Ficool

Chapter 2 - bu benden bana ait değil

Bıçak tutan adamın yüzünü ilk kez gerçekten inceledim

Saçları siyahtı; düzenli kesilmemiş, sanki ne zaman eline makas geçerse o zaman kısaltılmış gibiydi. Gözleri koyuydu ama sıradan bir koyuluk değildi bu. Işığı tutmayan, derin bir karanlık… İnsan o gözlere bakarken kendi içindeki korkuları görürdü.

Çenesi keskin, dudakları incedi. Gülmüyordu.

Gülmeye ihtiyaç duymayan adamlardandı.

Üzerindeki koyu renk kıyafet, vücuduna tam oturuyordu. Güçlüydü ama bunu sergilemiyordu. Gücünü saklayanlar, kullananlardan daha tehlikeliydi.

Bu adam öldürür, diye düşündüm.

Ve pişman olmaz.

Bu, İlk Adamdı.

Soğuk. Kesin. Emir almaya alışık değil, vermeye alışkın.

Yanındaki adam ise tamamen başkaydı.

Açık renk saçları vardı; dağınık ama bilerek dağınık. Yüzünde sürekli yarım bir gülümseme… İnsan ona bakınca önce rahatlar, sonra neden rahatladığını sorgular.

Gözleri açıktı. Fazla açıktı.

Her şeyi gören ama hiçbir şeye bağlanmayan gözler.

Üzerinde açık renk bir gömlek vardı, düğmeleri gelişi güzel açıktı. Rahattı. Sanki burası onun oyun alanıydı.

Yaklaştığında, istemsizce geri çekildim.

"Bakışların değişmiş," dedi.

Sesi yumuşaktı ama altında bir şey vardı.

Zehir gibi.

"Eskiden bu kadar korkmazdın," diye ekledi.

"Ya da korkunu gizlerdin."

Bu, İkinci Adamdı.

Zeki. Oynayan. Can yakan.

İlk adam bana döndü.

"Reyhan böyle bakmazdı," dedi tekrar.

"Gözlerin… boş ama farkında."

Bu cümle beni ürpertti.

Çünkü haklıydı.

Ben, bu bedenin içindeydim ama onun gibi bakmıyordum.

Tam o anda kapının dışında ağır adımlar duyuldu.

Yavaş.

Kararlı.

Kaçınılmaz.

İkinci adamın gülümsemesi söndü.

İlk adam dikeldi.

Kapı açıldı.

İçeri giren adam, diğer ikisinden de farklıydı.

Uzundu. Omuzları genişti ama kaba değildi. Saçları koyu kahverengiydi; geriye doğru taranmış, tek bir tel bile yerinden çıkmamıştı. Yüzü… güzeldi. Ama bu güzellik sıcak değildi.

Bu, insanı kendine çekmeyen, kendine zorlayan bir güzellikti.

Gözleri griydi. Soğuktu.

Ama o soğukluk boş değildi.

Hükmediyordu.

Üzerindeki siyah ceket, ona aitmiş gibi duruyordu. Sanki dünya onun ölçülerine göre dikilmişti.

Bana baktı.

Uzun uzun.

O bakış…

Bir insanı değil, sahip olunacak bir şeyi ölçüyordu.

"Uyandı mı?" diye sordu.

Sesi derindi. Emir vermiyordu ama emir gibi algılanıyordu.

Uyandı," dedi ikinci adam.

"Ama Reyhan değil."

Adam bana yaklaştı. Çok yaklaştı.

"Kim olduğunun önemi yok," dedi.

"Bu beden bana ait."

İçimde bir şey çatladı.

Ve başımın içindeki ses, üçüncü kez konuştu.

ÜÇÜNCÜ KADER BAĞI TESPİT EDİLDİ.

UYUM ORANI: %3

UYARI: BU BAĞ EN YÜKSEK RİSKİ TAŞIYOR.

Nefesim kesildi.

Adam gülümsedi.

İlk defa.

Ama bu bir gülümseme değildi.

Bu, bir karar anıydı.

Kaçamazsın," dedi bana.

"Bu hayatta da."

İçimdeki ses fısıldadı:

Bağlar kuruldu.

Ve artık geri dönüş yok.

More Chapters