Ficool

Chapter 32 - "Korkum Ölüm Değil....

Dravon: "Artık öğreteceğim çok bir şey kalmadı. Önemli bir şey olmadığı sürece buraya gelmeyin, göze çok batıyorsunuz. Duyduğuma göre çok büyük bir düzen geliyormuş karaya. Güçsüzler ölecek, güçlüler kalacak. Bizim de sonumuzun pek değişeceğini sanmıyorum. Zamanımız doldu. Kendi kaderinizi çizmeniz için elinize kalemi verdim, mürekkebi paylaşacak kişiler arayacaksınız artık. Dağılın." der.

Makuro ve Kurogami anında hızla çıkarlar odadan. Sonra bir süre koştuktan sonra durmaya karar verirler ve yavaşlarlar.

Makuro konuşmaya başlar:

"Kurogami, yavaşlayalım. Misora'nın yanına gidelim, onu yalnız bırakmayalım. Bu saatten sonra karada bir takım değişikler olacak."

Kurogami şaşkınlıkla:

"Burada konuşmak mantıklı mı?" diye sorar.

Makuro ellerini ve kollarını esneterek bir alan yapar.

"Bir takım şeyler öğrendim ben de." der.

Kurogami şaşırarak:

"Ne? Nasıl? Sana öğretmedi ki bunu."

Makuro güler.

"Görmem yeterli veya hissetmem. Beni çok güçsüz veya aptal gibi görme, ben sen miyim?" der.

Makuro sadece görerek ve hissederek, aynı Dravon gibi kendilerinin duyulamayacağı bir alan açmayı başarır.

Sonra konuşmaya başlar:

"Dravon'un dediği gibi artık güçsüz kara kalmayacak gibi. Yeni nesil karalar gümbür gümbür geliyor. Bunun önüne anca ayalar geçer. Eğer bir güç dengesizliği olursa aya engeller ama insanlara da karışmıyorlar. O yüzden biz de yeni nesil savaşçı yaratacağız."

Kurogami:

"Ne? Nasıl? Krallıktan mı bahsediyorsun ama oouga şey—"

Makuro sözünü keser:

"Önemli olan kralın kim olduğu değil, geleceğin kim olduğu. Kral bize karşı gelemez. Şu anda bizden güçlü krallıkta tanıdığım biri yok. Bunu kaçtıktan sonra lehimize çevirerek 'Biz sizin yanınızdayız ama bizim de isteklerimiz olacak.' diye küçük sözler ve laflarla çözeriz. Asıl sıkıntı şu anda krallığı koruyacak olan kim? Karaya karşı çıkabilecek bir güç bilmiyorum."

Kurogami biraz düşünür:

"Peki klanları araya soksak nasıl olur? Hepsi bir olursa büyük ihtimalle güçlü kalabilirler."

Makuro düşünür.

"Saçmalama. Kaç yıldır olmayan şeyi kim gelecek de şimdi birleşin ve güçlenin diyecek? Elementler bile birleşmesi uzun yıllar sürdü. Kara dünyaya gelmese o da olmayacaktı. Nasıl başaracağız bunu?" der ama aklına fikir gelir.

"Aslında evet... Aslında haklısın ya. Herro ya merro."

Kurogami:

"Aynen." der.

Makuro:

"Tamam o zaman plan şu. Siz kaçarak bir köye yerleşeceksiniz. Çocuk güvende olup doğana kadar ben krallık ile kara arasında duvar olacağım. Karadan kaçmayacağım, sizi kovalıyor gibi davranacağım. İstediğim zaman krallığa girecek, istediğim zaman karaya gireceğim."

Kurogami sinirlenir:

"Saçmalama! Böyle bir şey mümkün değil. Seni arkada bu yamyamların içinde mi bırakalım, onu mu istiyorsun? Saçmalıktan başka bir şey değil. Anca beraber kanca beraber!" der.

Sonra sözleri kafasında tekrarlanır.

"Ne? Ne? Çocuk mu? Kimin çocuğu? Neyden bahsediyorsun sen?"

Makuro:

"Gerizekalı, senin çocuğun tabii kimin olacak? Yaptığın yanlış sonucu çocuğun olduğundan şüpheliyim hatta kesin olacak kadar eminim. Yeni bir şey olsa da."

Kurogami:

"Saçmalama! Nereden bileceksin? Hem daha o olay yeni gerçekleşti. Ben... ben buna hazır değilim ki daha."

Makuro sinirlenir:

"Yaparken kontrol sende olmayabilir ama artık büyü. Şu an kontrolün senin elinde. Tek siz ikiniz kaçmanız için değil bu, bir de çocuğun geleceği de önemli. Dediğim şeyleri yapacağız. Plan bu. Başka bir şey kabul etmiyorum."

Sonra Kurogami şaşkın halde yerlere bakarken Makuro kafasını tutar.

"Bana bak, sakin ol. Önemli değil. Ben iyi olacağım, beni bu kadar küçük görme. Çocuğuna ve karına güzel bak, iyi biri ol. Her zaman görüşemeyebiliriz ama kader bizi tekrar bağlayacak, merak etme. Konuşacaklarım bu kadar. Krallık ve kara benim işim, senin işin Misora ve çocuğun. Sonrasını tekrar denk gelince düşüneceğiz."

Kurogami:

"Senin planın baştan beri bu muydu? Ben... ben bilmiyordum."

Makuro:

"Önemli değil. Ben de senin hiçbir şey bilmeden yapma huyunu seviyorum kardeşim." der ve son kez ona sarılır.

"Alanı kapatınca sadece yemek ve kaçma planını konuşmak için tekrar bir arada olacağız. O zamana kadar güçlenmek bizim için en önemli şey. Misora'ya karşı nazik ol, çok yorma, yardımcı ol. Sana güveniyorum." der ve alanı kapatır.

