Ficool

Chapter 30 - Bebeklerimden uzak dur şeytan

Rayan'ın elleri arasında bir yaprak gibi titrerken içindeki şifacının o uysal sesi sustu; yerine, evlatları için dünyayı ateşe verebilecek bir annenin feryadı yükseldi.

Lysander'ın mektubundaki her kelime, ruhuna atılmış birer kanca gibi etini çekiştiriyordu. Kurban... Karanlığın kapları... Zihni bu karanlık ihtimallerle boğuşurken, kalbi sanki göğüs kafesini parçalayıp bahçeye, o iki küçük canın yanına koşmak istiyordu.

"Onlar benim karanlığım değil, Rayan," diye inledi Elina, gözlerinden boşalan yaşlar yanaklarındaki toz ve kederle karışırken.

"Onlar benim mucizem. Eğer biri bedel ödenecekse, o bedeli annem gibi benim ödemem gerekiyor .Ben evlatlarımın birer kurbana dönüşmesine izin vermeyeceğim!"

Korku, yerini yakıcı bir şefkate ve koruma içgüdüsüne bıraktı. Elina'nın sırtından ışıkla örülü, bembeyaz kanatlar fışkırdı. Balkon korkuluklarından boşluğa doğru kendini bırakırken, kanatları havayı keskin bir hışırtıyla yardı. Bir melek zarafetiyle, ama bir yırtıcı kuşun kararlılığıyla süzülerek bahçeye indi. Elbiseleri çalılara takılıyor, rüzgar saçlarını yüzüne çarpıyordu ama o sadece Alaric'in o şaşkın, masum bakışlarını ve Leo'nun etrafındaki o kontrolsüz enerjiyi görüyordu.

Bahçeye ulaştığında nefes nefeseydi. Leo'nun etrafındaki o kavurucu sıcaklık ve Alaric'in parmaklarından süzülen o uğursuz duman, annelerinin varlığıyla bir anlığına duraksadı.

"Annem!" diye bağırdı Leo, gözlerindeki o kor kızıllık sönüp yerine çocuksu bir telaş gelirken. Alaric ise hala ellerine bakıyordu, sanki içindeki o yabancı güçten korkmuş gibi büzülmüştü.

Elina hiç tereddüt etmeden, tehlikeye ya da o siyah dumana aldırmadan ikisinin ortasına diz çöktü. Kollarını genişçe açarak her ikisini de aynı anda göğsüne bastırdı.

"Buradayım," diye fısıldadı, sesindeki titremeyi onların duymaması için bastırarak.

"Buradayım meleklerim. Hiçbir şey yok... Hiçbir şey sizi benden alamaz."

Alaric, annesinin boynuna sokulup hıçkırırken, Leo da başını Elina'nın omzuna yasladı. Elina, çocuklarının kokusunu içine çekerken parmak uçlarından sızan saf, altın rengi ışığın bu kez her zamankinden daha parlak, daha güçlü olduğunu hissetti. Bu ışık, Alaric'in ellerindeki o isi temizliyor, Leo'nun tenindeki o aşırı harareti dindiriyordu.

O an anladı; Lysander'ın zehri ne kadar derin olursa olsun, bir annenin sevgisi bu dünyadaki en kadim büyüydü. Başını kaldırıp balkonda duran Rayan'a baktı. Gözyaşlarının arkasındaki o kristal sertlik şimdi bir yemine dönüşmüştü.

"Onları koruyacağız Rayan," dedi içinden.

"Gerekirse kendi ışığımı bu karanlığa gömerim ama onların sönmesine izin vermem."

Sarayın duvarları arasında yankılanan bu sessiz yemin, sınır boylarındaki karanlık gölgeleri bile bir anlığına titretti.

Elina çocuklarını daha sıkı kucakladı; sanki kolları, onları tüm dünyadan koruyabilecek tek kaleymiş gibi.

Leo ve Alaric Elina'nın gözünde hala yeni doğmuş bebeklerdi .

Victoria'nın babası, bebeklerinin ölmeye mahkum olduğunu söyleyen bir mektup gönderiyordu. İmparatorun bu kadar süre sessiz kalmasını her zaman tuhaf bulmuştu ve dört sene sonra en sonunda harakete geçmişti.

Elina Rayana bakıp içinden dua etti.

Elina, çocuklarının başını göğsüne bastırırken gözlerini göğe dikti. Bu bir dua değil, varlığın tüm katmanlarını titreten bir pazarlıktı. İçindeki kutsal ışığı söküp atmaya hazır bir kadının son yakarışı, evrenin boşluğunda yankılandı:

"Ey yukarıdaki sonsuz kudret, sesimi duy ve ruhumun çığlığına şahit ol!

Eğer bu iki masum canın bedeli ölmekse, o ölümü benim damarlarıma akıt. Eğer onların ruhları karanlığa kurban edilecekse, benim ışığımı al ve beni o dipsiz karanlığın en sadık bekçisi yap.

Sana merhamet için değil, bir takas için yalvarıyorum: Onların tek bir saç teline dokunulmaması karşılığında; kanatlarımı, cennetimi ve ebedi huzurumu senin ayaklarının altına bırakıyorum. Onlar gülsün diye ben sonsuza dek ağlamaya, onlar yaşasın diye her gün bin kez ölmeye hazırım.

Eğer benim evlatlarımı benden alırsan, senin yarattığın bu dünyayı kutsal ışığımla değil, bizzat kederimin karanlığıyla yıkarım. Bu canlar benim mucizemdir; onları korumak için gerekirse senin adını da, sana giden yolu da reddederim.

Sözümü mühürle, ruhumu al, ama onları bana bağışla!"

Elina'nın bu yeminiyle birlikte, altın rengi ışığına ilk kez soğuk ve karanlık bir gölge karıştı; gökyüzü, bir annenin tanrısına meydan okuyuşuyla sarsıldı.

Elina'nın dudaklarından dökülen bu yakıcı yemin, evrenin dokusunda bir yırtık açmış gibiydi. Gökyüzü, onun ışığına karışan o karanlık gölgeyle birlikte gürledi. Ancak bu kez rüzgarın uğultusu arasında, sadece Elina'nın ruhuna mühürlenmiş,tanıdık bir ses duyuldu.

"Ariel "

"Başmelek "

Kafasının içerisinde yankılan sesin sahibi onu ruh bekçisi yapan ve doğduğu andan beri onu izleyen melekti.

~Devam edecek~

Not; 1 sezon burada bittiyor😍 yeni sezonda karakterler üzerinde daha fazla duracağım ve cevapsız soruları cevaplayacağım🎉

More Chapters