Ficool

Chapter 6 - BÖLÜM 6 — DÖRT BÖLGE, DÖRT LİDER

Müdür Elara, anahtarlı verdi ve koridorda kayboldu. Apollo kapı ile ışıkları açtı ve kendi yatağına oturdu.

"Senin geleceğinin haberini aldım. Odayı biraz toparlamaya çalıştım. Sen kendince bir düzen oturtursun zaten." Sesi fazla sakindi. Ve rahat hissettiriyordu.

"Teşekkür ederim." Dedim. Çantamı yatağıma attım. Valizimi açtım ve dört kapılı gardroba yürüdüm. Okulda okuyanlar erkek kurtlar olduğu için, formam sadece bana özeldi.

Fazla kıyafet almamıştım zaten. Onlarları yerleştirdim. Arkamı döndüğümde, Apollo beni izliyordu. Meraklı, ilgili, gümüş grisi gözleri bana odaklanmıştı.

"İşin bittiğinde konuşmak ister misin?" Soru ani gelmişti. "Ne hakkında?"

Yatağında dikleşti, "Okulda ki ilk kızsın. Senden önce, okulda okumak için gelen iki kız daha olmuştu. Sence onlara ne oldu?" Bunu merak etmiyordum. "Bilmiyorum. Okul tarihini araştırmadım." Kitaplarımı yerleştirirken cevapladım.

"Okul tarihini araştırmamak senin aleyhine." Dedi alaycı bir kıkırdamayla. "Neden ôyle sôyledin?" Apollo çok geçmeden cevapladı. "Dört Alfa, dôrt büyük güç. Bölge liderlerini bilmiyorsun, sınıfları bilmiyorsun, kuralları bilmiyorsun." Bir bakıma haklıydı. En azından, liderleri öğrenebilirdim. Ama yapmadım.

"Buraya gelmek hayat planlarımda yoktu." Ciddiyetle yanıtladım. "Bana sormak istediğin bir şeyler var mı? Diana." Sorusu yine ani geldi. Evet, tabi. Merak ettiğim birçok şey vardı. Nefes aldım ve konuştum. "Bana bölge sürüsü liderlerinden bahset. Doğaüstü güçlere sahip olan Alfa'lar."

Apollo elini çenesine koydu, biraz düşündü.

"Tamam peki. İlk bunu öğrenmek istemen ilginç."

Derin bir nefes aldı ve yatağın kenarına oturdu, dirseklerini dizlerine yasladı.

"Bu okul dört bölgeye bağlı," diye başladı. "Kuzey, Güney, Doğu ve Batı. Her bölgenin bir Alfası var ve bu kampüs onların ortak alanı. Ama güç dengesi hiçbir zaman tam anlamıyla eşit olmaz."

Sessizce dinledim. İçimdeki dikkat tamamen ona odaklanmıştı.

"Güney'in Alfası Caleb," dedi. "Onun gücü fiziksel değil, zihinsel. İnsanların ve kurtların zihinlerine sızabilir, düşüncelerini yönlendirebilir. İstediği kişiyi kendi iradesiyle hareket ediyormuş gibi kontrol edebilir. Onun karşısında güçlü olmak yetmez, zihnini de koruman gerekir."

Kaşlarım hafifçe çatıldı. Bu tehlikeliydi.

"Doğu'nun Alfası Drew," diye devam etti. "Elementlere hükmeder. Ateş, su, Toprak, hava. Ve ışığı da yönetebilir. Onun için geceyle gündüz arasında fark yoktur. Çünkü istediği an ortamı tamamen değiştirebilir. Onunla savaşmak, doğayla savaşmak gibi."

İçimde hafif bir kıpırdanma oldu. Güç… bu kelime burada çok farklı bir anlam taşıyordu.

"Batı'nın Alfası Lyold," dediğinde sesi biraz değişti. Daha dikkatliydi. "O diğerlerinden daha farklı. Sadece kurt değil. İstediği hayvana dönüşebilir. Hız, güç, çeviklik… hangisine ihtiyaç duyarsa ona bürünür. Ve en tehlikelisi…" kısa bir an durdu, "Neye dönüşeceğini asla bilemezsin."

Dudaklarımı hafifçe sıktım.

"Ve Kuzey?" diye sordum.

Apollo gözlerimin içine baktı.

"Kuzey'in Alfası Xenon," dedi alçak bir sesle. "İyileştirir… ama aynı zamanda yok edebilir. Dokunmadan zarar verebilir. Vücudu yenileyebilir, enerjiyi kontrol edebilir. Onun yanında olmak, hem güvenli hem de ölümcül bir his verir."

"Bitti mi?" Dedim sakince. "Evet Diana."

"Dört bölge, dört lider ve dört farklı tehdit."

Elimi çeneme bastırmış, sesli düşünüyordum.

"Aynen öyle. Özellikle kız olarak, çok dikkatli olman gerekiyor." Bunu gerçekten önemsiyormuş gibi söylemişti. Ve devam etti, "Bu okul, kolay kolay insan almaz. Özellikle bir kız... Senin ne özelliğin var bilmiyorum. Fazla ilginçsin. Ama bu kampüste, insanlar yerini belirlemek için uğraşır. İlk hafta ya içine kapanırlar, ya da hata yaparlar."

"Sen hangisiydin?" Soru onu afallamış gösterdi. "İkisi de değildim. Gözlemleyen kişiydim." Dedi. Ses tonu oldukça ciddiydi.

"Her neyse prenses, yol yorgunusun ve uyumalısın. Sabah seni uyandırır ve dersliğe götürürüm." Prenses mi? Bana karşı kullandığı tabir, beni şaşırttı. Ama bunu sorgulayacak kadar dinlenmiş değildim. "Peki, teşekkür ederim." Dedim ve yatağıma uzandım. Tavana bakarken, yine düşünceler beni ele geçirdi. Alfa... Kurt adamlar... İnsanlar... Peki ben, ben neydim? Sadece potansiyel luna mı? Yoksa dişi bir lider mi?...

Bunları çok düşünmedim ve gözlerimi açık tutamadığımı fark ettim. Kendimi uykuya vermek, en iyi tercih oldu.

More Chapters