıma uzandı. Bu hatayı yapan herkes gibi o da pişman oldu.

Bileğini yakaladım. Sertçe büktüm.

Çat

Koridoru dolduran o ses… kemik kırılmasının o iğrenç, net sesi, içimde bir şeyin huzur bulmasına neden oldu.

Üçüncüsü geri çekildi.

Dördüncüsü ise bana baktı.

Korkuyla, tiksintiyle.

İşte o an, kendimden korktum.

Çünkü bu hoşuma gitmişti.

Nefesimi kontrol etmeye çalışırken kalbimin göğsüme çarptığını hissediyordum. Ellerim titremiyordu. Aksine, fazlasıyla sakindim. Fazlasıyla hazır.

"Defolun," dedim.

Kimse ikinci kez duymak istemedi.

Koşarak uzaklaştılar.

Ben ise… olduğum yerde kaldım.

Ve tam o anda,

"DIANA ASHFORD!"

O ses koridorda yankılandı.

Gözlerimi kapattım.

Tabii ki müdürün sesi. Herkesin yaptığını alttan alan, ben yapınca dünyaları yakan kadın.

Arkamı döndüğümde, onu. bana doğru geldiğini gördüm. Yüzü öfkeyle kasılmıştı. Yanında iki öğretmen daha vardı.

Yere baktı. Kırılmış bilek, yerde kıvranan kız… diğerinin nefes almaya çalışması…

Sonra bana baktı.

"Odama geliyorsun. Hemen!"

Müdürün odası… her zamanki gibi boğucuydu. Ağır parfüm kokusu, eski kitapların tozlu havasına karışmıştı. Karşısındaki sandalyeye otururken bacak bacak üstüne attım. Rahattım.

En azından dışarıdan öyle görünüyordum.

"Bu kaçıncı, Diana?" dedi Jane, gözlüklerinin üzerinden bana bakarak.

Cevap vermedim.

"Konuş!" diye sertçe masaya vurdu.

"Saymayı bıraktım," dedim omuz silkerek.

Yüzü gerildi.

"Sen sorunlu bir öğrencisin."

"Ben sorunlu falan değilim," dedim sakin ama keskin bir sesle. "Sorun… insanların bana bulaşması."

"Yeter!"

Ayağa kalktı.

O an… gözlerimdeki şeye takıldı. Bunu fark ettim. İnsanlar bazen bakışlarımdan rahatsız olurdu. Sanki içimde bir şey… normal değildi.

Sanki ben normal değildim.

"Bu okul," dedi dişlerinin arasından, "senin gibi kontrolsüz birini daha fazla barındıramaz."

İçimde bir şey kıpırdadı. Tamamen kontrolsüz.

Bu kelime hoşuma gitmemişti.

"Ne demek istiyorsunuz?" diye sordum, sesim bu sefer daha soğuktu.

Dosyayı açtı, kalın, kırmızı mühürlü bir kağıdı önüme itti.

"Olaylar, şiddet eğilimi, disiplin ihlalleri…" dedi tek tek sayarak. "Bugün olanlar son damla oldu."

Gözlerimi kağıda indirdim, sonra tekrar ona kaldırdım.

"Yani?"

Derin bir nefes aldı ve söyledi.

"Okuldan atıldın, Diana."

O an… garip bir şekilde dünya sessizleşti.

Ne kalbimin sesi vardı, ne düşüncelerimin.

Sadece… boşluk.

Sonra yavaşça gülümsedim.

"Güzel," dedim.

Jane afalladı.

"Güzel mi? Nasıl?"

Ayağa kalktım. Kağıdı elime aldım. Katladım.

"Evet," dedim. "Çünkü ben de buraya ait olmadığımı düşünüyordum zaten."

Kapıya yöneldim.

Elimi kapı koluna attığımda Jane'in sesi tekrar geldi:

"Diana, bu son değil. Senin için daha kötü olacak."

Duraksadım ama arkamı dönmedim.

"Göreceğiz," dedim.

Ve kapıyı açıp çıktım.

Koridora adım attığımda, herkes bana bakıyordu.

Fısıltılar, korku dolu bakışlar… ama umurumda değildi.

Hiçbir zaman olmamıştı.

Çantamı yerden aldım. Omzuma attım. Okulun çıkış kapısına doğru yürümeye başladım.

Her adımım… bir şeyin sonu gibiydi.

İçimde bir şeyler koptu, yumruklarımı sıktım ve yürümeye devam ettim. Sözleri, tebessümü... aklımda dönüp duruyordu.

"Senin için daha kötü olacakmış-mış. Zevzek." Kendi kendime mırıldandım. Ne demek istediğini anlamamıştım. Uber çağırdım. Şuan tek isteğim ev'e gitmekti.