Kilise, arkalarında bir ışık sütunu gibi yanarken Rayan ve Elina, fırtınanın dindiği o serin gecede el ele malikaneye geri döndüler.
İmparatorluk Sarayı - Bir Saat Sonra
İmparator Lysander, çalışma odasının balkonunda başkentin ışıklarını izlerken,İmparatorun sadık yaveri Vane tolyn nefes nefese içeri daldı. Diz çökerek başını eğdi; yüzü kireç gibi bembeyazdı.
"Efendimiz... Kutsal Kilise... Zalriel..."
Lysander hızla arkasına döndü.
"Konuş! Ne oldu o rahibe?"
"Kilise tamamen yerle bir oldu, efendimiz. Ancak normal bir yangın değil bu. Şahitler, gökyüzüne yükselen devasa kanatlar gördüklerini söylüyorlar. Zalriel'den geriye sadece küller kalmış...."
Lysander'ın elindeki kadeh yere düşerek parçalandı. Şarap, halıya tıpkı kan gibi yayıldı.
"Kanatlar mı?" diye mırıldandı İmparator.
"Victoria... O kulede ölmesi gerekiyordu. Eğer o güç uyandıysa, sadece krallığım değil, başım da tehlikede demektir."
Lysander, odasındaki gizli bir bölmeyi açtı ve Zalriel'nin bile bilmediği o antik, kara büyülü asayı kavradı.
"Savaş istiyorsan, melek... Sana bir savaş vereceğim."
Elina, halkın bu uyanışını ve sokaklardan yükselen "Azize!" haykırışlarını duyduğunda, artık saklanma vaktinin dolduğunu anladı. Sadece bir kaçak değil, bir umut ışığı olma vaktiydi.
Güneş batarken, başkentin büyük meydanındaki katedralin çan kulesine çıktı. Aşağıdaki binlerce insan, meşaleleriyle bir ateş denizi oluşturmuştu. Elina, derin bir nefes aldı ve Victoria'nın bedenindeki tüm o kadim ışığı serbest bıraktı.
Birden, geceyi gündüze çeviren o muazzam beyaz kanatlar yeniden açıldı. Kulenin tepesinde, ışık saçan bir figür olarak belirdiğinde meydandaki binlerce insan aynı anda diz çöktü.
Sessizlik o kadar derindi ki, rüzgarın sesi bile duyulabiliyordu.
"Ben Victoria Renear değilim sadece!" diye gürledi sesi, büyüyle tüm şehre yayılarak.
"Ben sizin çektiğiniz acıların, dökülen gözyaşlarınızın ve çalınan onurunuzun sesiyim! İmparator size korku vaat etti, ben ise size gerçeği getiriyorum. Karanlık sona erdi. Bugün, sadece bir sarayın kapılarını değil, özgürlüğün kapılarını kıracağız!"
Elina kuleden aşağı süzülerek halkın en önüne indi. Yanında Rayan, kılıcını çekmiş bir aslan gibi duruyordu.
John Pepys ve Aren, eski rütbelerini bir kenara bırakıp halkın safına geçmişlerdi.
"Yürüyün!" dedi Elina.
Elina'nın ayakları katedralin önündeki taş zemine değdiğinde, etrafındaki ışık yavaşça soldu ama tamamen yok olmadı. Halk hala büyülenmiş bir huşu içinde geride duruyordu.
Aradaki boşluğu sadece Rayan doldurdu. Adımları sertti, zırhı meşalelerin ışığında parlıyordu.
Elina'nın önünde durduğunda, bir an duraksadı. Karşısındaki kadın, birkaç saat önce kucağında ağlayan Elina mıydı, yoksa gökyüzünden inen bir gazap mı?
Rayan: (Sesini sadece Elina'nın duyabileceği kadar alçalttı, tınısında hem gurur hem de tarif edilemez bir hüzün vardı.) "Sana bakıyorlar... Ama seni görmüyorlar, Elina. Onlar sadece bir kurtarıcı, bir mucize görüyorlar."
Elina: (Gözlerindeki o beyaz ışıltı yavaşça çekilirken Rayan'ın yorgun yüzüne baktı.) "Rayan, ben hala..."
Rayan: (Sözünü kesti ve elini nazikçe, sanki Elina her an buharlaşıp gidecekmiş gibi yanağına koydu.) "Biliyorum. Ama dünya artık seni benim gördüğüm gibi görmeyecek. Bu kanatlar... Seni benden çok uzağa taşıyorlar."
