Gece henüz bitmemişti.
Şehir uyuyor, sokak lambaları sessizce yanıyordu. Toge okul yolunda yürürken Suko'nun yanında olmadığını fark etti. Az önce hemen yanındaydı.
Bir anda hava hafifçe büküldü.
Ses çıkmadı.
Işık kıpırdamadı.
Ama bir şey olmuştu.
O anda Suko, 0 saniyede, sonsuz hızla genişleyen evreni bir kez değil, sonsuz kere aştı. Sonra bununla da yetinmedi; aynı sonsuzluğu tekrar sonsuz kez geçti.
Katmanlar geride kaldı.
Galaksiler, zaman çizgileri, paralel olasılıklar… hepsi arkada kaldı.
Evrenlerin dışına çıktı.
Orada ne boşluk vardı ne karanlık.
Çünkü bunlar bile içeride kalan kavramlardı.
Suko kısa bir süre baktı gibi göründü. Ama orada süre de yoktu.
Sonra sıkıldı.
Aynı anda geri döndü.
Toge hâlâ aynı adımın ortasındaydı.
Ayağı yere henüz değmemişti.
Suko yanında belirdi, elleri cebinde.
"Niye durdun?" dedi.
Toge irkildi.
"Bir anda kayboldun… nereye gittin?"
Suko omuz silkti.
"Bir yere."
"Nasıl yani? Hiç zaman geçmedi."
"Geçmedi zaten."
Toge birkaç saniye sustu.
"Yine anlamadım."
Suko hafifçe esnedi.
"Normal."
İkisi yürümeye devam etti.
Suko arkasına baktı.
Uzakta gökyüzü normaldi. Yıldızlar yerindeydi. Evren genişlemeye devam ediyordu.
Sanki hiçbir şey olmamış gibi.
Ve belki de…
Gerçekten hiçbir şey olmamıştı.