Bir anda:

"Hadi!" der ve koşmaya başlar.

Kurogami ne kadar şaşıracağı şeyler duysa da kendini toparlar ve Makuro'nun ardına takılır.

İkisi de Misora ve Hikari'nin olduğu binaya ulaşınca yavaşlarlar.

Makuro binaya girer ve üst kata odaya çıkarak Misora ve Hikari'nin odasının önüne dikilir. Kapıyı tekme atarak kırarak açar. Arkasında da Kurogami duruyordur, ses etmeden.

Misora ve Hikari korkarak sıçrarlar.

Makuro:

"Kurogami, Misora'yı al ve uzaklaş. Benim işim bu kadınla." diyerek Hikari'yi parmağıyla gösterir.

Misora:

"Ne? Ne yapıyorsunuz siz? Yoksa yine mi kontrolünüz gitti? Durun yardım edeyim—"

diyemeden Kurogami Misora'yı kucaklar ve uzaklaşabildiği kadar binadan sıçrayarak, koşa koşa uzaklaşır.

Hikari önce Makuro'ya bakar ama Makuro'nun ciddi halini görünce korkarak:

"Ne... ne istiyorsun benden?" diye sorar.

Makuro:

"Senin istediğini yapmanı istiyorum. Uzaklaş, kaç karadan. Neden gitmiyorsun? Kendi gücüne mi güvenmiyorsun? Zaten o da kaçmanı istemiyor mu? Neden bu korkaklık ve kendi canını ortaya koyacak kadar bağlılık?"

Hikari şaşırarak:

"Ne diyorsun? Ölmemi mi istiyorlar? Açık açık söyle. Tabii ki doğduğum yere bağlılığım olacak."

Makuro:

"Doğduğun yere bağlılık mı? Kendini doğuran annesine saygısı olmayan hatta öldüren kişi mi bunu söylüyor? Karaya bağlılıkmış. Güç mü istediğin yoksa seni anlayan biri mi? Karada seni anlayan yok. Dünya büyük, neden kaçmıyorsun?"

Hikari:

"Yeter! Kaçmak mı? Kimden? Evimden bahsediyorsun. Beni anlayan birileri çıkar, senin gibi mesela. Onlarla durmak istemek, hayatımı vermek veya hayallerimi vermek istiyorum. Bunu yüklenebilecek, omuzlayabilecek birini aramak nesi yanlış?"

Makuro gülerek:

"Puahahahahaha! Bu dediğin şeylerin hangisini karada bulabilirsin? Kendin de biliyorsun ki sana dayatıldı. Sana karşı zorla burada durman hatırlatıldı, baskılandın. Kaçmak aklının her köşesinde yazıyor. Herhangi bir kara bunu hissedebilir artık, saklayamıyorsun."

Makuro alan açarak kimse duymasın ister.

Ama Hikari bağırır:

"Kapat şunu salak! Kimin kanını içtiğinin farkında bile değilsin. O ne karaya benzer ne ayaya. Tanrı mı dediğin kişi, kanını içtiğin kişi sana söylemediler mi? Kanından da konuşmalarını duyabilirler."

Makuro gülerek:

"Demek ki bu zamana kadar duyabiliyor, görebiliyor ve bir şey yapmıyorsa istediği demek ki budur. Bu kişi beni de yanlış konuşmalarım ve yönlendirmelerim, karaya karşı yaptığım haince planlara karışmayacak olan kişi. Bunu istemediğini nereden çıkardın? Belki de istediği şey bu. O kadar güçlü dediğin kişi anında buraya gelerek bizi öldüremez mi?"

Hikari:

"Eee evet ama..."

Makuro:

"Ama ne? Senin kafanda buradan kaçmalıyım dediğin şeyi duyamayacak kadar aciz mi? Güçlü diyorsan güç budur. Senin zerreni biliyor ama karışmıyor. Çünkü istediği herhangi bir zamanda seni durdurabilir veya öldürebilir güçte. Hahaha! Tanıdık geldi değil mi? Onu gördün, bundan korkuyorsun Hikari. Sen kaçmaktan değil, seni öldürmesinden değil; sadece daha önce bu kişiyi tek gören sensin. Anlatamıyorsun çünkü kimse anlamıyor. Anlatsan da kimse anlamayacak. Ama düşündüğün kadar da seni kısıtlayacak biri değil. Öyle olsa seni yanından ayırmazdı. Bu kişinin planı başka. Seni kendi haline bırakmak, onu gördükten sonra ruh halini düzeltmen, kendine gelmen veya hayatta kalman başarı ve sana ödül veriyor. Hayatını yaşa. Karada kalmak sana bir şey kazandırmayacak. Kaç. En fazla ölürsün. Her gün düşündüğün gibi kaybedecek başka neyin var?" der ve odadan çıkar.

Makuro artık normal bir kara, hatta gerçek bir kara değil; saniyeler, dakikalar, saatler içinde 50 yıl sonrasını görmüş ve ona göre plan yapmış, ölümden, ölümün kendisinden bile korkmayan bir evrim geçirerek mutlak kara haline gelmiştir. Bu güce sadece seçilmişler ulaşabilir.

Hikari bu gücü görünce titreyerek:

"Beni anlayan biri var. Bütün yapmak istediklerimi ve hayatımı resmen yüzüme vurdu. Haklısın... Neyim var canımdan başka kaybedecek?" der ve dizlerinin üstünde oturarak ağlamaya başlar.

Ama bu gözyaşları üzgün, kızgın birinin değil; mutlu birinin gözyaşlarıdır.

Makuro kendisinin yetersiz olduğunu biliyor. Gelecek Makuro'nun da işine gelecek.

"Hahahahahaha..."

More Chapters