Hikari odada kendi başına ağlamaya başlar. Gece geç saatlere kadar kendi başına, yalnız şekilde; bir yandan ağlayarak, bir yandan da düşünür. Çünkü kendi yanlış giden hayatını birisi alıp yüzüne vurmuştur.
Artık Hikari değişmiş ve:
"Aslında haklı. Benim burada durmamın bir amacı yok gibi. Beni anlayan veya koruyan birini istiyorum. Onunla hayatımın geri kalanını geçirmek istiyorum. Karada böyle biri mümkün olmadığını bilmeme rağmen neden duruyorum ki?" der.
"Evet!" diye gece gece bağırır.
"Artık korkmuyorum. İstediğimi yapabilirim ben. Dünyayı tanımak, başka duygular yaşamak istiyorum. Korku ve düşüncesizlikten bıktım. Boyun eğen hep biz oluyoruz. Artık burada kalmamın bir anlamı yok." der ve kendi kendine düşünerek nasıl, nereden kaçacağını düşünür.
"Özgürlük..." der.
"Gerçekten de bu kadar iyi ve güzel bir şeye canım pahasına ulaşmak istiyorum." diyerek camdan dışarı bakar ve yıldızları izleyerek uykuya dalıp gider.
O sırada Makuro gece aynı şekilde dışarıda oturarak yıldızlara bakıyor, gökyüzünü seyrediyordur.
Kendi kendine sorar:
"Acaba yanlış mı düşünüyorum?"
diye eline bakar.
"Bu güç... bu güç benim değil. Acaba beni yöneten ben değilim de kanım mı? Yoksa düşüncelerim benim değil de kanın mı? İstediğim, yapmak istediğim, olmak istediğim şeyler benim değil de kanın bir planıysa?"
diye diye derin derin düşünüyordur.
En son eliyle aya doğru uzanır.
"Eninde sonunda her şey benim olacak. Şimdi olmasa bile hayatımı ben kendim yönlendireceğim." der ve eliyle ayı avucunun içinde tutuyormuş gibi yumruk yapar.
O sırada Kurogami, Misora'yı kucaklayıp çoktan başka bir binaya götürmüştür. Şehrin içinde plana en uygun binayı arıyor ve kapıları kendi kendine düşünüyordur.
"Biz sanırım 10. kapıdan kaçacağız. O kız nereden kaçardı? En muhtemel kaçış onun için 8. kapı olmalı ya da biz oradan kaçmasını zorla dayatırız. Evet, şu mu yoksa şu mu?" diye diye en güzel binayı seçmek için kara şehrinde cirit atıyordur.
"Heh işte buldum! Hem 10. kapıyı gören hem de 8. kapıyı gören bir bina. Mükemmel, bir de çok yakın." diyerek binanın önüne gelir.
Etrafa bakarak:
"Sanırım ben gelince diğer karalar gitmiş." diyerek binaya girer.
"Kimse var mı?" diye tekrar tekrar üst kata çıkana kadar bağırır ama kimse çıkmaz.
Sonra Misora'yı indirir ve:
"Evet, ne diyordun canım?" diye soramadan tokadı ağzına yer ve şaşırıp kalır.
Misora:
"Sabahtır sırtında bağırıyorum ama beni duymuyorsun. Hatta seni birkaç kez yumrukladım, onu bile hissetmedin. Neden buraya geldik? Neden Makuro'yu orada bıraktık? Yani şey... buraya gelme amacımız baş başa kalmak mı yoksa bir plan mı bu?" diyerek utanır ve Kurogami'nin yüzüne bakar.
Kurogami:
"Tabii bir plan bu. Daha iyi bir evimiz olsun, yüksek olsun diye buraya geldim." der ama Misora bu cevabı beğenmemiştir.
Kurogami yutkunarak devam eder:
"Tabii ki aşkımı unutmadım. Baş başa kalabileceğimiz bir sürü odalı bir bina. Hatta kendi zevkine göre tasarlayabileceğin hobi odaları da yapabilirsin. Ne istersen."
Misora az da olsa hamile olduğunu hissediyordur ama Kurogami'ye asla söylememiştir bunu ve karnını tutarak sevinir.
Kurogami, Makuro'nun anlattıklarına dayanarak aklına gelir ve Misora'ya sarılarak kulağına eğilir:
"Ve hatta çocuk odası da kurabilirsin kendince bir tasarımla. Burası ait olduğu yer değil ama seni sevindirmek için her şeyi yaparım, merak etme." der ve Misora'ya bakar.
Ama Misora utanır ve gözleri parlamaya başlar.
"Hımm..." der, sarılarak Kurogami'ye.
"Tamam, odamız şurası olsun şimdilik. Teşekkür ederim Kurogami." der ve bir öpücük verir ödül olarak.
"Sonra ben biraz burayı toparlayayım, sen de binada başka biri yaşıyor mu bak. Ona göre bir şeyler düşünürüz." diyerek odaya gider.
Kurogami arkasından:
"Ne kadar anlayışlı ve güzel bir sevgilim var." diye ağzının suyu akıtarak dalıp gider.
Sonra toparlanır.
"Evet, yiyecek ve odayı düzecek şeyler bulmalıyım. Hem bana antrenman olur ama önce binayı hızla bir bakayım. Yaşayan varsa rahatsız etmeyelim." der ve koşmaya başlar.
Her yeri karış karış arar ama bu bina bayağı bir uzun zamandır kullanılmıyordur.
Kurogami'nin içine su serpilir.
"İyi bari, yoksa boşuna Misora'yı heveslendirirdim. İyi oldu. Şimdi işimin başına koyulup burayı bir şaheser haline getireceğim." der ve koşarak yiyecek, giyecek ve odayı düzenleyecek malzemeler toplamaya gider.
Artık kara üyesi olduklarından kimse onlara bir sataşma veya güç gösterisinde bulunmuyor ya da 11. kara'nın planı yüzünden kimse boş değildir.
O sırada 11. kara yavaştan yavaştan yeni kanlar toplamaya ve güçlenmeye başlar.
"Artık beni durdurabilecek kimse yok." diye diye sürekli kan içerek kibirli kibirli konuşarak güçleniyordur.
Ama dikkat et, her şeyin fazlası zarardır.
Karada günler sürekli böyle ve sessiz sakin geçmektedir.
Artık Makuro, Misora ve Kurogami güçlerini iyice anlamış ve antrenmanlarının sonuçlarını görüyorlardır. Binalarını iyice hazırlamış, kaçma planlarının zamanını yani Hikari'nin adım atmasını bekliyorlardır.
Hikari de kendi kendine düşünür, iyice planını hazırlar ama seçtiği kapı yanlıştır. Ana kapıyı seçer.
Tabii izin verilirse kaderini kendi isteğiyle seçer ama bir istisna dışında...
"Anne..." diye ses duyar kafasının içinde.
Hikari panikler.
"Kim? Kim o?" diyerek etrafa bakıyor, bağırıyordur.
Ses tekrardan duyulur:
"Anne... 8. kapı çok güzel görünüyor. Oradan gidelim."
Hikari iyice paranoyaklaşır ve korkmaya başlar.
"Kimse yok... Acaba beynim benimle oyun mu oynuyor? 8. kapı ha... Aslında fark etmez, neyse orası da olur." der.
Ve kader artık bağlanmıştır.
Kaçış günü iyice yaklaşmıştır.
Belki yarın...
Belki yarından da yakın.
