Ficool

Chapter 11 - "Kaosun Kapıları"

Makuro ve Kurogami gözlerini açtıklarında, dünyayı bulanık ve garip bir şekilde görüyordu. Kafaları hâlâ karışıktı; gözleri birbirlerini seçmekte zorlanıyor, mideleri tuhaf bir bulantı hissediyordu. Her hareketleri sanki ağır bir sisin içinde gerçekleşiyordu.

— N-ne oluyor…? — Makuro mırıldandı, ellerini hafifçe havaya kaldırarak etrafı yoklamaya çalıştı.

— Biri… bir şey… yoksa birden fazla mı? — Kurogami ise tedirgin bir şekilde çevresini tarıyordu, pençe şeklindeki güçlerinin içten içe devreye girmesini hissediyordu.

İkisi de birbirini düşman sanıyor, geri çekiliyor ve savunma moduna geçiyordu. Her an bir saldırı bekliyorlardı. Tam o sırada, çalılıklardan bir hayvan sıçradı; korkuyla ikisi de farklı yönlere fırladı ve birbirlerinden ayrı düştüler.

Krallığa ulaşmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Yolda sendeleyip düşerek, hem fiziksel hem zihinsel olarak güçlerini zorladılar. Krallığın sınırına yaklaştıklarında, her biri farklı girişlerden içeri sızdı.

Makuro'nun girdiği kapının görevlileri şaşkın bir şekilde onu durdurmaya çalıştı:

— Hey! Ne yapıyorsun burada?!

Ama Makuro'nın kontrol edemediği kara ve ay gücü, bir anda savunma refleksi olarak patladı. Görevliler kaçacak fırsat bulamadan yere serildiler, güçlerini tamamen farkında olmadan kullandı.

Kurogami ise başka bir kapıdan girdi; zihni hâlâ bulantılı, kafa karışık ve aşkı yüzünden bulanıktı. Görevlileri görünce pençe şeklindeki güç devreye girdi; birkaç kişi etkisiz hale geldi. Kafası karışık bir şekilde koşarken aklına sadece Misora geldi.

Evine vardığında, kapıyı çalmadan içeri girdi. Misora şaşkınlıkla:

— Kurogami! Ne zaman geldiniz? Şu anda… musait değilim… Üstüm… — cümlesi kesildi, çünkü üstü çıplaktı.

Kurogami, zihninin bulanıklığıyla, sanki uyku sersemi gibi, sayıklayarak:

— Zaten… beni beklemiyor muydun? Sen de… istiyorsun… — diyerek ona yaklaştı.

Misora, aklını kullanarak uzaklaşmaya ve engellemeye çalışsa da, Kurogami kontrolsüz zihniyle onu dinlemedi. Sonunda, olay gerçekleşti; ardından Misora gözyaşlarıyla kenara çekildi. Kurogami hâlâ zihinsel bulanıklıkla kapıdan çıkarak ilerledi, Misora ne kadar bağırsa da durmadı.

Bu sırada Makuro, diğer kapıda kontrolsüz gücüyle savaş alanına dönüşmüş krallığa adım atıyordu. Onun kara ve ay gücü, aurasını kılıç veya zincir formuna dönüştürmüş gibi, çevresini kesip biçiyordu. Çocuk ve kadınlar tehlikede olmasına rağmen, Makuro içten içe gücünü dengelemeye çalışıyor, saldığı enerjiyi tam isabet ettirmeden yönlendiriyordu. Hızlı hareket ediyor, aura dalgaları birkaç kişiyi diz çöktürecek şekilde etkiliyordu.

Kurogami, kendi pençe şeklindeki güçleriyle şehirde hızla hareket ediyor, etrafını yarıyor, kontrolsüzce ama etkili bir şekilde ilerliyordu. Zihni karışık, gücü yeni gelişmişti ama kalbi Misora'ya odaklıydı.

— (Kurogami kendi kendine) Misora… seni bulacağım…!

Makuro ise karşısına çıkanları geri püskürtüyor, kara ve ay gücüyle ortadan yarıp geçiyordu. Saldırıları hızlı ve keskin, ama isabetleri tam ölümcül değildi; kontrollü bir şekilde yayılmaya çalışıyordu.

İkisi de kendi güçleriyle savaş alanını parçalarken, birbirlerinden habersiz ilerliyor, şehirde kaos yaratıyordu.

More Chapters