Ficool

Chapter 20 - ilk öpücük

Elina, kütüphanenin loş ışığında titreyen elleriyle Zalriel'nin defterini masaya bıraktı.

Kalbi, Rena için duyduğu korkuyla sıkışıyordu. Odadan çıkıp Rayan'ın dinlendiği odaya yöneldi. Prens, pencerenin kenarında oturmuş, dışarıdaki fırtınanın yorgun kalıntılarını izliyordu. Elina'nın içeri girdiğini duyunca yavaşça ona döndü; kehribar gözlerinde hala o derin keder ama bir o kadar da merak vardı.

Elina yanına yaklaştı ve elini nazikçe Rayan'ın omzuna koydu.

"Rayan," dedi sesi fısıltı gibi ama sarsılmaz bir kararlılıkla.

"Karanlık, saray duvarlarının çok ötesine uzanmış. Sandığımızdan daha büyük bir belayla karşı karşıyayız."

Rayan, Elina'nın elini tutup kendi avucuna aldı.

"Victoria... Gözlerindeki bu korku sadece imparator için değil, biliyorum. Kilisede ne gördün?"

Elina derin bir nefes aldı.

"Genç kadınları vahşice öldüren bir seri katil... O bir rahip, Rayan. Zalriel. Ama o sadece bir katil değil; ruhları toplayan, bedenleri birer boş kafes gibi saklayan bir sapkın. Ve şimdi... şimdi Rena isminde genç bir kızın peşinde.onu mahzendeki mermer sekilerden birine yatırmak istiyor."

Rayan'ın çenesi kasıldı, bakışları keskinleşti.

"Buna izin vermeyeceğiz. Eğer o rahip senin ışığına el uzattıysa, bu kez karşısında sadece bir prenses değil, krallığı elinden alınmış bir savaşçı bulacak. John ve Aren ile konuşacağım; Rena'yı buraya, bu malikaneye getirmeliyiz. Burası artık sadece bizim sığınağımız değil, onun kalesi olacak."

Elina, Rayan'ın gözlerindeki o koruyucu ateşi görünce içindeki korkunun biraz olsun dağıldığını hissetti.

"Rayan, o adam normal bir insan değil. Beyaz saçları ve mor gözleri... Yasaklı bir güç taşıyor. Onu durdurmak için saklı kalan tüm gücümü kullanmam gerekecek. Ama seni ve Rena'yı bu işin içine daha fazla çekmekten korkuyorum."

Rayan ayağa kalktı ve Elina'nın yüzünü ellerinin arasına aldı.

"17 yıl boyunca o kulede sessizce hiçbir şey yapamadan solup gittmeni izledim, şimdi bir çocuk değilim .Şimdi yanındayım ve bir kez daha seni ya da sevdiklerimi kaybetmeye niyetim yok.Eşin olarak bana güven o rahibin 'kutsal' dediği her şeyi başına yıkacağız."

Elina, kütüphanenin ağır meşeden yapılmış kapısına doğru ilerlerken duraksadı. Üzerindeki siyah pelerin, Victoria'nın asil ama artık savaşçıya dönüşmüş bedenini bir gölge gibi sarıyordu. Zalriel'nin defterinden öğrendiği o dehşet verici sırlar, zihninde yankılanan Rena'nın çığlıkları ve kendi kayıp bedeninin soğukluğu... Her şey onu o geceye, o kanlı hesaplaşmaya doğru itiyordu.

Tam kapı koluna uzanmışken, arkasından gelen sıcak bir el bileğini kavradı. Rayan, her zamanki o mesafeli ama derin duruşuyla oradaydı. Ancak bu kez gözlerindeki o hüzünlü kehribar ışık, yerini saf bir endişeye ve bastırılmış bir tutkuya bırakmıştı.

"Seni bu şekilde göndermeyeceğim," dedi Rayan, sesi fırtınanın ortasındaki o güvenli liman gibi sakindi.

Elina ona döndüğünde, Rayan aradaki mesafeyi tek bir adımda kapattı.

Elina'nın yüzünü, sanki dünyanın en nadide mücevherine dokunuyormuş gibi ellerinin arasına aldı. Başparmağıyla Elina'nın yanağındaki, öfkeden dolayı hafifçe kızarmış olan deri üzerinde gezindi.

"17 yıl..." diye fısıldadı Rayan. "Sana dokunabilmek için, seninle nefes alabilmek için 17 yıl bekledim. Seni bir kez daha o karanlığa, o sapkın rahibin kollarına savunmasız gönderemem."

Elina'nın kalbi, Victoria'nın göğüs kafesinde ilk kez bu kadar şiddetle ama korkudan değil, aidiyetten dolayı çarptı.

"Gitmek zorundayım Rayan. Rena için, kendim için... Ve bizim için."

Rayan hafifçe öne eğildi, alınları birbirine değdi. Elina, Rayan'ın taze nane ve hafifçe sedir ağacı kokan nefesini kendi yüzünde hissetti.

"O zaman gitmeden önce," dedi Rayan sesi daha da kısılarak, "bana geri dönmek için bir sebep ver."

Zaman o an, o loş kütüphanenin içinde dondu. Rayan, Elina'nın dudaklarına yumuşak, tüy kadar hafif ama vaatlerle dolu bir öpücük bıraktı. Bu sadece bir veda değil, bir mühür gibiydi. Elina'nın tüm bedeni, Victoria'nın damarlarındaki o kadim büyüyle değil, Rayan'ın ona verdiği o insani sıcaklıkla titredi.

Geri çekildiklerinde, Rayan'ın gözleri artık sadece bir prensin değil, eşini savaşa gönderen bir şövalyenin kararlılığını taşıyıyordu. Elina'nın elini kalbinin üzerine koydu.

"Gidip o rahibin üzerine gökyüzünü yık, Victoria. Ama unutma, burada seni bekleyen ve nefesini seninle alan bir adam var."

Elina, dudaklarında kalan o tatlı sızıyla gülümsedi. Artık sadece intikam için değil, bu sıcaklığa geri dönmek için de savaşacaktı.

Arkasına bakmadan kapıdan çıktı ve gecenin karanlığına, Zalriel'nin sahte kutsallığını yerle bir etmek üzere süzüldü.

More Chapters