Elina: (Rayan'ın elini tutup avucunun içini öptü; teni hala ilahi bir ısıyla yanıyordu.) "Nereye uçarsam uçayım, yere sadece senin yanına inmek için bakacağım. Rayan, bu gece bir imparatorluk yıkılabilir ama senin yanındaki yerimi hiçbir güç yıkamaz."
Rayan: (Kılıcını kınından büyük bir gürültüyle çekti, gözlerindeki o hüzün yerini sarsılmaz bir kararlılığa bıraktı.) "O zaman bugün o kapıları senin için değil, seninle beraber kıracağım. Eğer bu senin tanrılığa giden yolunsa, ben de o yolun sonuna kadar senin gölgen olacağım."
Elina Victoria'ya verdiği sözü yerine getirmek için son adımdaydı imparatorun zulümune son ver.
Elina'nın konuşmasının yankıları sürerken, halkın içinden yaşlı bir adam titreyen eliyle Rayan'ı işaret etti.
"Bu o..." diye fısıldadı.
"Yıllar önce zincire vurulan, sarayın zindanlarında çürümeye terk edilen Prens Rayan!"
Fısıltılar bir dalga gibi yayıldı. İnsanlar sadece bir "Azize"ye değil, aynı zamanda çalınmış geleceklerine bakıyorlardı.
Rayan: (Adımını öne attı, kılıcını yere dikip iki eliyle kabzasına tutundu. Sesi, Elina'nınki kadar büyülü değildi ama bir insanın sahip olabileceği en saf kararlılıkla doluydu.)
"Bana diz çökmeyin! Ben yıllarca o zindanlarda sizinle aynı karanlığı soludum. Lysander sadece benim tahtımı değil, sizin de ekmeğinizi ve onurunuzu çaldı!"
Meydandan Bir Ses: "Bizi ölüme mi götürüyorsun Prens? Saray muhafızları bizi çiğner geçer!"
Rayan: (Halkın arasına girerek, korkuyla geri çekilen bir gencin omzuna elini koydu.)
"Ben sizi ölüme değil, hak ettiğiniz sabaha götürüyorum. Bak bana! Üzerimdeki bu yaralar, sarayın size olan borcunun imzasıdır. Elina size ışığı getirdi, ben ise size o ışığı koruyacak kılıcı veriyorum. Bugün ya zincirlerimizin sesini duyacaklar ya da özgürlüğümüzün haykırışını!"
Halkın İçinden Bir Kadın: "Dualarımız seninle Prens! Babandan kalan o adaleti geri getir!"
Rayan: (Elina'ya bakarak gülümsedi, sonra tekrar halka döndü.)
"Adalet artık bir kişinin elinde olmayacak. Bugün o kapıdan içeri girdiğimizde, sadece bir imparatoru devirmeyeceğiz; korkunun imparatorluğunu yakacağız! Kim benimle, kim özgürlüğü için bir adım öne çıkacak?"
Meydanda bir anlık sessizlik oldu, ardından binlerce boğazdan tek bir kükreme yükseldi. Rayan artık bir esir değil, halkın ordusunun komutanıydı.
Binlerce insan, bir sel gibi saray kapılarına doğru akmaya başladı. Halkın bu devasa gücü, saray muhafızlarının çoğunun silahlarını yere bırakmasına neden oldu. Kimse bir tanrıçaya ve kendi halkına karşı savaşmak istemiyordu. Sarayın altın kapıları, halkın ve Elina'nın ışığının baskısıyla büyük bir gıcırtıyla sarsılmaya başladı.
Kapılar büyük bir patlamayla açıldığında, karşılarında İmparator Lysander duruyordu.
Ancak o artık sadece bir insan değildi; elindeki kara büyülü asa, çevresindeki tüm ışığı emiyor, arkasında gölgelerden oluşmuş bir ordu yükseliyordu.
"Halkın sevgisi seni kurtarmayacak küçük melek," dedi
Lysander, sesi mezar soğukluğundaydı. "Bu şehir senin mezarın olacak."
Elina, Rayan'ın elini son bir kez sıktı ve ileri atıldı. Bir yanda halkın umudu ve Elina'nın kutsal ışığı, diğer yanda imparatorun karanlığı... Büyük final başlamıştı.
