Makuro tek başına ağacın dalında, akan nehir ve gecenin rüzgarlı sessizliğinde su içmeye gelen hayvanların eşliğinde geçmişe dalarak düşünüyordu.
"Acaba sen şu an ne yapıyorsun dostum? En son seni görmeyeli baya zaman geçti. Hatta dur bir saniye... çocuğun neredeyse bu günlerde dünyaya gelecek değil mi? İnşallah mutlu bir hayat sürersin kardeşim. Yanında olamadığım için üzgünüm," diyerek kendi kendine konuşup iç çekerken bir anda bir terslik sezer.
Akan su durmuş, hayvanlar ürküp uzaklaşmış ve gece artık daha karanlık hale gelmiştir.
Etrafına panikle bakan Makuro:
"Bu da ne? Bir terslik var," diyerek aya bakar.
Ama ay, geceyi aydınlatan ay, kıpkırmızı hale bürünmüş ve gittikçe dünyaya yaklaşıyordur. Etrafta ne bir hayvan sesi ne bir rüzgar sesi kalır.
Makuro iyice panikler ve aurasını yavaşça etrafta ne olup bittiğini anlamak için yayar ama o da ne? Uzaktan bir aura hisseder. Krojin'in aurası... o kadar sinirli, o kadar aklı karışık ve gergindir ki ne yapacağını bilemeyip yanlışlıkla aurasını her yere salmıştır.
Makuro auradan Krojin'in gergin halini hisseder ve panikle, hızla eve doğru koşar. Yolda ilerlerken:
"Ne oldu? Neden bu kadar gergin? Yoksa... yoksa kara mı geldi?" diye iyice panikler ve daha da hızlanır.
Diğer yanda...
Krojin sürekli evin içinde aurasını salıp:
"İyi misin? Kimi çağırayım? Emin misin sancı olduğuna?" diye Hikari'ye tekrar tekrar sorar.
En son dayanamaz:
"Seni ve doğacak çocuğumuzu böyle bekleyerek yardımda bulunamam! Hemen yardım getireceğim, lütfen dayan canım," diyerek Hikari'nin elini bırakarak dışarı çıkarken kapının önüne Makuro gelir.
Makuro:
"Ne oluyor burada?" diye soramadan—
Krojin:
"Neredesin sen?! Burada tek başıma kaldım! Bana yardım etmelisin. Sanırım Hikari doğuracak!" diye kendi kendine söylenirken panik içindedir.
Makuro:
"Saçmalama, sakin ol. Daha zamanı gelmedi, sadece bir sancıdır muhtemelen," diyerek sakinleştirmeye çalışsa da arkadan Hikari çığlık attıkça Krojin daha da deliye döner.
"Hayır! Hissediyorum! Sanırım... hem Hikari sancılar da bu kadar ağrımıyor derdi, kendi de bugün olacağını söylüyordu baksana!" der.
Hikari tekrar çığlık atarak:
"Çabuk! Geliyor sanırım!" diye bağırır.
Yatakta acı içinde kıvranan Hikari'yi gören Makuro, Krojin'e döner:
"Tamam... sanırım biraz sakıncalı. Ben yardım getireceğim," der.
Krojin onu tutar:
"Kimi getireceksin?" diye sorar.
"Öyle herkese emanet edemem karımı!" dese de—
Makuro:
"Biliyorum, haklısın ama böyle beklemekten fayda gelmez. Haruto ve Ayame gelemese de yardımcıları çok yeteneklidir, bana güven," diyerek koşarak yardım aramaya gider.
Sonra Hikari tekrar bağırarak:
"Ahhh! Çok acıyor! Geliyor sanırım!" diye çığlık atar.
Krojin hemen yanına koşarak:
"Tamam, elimi tut. Sıkabildiğin kadar sık," demeden tutar tutmaz Hikari sıkmaya başlar tam gücüyle.
Krojin:
"Ahhh! Elim, elim! Sanırım kırıyorsun ama önemli değil! İyi misin?" diye devam eder.
Hikari:
"Hayır! Hayır!" diye bağırırken hızla şifacılar gelir.
Bir tanesi:
"Efendim, dışarı çıkın. Biz ilgileneceğiz," deyince—
Krojin tekrar küplere biner:
"Ne anlatıyorsunuz siz?! Karım burada acı çekerken ben dışarıda oyun mu oynayayım?! Dalga geçmeyi kesin, ne yapacaksanız çabuk yapın!" diye bağırır.
Şifacılardan biri tekrar:
"Efendim, burada bulunmanız yanlış. Herhangi bir panikle bir şey yapıp bizim de aklımızı karıştırabilirsiniz. Lütfen dışarı," diye bağırır.
Krojin tekrar direnmeye çalışsa da Makuro:
"Krojin sakin ol. Gel, işlerine engel olup karının acı çekmesi daha iyi mi gelir sana?" deyince—
Krojin susar ve dışarı çıkar ama hala kontrolü elinde değildir. Hikari'ye veya doğacak olan çocuğuna bir şey olacak diye korkusundan evin dışında bir oraya bir buraya koşturarak aurasını etrafa yayar. O kadar baskın auradır ki kuş uçsa oracıkta olup kalacak şekilde güçlüdür.
