Ficool

Chapter 18 - (ADALETİN ÖLÜMÜ...

Savaş bitmişti.

Krallığın sınırında toz, duman ve kan kokusu vardı.

Kral Oouga ayakta durmakta zorlanıyordu.

Zırhı parçalanmıştı.

Omzundan ve göğsünden kan akıyordu.

Ama yine de dimdik durdu.

Etrafındaki şövalyelere baktı.

Oouga:

— Dinleyin.

Şövalyeler diz çöktü.

Oouga:

— O çocukları geri alın.

Bir şövalye başını kaldırdı.

— Ama kralım… siz—

Oouga sert bir bakış attı.

— Bu bir emir.

Sonra haritayı yere çizdi.

Oouga:

— Bu rotadan ilerleyin.

— Kara'nın izini takip edin.

— Yaklaşık 1000 ila 2000 şövalye saldırıya katılacak.

Şövalyelerin gözleri kararlıydı.

Şövalyeler:

— Emredersiniz!

Oouga hafif gülümsedi.

— Ben de arkanızdan geleceğim.

Şövalyeler hızla uzaklaştı.

Toz bulutunun içinde kayboldular.

Avluda artık tamamen sessizlik vardı.

Oouga yavaşça bir ağaca yaslandı.

Derin bir nefes aldı.

— Biraz… dinlenmem gerek.

Gözlerini kapattı.

Tam o anda…

Ayak sesleri duyuldu.

Ağır.

Yavaş.

Soğuk.

Bir gölge Oouga'nın önünde durdu.

Sessiz bir ses geldi.

— Oouga…

Kral gözlerini açtı.

Başını kaldırdı.

Ve gözleri büyüdü.

Oouga:

— Sen…

— Sen…

— Senin öldüğünü düşünmüştüm…

Figür karanlıktan çıktı.

Siyah zırhlı bir adam.

Kara 14.

Oouga'nın sesi sertleşti.

— Demek krallığa hain oldun.

Kara 14 bir süre sessiz kaldı.

Sonra başını hafifçe eğdi.

Kara 14:

— Üzgünüm Oouga…

— Ama ben her zaman senin yanındaydım.

Oouga kaşlarını çattı.

Kara 14:

— Ve bu… sen güçlü olduğun içindi.

Bir adım yaklaştı.

Kara 14:

— Ama artık daha güçlüleri var.

Sesi soğuktu.

— Bu dünyada hayatta kalmanın tek yolu…

— Güçlülerin yanında olmaktır.

Oouga sessizce dinliyordu.

Kara 14 elini kaldırdı.

— Sana bak.

— Yerde kanlar içinde yatıyorsun.

Sonra karanlık ufka baktı.

— Ama Kara'da…

— Kan bile akmaz.

— Sessizce ölürler.

— Yerlerine daha güçlüleri gelir.

Sonra Oouga'ya baktı.

Kara 14:

— Sen de katıl bize.

— Oouga.

Bir süre sessizlik oldu.

Sonra…

Oouga başını kaldırdı.

Oouga:

— Yeter.

Bir anda muazzam bir aura patladı.

Toprak titredi.

Ağaçların yaprakları savruldu.

Bu aura o kadar güçlüydü ki…

Kilometrelerce ötede…

Makuro bir anda durdu.

Makuro:

— Bu…

Kurogami gözlerini açtı.

— Bu kralın aurası…

Misora'nın gözleri doldu.

— Oouga amca…

Üçünün de gözlerinden yaşlar damladı.

Son Darbe

Kara 14 başını salladı.

Kara 14:

— Çok geri kafalısın Oouga.

Sesi soğuktu.

— Bu yüzden burada öleceksin.

Elini kaldırdı.

Kara aura elinde toplandı.

Sonra dev bir kara kılıca dönüştü.

Oouga ayağa kalkmaya çalıştı.

Ama yaraları ağırdı.

Kara 14 saldırdı.

"SHHHRAAAK!"

Kara kılıç Oouga'ya indi.

Sessizlik oldu.

Oouga dizlerinin üzerine düştü.

Kan toprağa damlıyordu.

Kara 14 arkasını döndü.

Ama tam o anda…

Oouga son kez konuştu.

Zayıf ama kararlı bir sesle.

Oouga:

— Benim ölmem…

— hiçbir şeyi değiştirmeyecek.

Kara 14 durdu.

Oouga:

— Adaleti sağlamak için…

— benim gibi…

— nice… ve daha güçlü insanlar doğacak.

Sonra son cümleyi söyledi.

Oouga:

— O zaman… kimin yanında olacaksın…

— 14?

Oouga'nın başı düştü.

Ve son nefesini verdi.

Rüzgar sessizce esti.

Kara 14 bir süre hiç konuşmadı.

Sonra fısıldadı.

— Ne adamdı…

Elini kaldırdı.

Bir portal açıldı.

Ve içinden geçti.

Kara Malikânesi

Kara malikânesinin büyük salonu.

Kara savaşçıları dizilmişti.

Makuro, Kurogami ve Misora zincirlerle getirildi.

Kara 14 tahtın önünde duruyordu.

Onlara baktı.

Kara 14:

— Hooo…

— Demek kan içenler sizsiniz.

Makuro ve Kurogami'ye dikkatle baktı.

Sonra Misora'ya döndü.

Kaşını kaldırdı.

— Peki bu kim?

Bir Kara savaşçısı eğildi.

Kara askeri:

— Efendim…

— 15. rütbe emretti.

— Bu kızın da güçlü olduğunu söyledi.

Kara 14 başını eğdi.

Kara askeri:

— Kan içenleri kontrol edebildiğini söyledi.

Bir an sessizlik oldu.

Sonra Kara 14 güldü.

Kara 14:

— Şimdi anladım…

Birden kahkaha attı.

— HAHAHAHA!

Makuro şaşırdı.

Makuro:

— Neyi anladın?

Kara 14 sırıttı.

— Demek kanı içtikten sonra…

— kızla birlikte oldunuz.

Makuro'nun gözleri büyüdü.

Kurogami'ye baktı.

Makuro:

— Lan…

— Ne diyor bu?

Kurogami de şaşkındı.

— Ne?

— Ne demek o?

Sonra Misora'ya baktı.

Misora başını eğmişti.

Kurogami'nin gözlerine bakamıyordu.

Yavaşça gözünden yaşlar damladı.

Kurogami panikledi.

— Ne…

— Ne zaman oldu ki bu?!

Misora cevap vermedi.

Kurogami bağırdı.

— BEN NE YAPTIM?!

Makuro araya girdi.

— Oğlum sakin ol.

Sonra omuz silkti.

— Zaten birbirinizi seviyorsunuz.

— Ne zaman ya da nasıl olduğu fark eder mi?

Sonra ciddi bir şekilde Kara 14'e baktı.

Makuro:

— Bence şu an daha büyük bir sorunumuz var.

Kara 14 gülümsüyordu.

Salon sessizleşti.

Rüzgar esti.

Ama bu dünya… güçlülerin dünyasıydı.

Peki…

Adalet gerçekten geri dönebilir miydi?

More Chapters