Devamı:
Toge cevap veremedi.
Ama geri de çekilmedi.
Yumruğunu sıktı.
"Seni anlamıyorum."
Suko durdu.
"Anlaman gerekmiyor."
Toge'nin gözleri sertleşti.
"Hayır. Anlamam gerekiyor."
Bir anda tekrar saldırdı.
Bu kez düşünmeden.
Sadece içgüdüleriyle.
Gökyüzü yeniden sarsıldı.
Suko yine saldırılardan kaçtı.
Bir yumruk.
İki.
On.
Yüz.
Hepsi boşa gidiyordu.
Ama bu kez farklı bir şey vardı.
Toge durmuyordu.
Her başarısızlıktan sonra yeniden saldırıyordu.
Suko bunu fark etti.
Ve ilk kez...
Kaşlarını hafifçe çattı.
"Niye hâlâ devam ediyorsun?"
Toge durdu.
Nefes aldı.
Sonra başını kaldırdı.
"Çünkü sen varsın."
Sessizlik oluştu.
"Ne kadar yaklaşırsam yaklaşayım önümde yeni bir duvar çıkıyor."
"Ne kadar güçlenirsem güçleneyim sen yine önümde duruyorsun."
"Bu yüzden duramam."
Rüzgâr sertleşti.
Suko birkaç saniye boyunca ona baktı.
Sonra gözlüğünü düzeltti.
"Takıntılı olmaya başladın."
Toge gülümsedi.
"Belki."
Bir sonraki anda tekrar saldırdı.
Bu kez daha hızlı.
Daha sert.
Daha kararlı.
Gökyüzünde iki siluet tekrar çarpıştı.
Ve savaş...
Bitmeye hiç yakın görünmüyordu.