Sonra Krojin bir şey sezerek hızla onun arkasına geçer. Tam saldıracakken Makuro tutar.
Gelen kişi geç kalmış bir şifacıdır sadece. Korkuyla yere çöker.
Makuro:
"Sersem! Neredeyse öldürecektin kızı! Tehdit falan yok, sakin ol," der.
Krojin şifacıya bakarak:
"Çabuk yürü! Bunca zamandır geç kalınır mı?" diye kızar.
Şifacı koşarak içeri girer.
Krojin hala tedirgin, yerinde duramaz. Sürekli camdan içeriye bakar. Hikari bağırdıkça deliye döner, evin etrafında koşarak kendini sakinleştirmeye çalışır.
En son şifacılardan biri:
"Son bir gayret, hadi!" diye bağırır.
Hikari son kez gayretle çığlık atarak nefes nefese kalır.
Çocuk dünyaya gelmiştir. Yeni neslin ilk çocuğu.
Ama şifacılar çocukta bir terslik hisseder ve annesinin kucağına yani Hikari'ye vererek odadan kaçarlar.
Kapıyı çarpıp çıkan şifacıları gören Krojin:
"Ne yapıyorsunuz siz?!" diyemeden bir aura dalgası ile gözleri büyür, elleri titrer.
"Hayır... öldürürüm! Öldürürüm! Kim olursa karıma ve çocuğuma zarar veren kişiyi yok ederim!" diyerek sinirle dehşet aurasını salar.
Ve içeriden gelen bu korkunç, yıkım dolu, dibine kadar kana susamış aurayı gözünü bile kırpmadan öldürmek için hızla içeriye dalar.
Ama o auranın kaynağı yeni doğan çocukları Kaito'dan geliyordur.
Krojin sadece baka kalır. Sessizce Hikari'nin Kaito'yu kucaklayıp öpmesini izler.
Hikari Krojin'e dönerek:
"Baksana aşkım, ne kadar tatlı bir erkek çocuğumuz oldu," diyerek onu çağırır ama Krojin donup kalmıştır.
Makuro da böyle eşsiz bir auranın yeni doğan bir bebekten geldiğini hiç düşünmemiştir ama görünce kendi gözleri ile Krojin'i yavaşça Hikari'nin yanına götürür:
"Siz biraz dinlenin. Ben dışarıyı göz kulak olurum, merak etmeyin," der.
Krojin yavaşça yere çöker ve çocuğunu eline alarak öpmeye başlar. Bir yandan Hikari'ye sarılıyor, bir yandan yeni doğan çocuğunu seviyordur.
Ama bir terslik vardır. Çocukları ağlamıyor, sürekli gülüyor ve gitgide aurası artıyordur. Ama kendi çocukları olduğundan hiç umurlarına katmadan birbirlerine sarılarak seviniyorlardır.
Ve Kaito'nun gerçek aurası bir anda bütün dünyaya yayılır. Üstlerine binen bu yükle, auranın gerçek baskısıyla—
Makuro esiliyormuş gibi yere çökerek:
"Nasıl?! Bu çocuk insan mı? Bu... bu..." diye kekeleyerek:
"Olamaz... sanırım bayılacağım," diyerek diz çöker. Terleyerek gözleri kararmaya başlar.
Kendi kendine konuşarak:
"Hayır, dayan Makuro. O sadece bir çocuk," dese de zar zor dayanıyordur.
Yeni doğan Kaito'nun aurası eşsiz büyüklükte, bütün dünyadan hissedilebilecek kadar büyür.
Krallıkta binalar yıkılmaya ve insanlar teker teker bayılmaya başlar. Bu baskıdan dolayı dayanamayarak etrafta koşturarak:
"Olamaz! Sonumuz geldi! Kıyamet! Kıyamet kopuyor!" diye bağırırken yavaş yavaş herkes bayılır.
Karada ise bunu hisseden bütün karalar deliklere ve karanlık köşelere saklanarak:
"O geldi! O bizim hepimizi cezalandıracak! Ağğğhhh!" diye koşuştururken diğer bütün rütbeler korkudan ve baskın olan bu auradan eğelerek:
"Efendimiz! Efendimiz!" diye bağırmaya başlarlar.
Yeni 10. rütbe olan Veydrak anlam veremez ve:
"Yoksa bahsettikleri kişi bu mu? Üzgünüm..." diyerek yere kapanır.
"Yanlışım varsa sizin için ölmek benim için onurdur," diyerek yalvarır.
Bu auraya anlam veremeyen diğer 9. Kara, 8. Kara, 7. Kara, 6. Kara eğelerek kendinden üstün rütbe birinin mekana girdiğini sanarak saygıdan eğilirken 5. rütbe bağırır:
"Kalkın! Bu tek emir herkesi ayağa tekrar kaldırmaya yeter!" der ve kendi kendine konuşur:
"Ohhhhoooo... efendimizin soyundan bir çocuk. O bizim efendimize ait. Bulun auranın kaynağını, sezin! Yoksa ben sizi..." diyerek yumruğunu sıkar.
