Ficool

Chapter 23 - Mühürlü Ruh (Son Maskenin Düşüşü)

Zaferin tadı buruktu. Elina, mahzenin ağır ve isli kapısına doğru baktı; kendi cansız bedeni ve o diğer dokuz masum kadın hâlâ oradaydı, karanlığın soğuk kucağında. Zalriel yok edilmişti ama asıl görev—onların ruhlarını ve bedenlerini özgürlüğe kavuşturma borcu—şimdi başlıyordu.

Tam o sırada, kilisenin geniş kapılarında bir gölge belirdi. Bu Rayan'dı. Elina'nın peşinden gelmiş, o muazzam ışık patlamasına dışarıdan, sarsılmış bir ruhla tanıklık etmişti. Nefes nefese kalmıştı, gözleri Elina'nın üzerinde asılı kaldı.

"Gördüm..." dedi Rayan, sesi titreyerek.

"Senin gerçek suretini gördüm Victoria. Sen bu dünyanın çok ötesindesin."

Kilisenin yüksek tavanlı, dumanlı sessizliğinde Elina, Victoria'nın narin ellerine baktı. Az önce omuzlarından taşan o görkemli kanatların yarattığı kutsal sıcaklık hâlâ tenindeydi. Rayan, birkaç adım ötesinde, hem dehşet hem de sarsılmaz bir hayranlığın pençesinde ona bakıyordu.

Elina artık daha fazla saklanamayacağını, bu yalanın gölgesinde nefes alamayacağını biliyordu. Bakışlarını Rayan'ın kehribar gözlerine sabitledi. Artık Victoria'nın maskesiyle değil, Elina'nın ruhuyla konuşma vakti gelmişti.

"Rayan," dedi sesi titreyerek.

"Gördüğün o ışık... Victoria'ya ait değildi. Ben, on yedi yıldır bu saray koridorlarında solan o kadın değilim. Benim adım Elina. Ben sadece bir dadıydım; çocuklarını canı pahasına seven, sıradan bir kadın. Bir gece, karanlık bir sokakta o rahip tarafından canı alınan bir kurban..."

Rayan bir adım attı, şaşkınlığı yüzündeki çizgileri derinleştiriyordu. Elina, kalbindeki tüm ağırlığı dökerek devam etti:

"Öldüğüm gece bir seçim yapmak zorunda kaldım. Ariel adında bir varlık bana bir şans verdi; yarım kalan adaleti sağlamak ve mahzendeki ruhları huzura kavuşturmak için geri döndüm. Victoria'nın bedeni boştu Rayan, onun ruhu çoktan bu diyardan gitmişti. Ben sadece bir emanetçiyim. Senin on yedi yıldır evli olduğun kadın ben değilim... Ama seni o kuleden çıkaran, senin için dünyayı yakmaya yemin eden benim."

Kilisenin açık kapısından sızan rüzgar, yerdeki külleri savurdu. Elina, onun kendisinden korkmasını, bir "ölüden" ya da bir "ruh bekçisinden" tiksinerek uzaklaşmasını bekliyordu.

Ancak Rayan, beklenmedik bir şekilde gülümsedi.

Gözlerinde ne korku vardı ne de nefret; sadece saf, sarsılmaz bir kabulleniş.

"Benim tanıdığım Victoria hiçbir zaman bana böyle bakmamıştı," dedi Rayan, sesi boğuklaşarak.

"O kuledeki soğuk zincirleri kıran, yaralarımı sadece şifasıyla değil, merhametiyle saran sensin. İster bir melek ol, ister bir dadı... Benim kalbim Victoria'nın ismine değil, senin ruhuna mühürlendi Elina."

Rayan, Elina'nın belini kavrayarak onu sertçe kendine çekti. Aralarındaki o doğaüstü ve insani gerilim, az önceki kutsal ışıktan bile daha yakıcıydı.

"Ruhun kimin bedeninde olursa olsun,"diye fısıldadı adam, nefesi tenini yakarken. "O ruh benim sığınağım."

Rayan, Elina'nın bir şey söylemesine fırsat vermeden onu bu kez daha derin, daha sahiplenici bir şekilde öptü. Bu öpücük; Zalriel'in karanlığına, imparatorun zulmüne ve ölümün soğukluğuna karşı bir başkaldırıydı. Elina, Rayan'ın kollarında ilk kez "ait olduğu" yerde hissetti kendini.

İki farklı hayatın ve iki farklı bedenin tek bir aşkta düğümlendiği o an, kilisenin yıkık dökük duvarları arasında ebedi bir yemine dönüştü

More Chapters