Ficool

Chapter 18 - cesetler

Elina, John'un uyarılarını dinleyerek

Zalriel ile doğrudan yüzleşmek yerine, o ayinde gördüğü vizyonun izini sürerek mahzenin karanlık dehlizlerine tek başına süzüldü.

Aziz Lazarus Yetimhanesi'nin altındaki hava, yukarıdaki kilisenin kutsal kokusundan tamamen farklıydı; burada sadece pas ve bayat bir çiçek kokusu vardı.

Demir kapıyı, Victoria'nın parmak uçlarındaki o devasa güçle, tek bir ses bile çıkarmadan yerinden oynattı ve içeri girdi. Ancak beklediği şey sadece kendi bedeniyle karşılaşmaktı; gördüğü manzara ise ruhunu donduracak bir vahşetin sessiz tanığıydı.

Oda, yüzlerce beyaz mumla aydınlatılmıştı. Duvar kenarlarında, özenle yerleştirilmiş mermer sekilerin üzerinde yatan kadınlar vardı. Hepsi genç, hepsi bembeyaz elbiseler içinde... Elina dehşetle fark etti ki, orada sadece kendi bedeni yoktu. En az on farklı kadın cesedi, sanki derin bir uykudaymış gibi yan yana dizilmişti. Hepsi taze çiçeklerle çevrelenmişti ama tenleri mermer kadar soğuk ve cansızdı.

Bu bir mezarlık değil, bir "ruh koleksiyonuydu."

Odanın en dip kısmındaki büyük bir aynanın önünde, birinin hareket ettiğini gördü.

Elina hızla gölgeye çekildi. Bu, Zalriel'di ama önceki gün gördüğü o "genç ve masum" adamdan çok farklı görünüyordu. Işık vurduğunda Zalriel'in saçlarının aslında gençliğine tezat oluşturacak kadar kar beyazı olduğunu fark etti.

Ama asıl ürkütücü olan bakışlarıydı.Zalriel aynaya bakmak için döndüğünde, Elina onun mor gözlerini gördü. Bu renk ne bu dünyaya ne de insan doğasına aitti; bu, yasaklı bir büyüyle ya da başka bir boyuttan gelen bir güçle lanetlenmişliğin işaretiydi.

Zalriel, Elina'nın yattığı sekizinci sekiye doğru yaklaştı. Elina'nın kendi solgun yüzüne şefkatle dokundu.

"Hala boşsun," diye fısıldadı sesi mahzende yankılanarak. "Ruhun o gece nereye kaçtı Elina? Seni bu kadar güzel iyileştirmişken, neden uyanmıyorsun?"

Rahip Zalriel, elindeki gümüş hançeri hafifçe kendi avcuna bastırdı. Kanı, mermer zemine damlarken mor gözleri karanlıkta parlıyordu.

"O parlak ruhu geri getireceğim. Eğer bu şehirdeki tüm kadınların nefesini kesmem gerekse bile, seni o boş kafese geri sokacağım."

Elina, Victoria'nın bedeni içinde titrediğini hissetti. Karşısındaki adam sadece bir katil değil, ruhların göçünü manipüle etmeye çalışan bir sapkındı. Kendi bedeni orada, bir kukla gibi onun ellerindeydi. Eğer Victoria olarak orada yakalanırsa, Zalriel mor gözleri onun gerçek kimliğini bir saniyede çözebilirdi.

Yavaşça geri çekilmeye çalışırken, yerdeki kurumuş bir gül dalına bastı.

"Çıt."

Rahip Zalriel'nin beyaz saçları, duyduğu sesle birlikte bir kobra gibi dalgalandı. Başını yavaşça, Elina'nın saklandığı karanlığa doğru çevirdi.

Mor gözlerinde nefrete yer olmayan, sadece soğuk bir merak vardı.

"Mahzenimde bir misafir mi var? Yoksa kaybolan ruhlardan biri yolunu mu şaşırdı?"

Mezmurlar 115:17:

"Ölüler RAB'be övgüler sunmaz, sessizlik diyarına inenlerin hiçbiri."

Mezmurlar 26:6

"Suçsuzluğumu göstermek için ellerimi yıkar, sunağının çevresinde dönerim, ya RAB."

More Chapters