Elina, Rayan'ın kollarında bulduğu o kısa huzur anından sonra yavaşça geri çekildi. Gözlerindeki kor kırmızısı, yerini hüzünlü ama kararlı bir altın sarısına bırakmıştı.
Mahzenin kapısına doğru yürüdü; orada, mermer sekilerin üzerinde yatan o masum kadınlar ve kendi soğuk bedeni duruyordu.
"Bu ruhlar bu karanlıkta kalmamalı," dedi Elina fısıldayarak.
Elini havaya kaldırdığında, bu kez yıkıcı değil, arındırıcı bir ışık dalgası yayıldı. Zalriel'nin topladığı tüm bedenler, Elina'nın asıl bedeni de dahil olmak üzere, beyaz bir alevle kuşatıldı.
Bu ateş yakmıyor, sadece her şeyi saf ışığa dönüştürerek özgür bırakıyordu. Mermer sekilerin üzerinde yatan masum kadınların bedenleri, o kutsal alevle buluştuğunda acı çekmiyor gibiydiler; aksine, yüzlerindeki o donmuş dehşet ifadesi yerini derin bir huzura bırakıyordu.
Elina'nın gözleri, kendi öz bedenine takılıp kaldı. Bir zamanlar aynada gördüğü o tanıdık çehre, şimdi bir ışık huzmesine dönüşerek tavandaki çatlaklardan gökyüzüne doğru süzülüyordu.
Elina, kendi eski yüzünün ışığa karışıp gidişini izlerken, içindeki o son bağın da koptuğunu ve artık tamamen Victoria olarak, ama Elina'nın ruhuyla bu dünyada kalacağını hissetti.
Elina ana bedeni ışığın içinde yok olurken gözlerinden yaşların süzülmekte olduğunun farkında bile değildi.
Rayan elini eşinin yüzündeki gözyaşı damlarını silmek için kaldırdığında Victoria artık dayanacak gücünün kalmadığını anladı ve dizlerinin üzerine çöküp bütün gücüyle ağlamaya başladı.
Elina, gözlerinden süzülen yaşların sıcaklığını ancak Rayan'ın eli yanağına değdiğinde fark etti. Zalriel ölmüştü. İntikam alınmıştı.
Katili kendi elleriyle öldürmesine rağmen içindeki intikam ateşinin , sönmek yerine daha fazla büyümekte olduğunu anladığında içindeki derin bir boşluğun hiçbir zaman kapanmayacağını acı bir şekilde anladı.
Katilin ölümü, gidenleri geri getirmemeyecekti ve içindeki İntikam ateşi, odun bittiğinde sönmek yerine sahibini yakmaya başlayan bir orman yangınına dönüşmüştü.
Dizlerinin bağı çözüldü. Mermer zemine çökerken attığı o feryat, mahzenin duvarlarında yankılanıp sessizliği paramparça etti.
Rayan, hiçbir kelimenin bu acıyı dindiremeyeceğini biliyordu. Eğildi, Elina'yı bir tüy gibi kucağına aldı ve onu bu ölüm kokan dışarıya, soğuk gece havasına çıkardı.
Kilisenin ağır kapısından dışarı çıktıklarında, gökyüzü yas tutarcasına kararmıştı. Rayan, Elina'yı güvenli bir mesafeye bıraktıktan sonra geri döndü. Gözlerindeki ifade, Elina'nınki kadar kederli ama bir o kadar da hiddetliydi.
Rayan'ın parmaklarından çıkan kor kırmızı alevler, kilisenin ahşap kapılarını bir saniyede küle çevirdi.
Sağ elini kilisenin taş duvarlarına doğru uzattı. Rayan'ın içindeki ateş gücü, sadece bir büyü değil, yaşanan tüm bu adaletsizliğe duyulan sessiz bir yardım çığlığıydı.
Ateş, sanki bir canavarmışçasına binanın nefes aldığı her deliğe sızdı. Çatıdaki haç simgesi, sıcağın etkisiyle eriyip yere düşerken, asırlık taşlar çatlamaya başladı.
Bu sıradan bir yangın değildi; Rayan, Elina'nın ve diğer kadınların maruz kaldığı o karanlık hatıraları yeryüzünden silmek istiyordu.
Kilise devasa bir meşale gibi geceyi aydınlatırken, gökyüzüne yükselen siyah dumanlar Zalriel'in karanlık mirasını da beraberinde götürüyordu. Elina, dizlerinin üzerinde, arkasındaki devasa yangının sıcaklığını sırtında hissederek ağlamaya devam etti. Dünya artık onun için eski dünya değildi; o artık iki hayatın arasında kalmış bir gölgeydi.
Elina o zaman içten içe Suçlunun kimliğinin hiçbir zaman gün yüzüne çıkmayacağını biliyordu.
Sapkın rahip; tarihe gares katili olarak geçti,
~Devam edecek ~
Not:Hikayenin devam etmesini istiyorsanız lütfen sonda yorum yapmayı unutmayın bu benim bu uygulamadaki ilk kitabım lütfen destek olun🥺🙏Please, I love you. 😔🥺
