Ficool

Chapter 15 - kayıp

Fırtına malikanenin camlarını döverken, Elina ve John kütüphanenin loş ışığında karşı karşıya kaldılar.

Elina, Rayan'ı uyuttuktan sonra havadaki o ağır sessizliği bozmaya karar verdi. John'un şüpheci bakışları altında, artık bir sırla yaşamanın yükünü taşımak istemiyordu.

"Sana bir hikaye anlatacağım John," dedi

Elina, sesi tozlu raflar arasında yankılanarak.

"Ama bu hikaye bir prensese değil, birkaç gün önce karanlık bir sokakta son nefesini veren bir dadıya ait."

Elina, John'un gözlerinin içine bakarak her şeyi anlattı:

O gece sokaktaki o katili, ölürken ettiği duayı, Ariel ile yaptığı anlaşmayı ve Victoria'nın bedeninde nasıl yeniden doğduğunu...

John, duydukları karşısında taş kesilmişti. Bir maliyeci olarak rasyonel dünyaya inanırdı ama karşısındaki kadının altın gözleri ve bildiği imkansız sırlar, mantığını devre dışı bırakıyordu.

"Yani sen..." diye kekeledi John. "Sen gerçekten Elina mısın? Benim çocuklarımın dadısı olan o küçük kız?"

Elina John'un sorduğu soruya bütün kararlılığını ortaya koyarak cevap verdi.

"Ruhum o, John. Artık bir melek ve bir ruh bekçisiyim. Victoria'nın on yedi yıllık acısını ve Rayan'ın umudunu omuzlarımda taşıyorum."

John, duyduklarının şokuyla sarsılırken aniden yüzüne derin bir keder çöktü.

Elina'nın ellerini tutmak istedi ama sonra vazgeçip masaya dayandı.

"Eğer durum buysa Elina... Bilmen gereken, kalbini parçalayacak bir şey daha var. Ben senin öldüğünü sanıyordum çünkü o gece muhafızlar sokağa ulaştığında... orada kimse yoktu."

Elina'nın kaşları çatıldı, kalbi hızla çarpmaya başladı.

"Ne demek kimse yoktu? Ben orada can verdim!"

"Hayır," dedi John, sesi titreyerek.

"Seni bulamadılar. Sadece yerde devasa bir kan birikintisi ve senin o gece taktığın, çocuklarımın sana hediye ettiği gümüş kolye vardı.Ailen perişan halde. Baban ve kardeşin Rena günlerce o sokaklarda seni aradı ama senden tek bir iz bile yok. İmparatorluk kayıtlarına 'Kayıp' olarak geçtin. Herkes senin o canavar tarafından kaçırıldığını ve bir yerlerde infaz edildiğini düşünüyor."

Elina olduğu yere yığıldı. Ölmüş olmayı kabul etmişti ama "kayıp" olmak... Bu, ailesi için yaşayan bir cehennem demekti. Rena hala onun bir yerlerde hayatta olduğunu umut ederek her gece ağlıyordu belki de.

"Eğer bedenim orada değilse..." diye mırıldandı Elina, dehşet içinde.

"Beni kim aldı? Eğer Ariel almadıysa, o canavar beni hala bir yerlerde tutuyor olabilir mi? Yoksa ruhum bu bedene geçerken asıl bedenim yok mu oldu?"

John başını iki yana salladı.

"Bilmiyorum Elina. Ama bildiğim tek şey, ailenin hala bir mucize beklediği. Rena her gün saray kapısına gelip seninle ilgili bir haber olup olmadığını soruyor. Onu öyle görmek... ciğerimi yakıyor."

Elina, Victoria'nın güçlü parmaklarını sıktı.

Artık sadece Rayan'ı kurtarmak ve imparatoru devirmek zorunda değildi. Kendi asıl bedenine ne olduğunu bulmak ve ailesine, en azından bir "veda" borçluydu.

"John," dedi Elina, gözlerinde hem meleklerin ışığı hem de bir insanın öfkesiyle.

"Beni kimin kaçırdığını bulacağız. O canavarın peşine düşeceğiz. Ama önce... Rayan'ı güvende tutmalıyız. Çünkü eğer imparator benim yaşadığımı (Victoria olarak) öğrenirse,ilk iş olarak eşime saldıracaktır."

More Chapters