Sarayın devasa salonunda, Elina'nın kutsal ışığı ile Lysander'ın kara büyüsü çarpıştığında ortaya çıkan enerji dalgası, yüzyıllık duvarlardaki antik freskleri yerinden söktü.
Elina, kanatlarını ardına kadar açarak imparatorun üzerine yürüdü. Lysander, asasının gücünün bu ilahi ışık karşısında adım adım eridiğini fark edince, gözlerindeki o kibirli parıltı yerini saf, hayvani bir korkuya bıraktı.
"Bu burada bitmedi!" diye kükredi Lysander.
Elindeki asayı son bir nefretle yere vurdu. Odada patlayan karanlık bir sis bulutu, Elina'nın ışığını kısa bir an için kör etti. Sis dağıldığında, taht odasında sadece yankılanan kahkahalar ve açık kalmış gizli bir geçit vardı. İmparator, korkakça bir gölgeye dönüşerek gecenin derinliklerinde sırra kadem basmıştı.
Taht odası ağır bir sessizliğe gömüldüğünde, geriye sadece Lysander'ın yere düşen ve taşları sökülmüş kırık tacı kaldı.
Rayan, kılıcını kınına sokmadan Elina'nın yanına geldi. Elini nazikçe onun titreyen omzuna koydu.
"Kaçtı..." dedi
Rayan, sesi derin bir huzurla yankılanıyordu.
"Ama artık geri dönecek bir krallığı, emir verecek bir ordusu yok. Halk artık bir tiranın korkusunu değil, bir Azize'nin merhametini soluyor."
Ertesi sabah, güneş başkentin üzerine her zamankinden daha parlak doğdu. Sarayın balkonuna çıkan Elina, üzerinde Victoria'nın en görkemli ama artık karanlığı değil, saflığı temsil eden beyaz ve altın işlemeli elbiseleriyle belirdi.
Hemen yanında Rayan duruyordu. Artık esir bir prensin kirli peleriniyle değil, kraliyet hanedanının hak edilmiş zırhıyla; halkın gözünde sadece bir savaşçı değil, adaletli bir lider olarak oradaydı.
Elina, halka doğru ellerini açtı. Kanatları bu kez somut birer tüy yığını değil, arkasında parlayan muazzam birer ışık hüzmesiydi. Binlerce insan, meydanı dolduran sessiz bir deniz gibi ona bakıyordu.
"Bugün," dedi Elina, sesi büyüyle güçlenerek tüm şehre bir rüzgar gibi yayıldı.
"Sadece bir taht el değiştirmiyor. Bugün, korkunun yerini adalet, gizemlerin yerini hakikat alıyor! Ben bu tahta size hükmetmek için değil, sizinle birlikte yanmak için oturuyorum. Ben Victoria Renear'ım; ama daha önemlisi, ben sizin sessizliğinizin sesiyim!"
Meydan "İmparatoriçe Victoria!" ve "Prens Rayan!" nidasıyla sarsılırken, Elina içindeki o küçük dünyaya, dadı Elina'ya fısıldadı:
"Başardık. Artık Rena ve tüm çocuklar, gölgelerin pençesinde değil, güneşin altında büyüyecek."
Törenin ardından güneş batarken, Elina taht odasındaki o devasa koltuğa ilk kez oturdu.
Rayan, tacı takmak yerine onu Elina'nın yanındaki masaya bıraktı ve usulca yanına eğildi. Elini tuttu; bu el, bir tanrıçanın değil, hala o sevdiği kadının sıcak ve titreyen eliydi.
"İmparatoriçem," diye fısıldadı Rayan, gözlerinde ilk kez hiçbir esaret izi taşımayan bir gülümsemeyle.
"Halk kapıda bekliyor, yasalar yeniden yazılacak ve Lysander hala bir yerlerde saklanıyor. Şimdi ne yapıyoruz?"
Elina gülümsedi ve Rayan'ın elini daha sıkı kavradı. Gözleri sarayın pencerelerinden görünen özgür şehre daldı.
"Şimdi Rayan," dedi Elina, sesi güven doluydu.
"Şimdi, bir efsane gibi değil... Gerçekten yaşamaya başlıyoruz."
~Son~
~Finished~
Hikaye burada final yapıyor . ekstra bölümler yayınlayacam 😍