"Kaybolun!" der.
Tahtına oturur.
"Mükemmel... mükemmel... sanki 1. Kara efendimiz Varkoth-sama önümde gibi hislerim. Bu aura çok hoşuma gitti. Kimsin sen?" diye kendi kendine gülerek tavana bakar.
Diğer yanda bu aurayı sezen aya'da durum şöyledir:
"Efendim, sezdiğiniz gibi kaçak olan Krojin'in çocuğu dünyaya gelmiş bulunmakta. Hem de annesi bir kara. Emir verin, ne yapalım?"
rütbe aya:
"Sakin olun. Önce auranın kaynağını bulun, nereden geldiğini inceleyin. Bulunca bana haber verin. Kendim görmek istiyorum Krojin'i. Çocuğuna gelirsek... ölmesi bu dünya için daha dengeli ama kararı dengesiz yazın ve onay isteyin efendiden."
Bu aura bütün dünyada dalga gibi savrulurken, rüzgar gibi esen bu aurayı hissetmeyen dünyada 1 tane varlık kalmamıştır. İlk doğduğu anda gezegen seviyesinde olan bu çocuk gelecek neslin kurtarıcısı mı yoksa yok edicisi mi olacak bilinmiyordur.
Bilinmezlik en büyük korkudur. Herkesin tedirginliği bu yüzdendir.
Ama o sırada anne babası hala onu öpüp kokluyor ve seviyorlardır. Kaito ise gülerek onlarla oynuyordur.
Hikari konuşur:
"Ee aşkım, ismini söylemek ister misin çocuğumuza?" diyerek devam eder.
Krojin hala çocukla oynayarak:
"Hee... ee... evet, haklısın," diyerek Hikari'ye verir ve kulağına yavaşça fısıldar:
"Çocuğun... Kaito," der.
Kaito annesinin kucağında, babasının kendi kulağına fısıldayarak söylediği ismini duyunca sakinleşir. Gülmeyi keserek ağlamaya başlar. Yaydığı bütün aura yavaşça geri kesilir.
Hikari kucağındaki Kaito'ya ninni söyleyerek sallar ve uyuması için sakinleştirir:
"Uyusun da büyüsün ninni, tipiş tipiş yürüsün ninni, eğ eğ eğ eğ..."
demeden Kaito uyuyup kalır ve Krojin ile Hikari sakinleşir.
Makuro dışardan bitkin halde içeriye girer:
"Az daha çocuğunuz beni öldürecekti, ne yapıyorsunuz siz?" der soluk soluğa.
Krojin:
"Haklısın, biraz korkutucu olabilir ama güçlü olması normal. Ne de olsa benim çocuğum," diye övünürken—
Arkadan Hikari:
"Şiştttt! Daha yeni uyudu. Uyanırsa ikinizi de dışarı atarım! Geçin bir köşeye sessizce oturun," diye kızar.
Krojin:
"Üzgünüm tatlım. Bir şeye ihtiyacın olursa söyle," diyerek yandaki masaya oturur ve Makuro ile konuşmaya başlar.
Makuro hemen anlatır:
"Yani biraz beklediğimden farklı bir doğum oldu. Erken doğum ama çocuk gayet sağlıklı. Hatta benden bile güçlü doğdu, biraz bunu yediremedim kendime ama önemli kısım bu değil. Aurasını bütün dünya hissetmiş olmalı, kara ve aya da dahil. Yakında sizi ziyaret etmeye gelebilirler, dikkatli ol," deyince—
Krojin:
"Merak etme. Bugün yaptığın şeyler için teşekkür ederim öncelikle. Çocuk ve karım için endişelenmene gerek yok. Ben başlarında olduğum sürece kimse onların kılına bile zarar veremez. Gerekirse aya ve karayı yok bile ederim, sen canını sıkma," der.
Makuro sırıtaraq:
"Kendine çok güveniyorsun gibi. Neyse o zaman söyleyecek bir şeyim yok. Dikkat edin kendinize. Ben de artık kalkayım. Çocuk ve siz çok yoruldunuz, biraz dinlenin. Ben Ayame ile Haruto'nun da yanına bir gideyim, sanırım onların da çocukları biraz önce doğmuş, haber geldi," diyerek evden çıkar.
Hikari Kaito ile yatarak:
"Kaito... ne güzel isim. Seni hep koruyacağım merak etme çocuğum," der ve başını severek yanında uyur kalır.
Krojin Makuro'yu kapıda uğurladıktan sonra Hikari ve Kaito'nun yanına gider.
"Demek uyudunuz... merak etmeyin, ben sizi sonuna kadar korurum. İyice dinlenin," der ve üstlerini örter. İkisini de öper ve yanlarına bir sandalye çekerek oturur. Başlarında nöbet tutar gibi beklemeye başlar.
Yeni çağın çocukları yavaş yavaş o günden sonra teker teker doğmaya başlar.
Sanki kader bunu planlamış gibi...
Sahne burada biter.
