Ficool

Chapter 2 - 2.Bölüm - Sabah koşusu

Almira öyle huzurlu uyandı ki telefonuna baktığında sadece 4,5 saat uyuduğuna inanamadı. O kadar dinlenmiş ve enerjikti ki bunu değerlendirmeli ve güne başlamalıyım diye düşündü.

Küt kestirdiği koyu kızıl kahve saçları birbirine girmişti. Yüzünü yıkadıktan sonra saçlarına bir bandana taktı ve kulaklarını da kapattığında. Emin oldu. Makyaj yapmayı sevmezdi, klasik hafif bir kahverengi kalemle gözlerinin uclarına çizgi çekti ve kirpiklerini kıvırıp tayt takımına uyumlu bir rüzgarlığı alıp üstüne geçirdi.

Ama bir türlü koşuda kullandığı yarım eldivenlerini bulamıyordu. Hayat bazen böyledir biraz üşüyebilirim diye düşünüp esneme yürüyüşünü yaptı. Yine dün ki parka gitmeye karar vermişti. Bu sefer evine daha yakın olan bir girişini keşfedip 10 dakika ısındıktan sonra ona iyi gelen ve tüm bu dönemde moral bulduğu şeyi yaptı. Sadece koştu.

Ama bu sakin başlayan gün hiç de ummadığı gözlerle allak bullak oldu. Dün gelip geçtiğini düşündüğü o bakışlar yine onun kızıl kahve gözleriyle buluştu. Almiranın gözleri bir sonbahar esintisi altındaki hırçın topraklar gibiydi. Yağmur sonrası dinginliği hissettiğiniz bir sonbahar sabahı kokardı sanki bakışları, tabi bunlar buz dağı diye nitelendirdiğimiz adamın düşünceleriydi…

Bakışmaları aralarındaki mesafe azaldıkça birbirinden çekildi. Konuşmadılar ama tam yanyana birbirlerini geçerken ikisi de tanımlayamadığı ama konuşacakları bir anın geleceğini hissettikleri bir dalgalanma yaşadı. Ve ikisi de o sabah koşularını uzattığı fark etmemişti.. Taa ki Almira acıktığını ve yapması gereken hazırlıkları hatırlayana ve soğumasını yapıp o parktan uzaklaşana kadar.

Almira soğuma turundan sonra hemen dün ki kafeye geçti. İçeriye girer girmez aldığı kokuyla mest oldu ve ingilterede böyle güzel bir koku duyumsamayı beklemediğini farketti.

Yine sıcak kanlı barmen oradaydı, Almira'yı görünce birden sesli bir şekilde "Hey esrarengiz kız, gelmeyeceksin sanmıştım! Sana benim favorim olan iki baget sandiviç ayırdım. Eşlik etmemde bi mahsur var mı diye sordu?"

Tüm bu anlar boyu Almira hem şok olmuş, hem tuhaf bulmuş, hem bir ingiliz bu kadar sıcak kanlı olur mu diye düşünmüş sonra yargıladığı için kendine kızmış ve son olarak biraz kızarmış yanaklarıyla karşısındaki tatlı beyfendiyi onaylamıştı. Çünkü kaybedecek bir şeyi yoktu. Ve çocuk daha çok arkadaşça yaklaşmıştı ve hiç kimseyi tanımadığı bu ülkede bir arkadaştan zarar gelmezdi değil mi?

İkisi de kahvelerini almış cam kenarında yerleştirilmiş bir masaya oturmuşlardı. Çocuk heyecanlı ve enerjik biri gibiydi.

"Dün sohbetimiz hoşuma gitti, ben Antonie yarın ingiliz yarı fransızım. Burada büyüdüm ve bu dükkanı işletiyorum. Buralarda yeni misin?"

Almira bu hızlı girişe ve art artda gelen sorulara şaşırarak ve sonra gülerek karşılık verdi.

"Aa ne güzel gülüyorsun, dışarıdan bu denli güleceğini hiç belli etmiyorsun" diyen Antonie'ye biraz daha kızararak ama hemen kendinden emin bir şekilde;

"Herkese gülmeyi sevmem, ne kadar sıcak kanlısın! Ve bir çok soru sordun! Evet, burada yeniyim! Cambridge'e doktora yapmak ve kordineli olarak da anlaşma imzaladığım bir firmada çalışmaya geldim."

"Vay canına! Burada öğrenciler pek kalmaz, sanırım sakinliği seviyorsun."

"Sakinlik güzeldir, ve ben sanırım çok küçük bir öğrenci değilim. 27 yaşındayım."

Deyim inanılmaz beğendiği ama daha övmeye fırsat bulamadığı bagetten bir ısırık saha aldı.

" Esrarengiz kızımız hangi alanda doktora yapacak ve nereden geliyorsunuz? Aksanın gerçekten çok temiz? Niyeyse senin enerjini kendime yakın hissettim dün ki kahve muhabbetimizi yapabildiğim nadir kişilerdensin"

"Kahve hakkında konuşmak en sevdiğim şeydir! Bu arada gerçekten çok leziz bagetlermiş!"

"Afiyet olsun, mutfak ekibimizle de tanışırsın. Kız kardeşim yapıyor bu bagetleri ve inanılmaz iyi bir aşçıdır. Şu an bir işi olduğundan burada değil ama o da senle tamışmak istiyor."

"Hey dur bir dakika bu ikinci karşılaşmamız ve hem bana bir lakap bulmuşsun hem de çok samimisin? Bilmediğim bir bağımız mı var?" Diye muzipçe sordu Almira. Hem bu sıcakkanlılığa şok olmuş hem de biraz olsun içinde bir şeyler yeşermişti. Yeni hayatı güzel olacaktı..

" Ahh ismini hiç birimiz bilmediğimiz için lakap taktık, çoğul konuşuyorum çünkü taşındığın binada karşı komşun kız kardeşim ve o yakın arkadaşı ile yaşıyor. onların dairesi 2+1 ve üniversiteden beri beraber yaşıyorlar. Belki dün görmüşsündür burada bir kız ve oğlan oturuyordu. O kız ve kardeşim ev arkadaşı ve sıkı dosttur."

"Aa öyle mi bu kadar denk geleceğini düşünmediğim bir rastlantı! Benim ismim Almira, yarı Türk yarı Rusum. Türkiye'de büyüdüm ve çoğu sevdiğim orada yaşıyor. Yaşımı söyledim, burada sıcak kanlı insanlar bulduğuma da sevindim." Dedi hafif bir gülümsemeyle ve kahvesinden bir yudum daha alırken mutlaka çekirdekleri nereden aldığını sormalıyım diye düşündü. Çünkü her zaman kendi kahvesini demlemeye bayılırdı..

" Aslında gelir gelmez tüm kat komşularına lokum ve kahve hediye etmenden ve kapıların not bırakmandan sonra seni tanımak istediğime karar vermiştim. Ve sen kendi ayağınla kafeme gelince hemen bir sohbet etmek istedim, sen görmesen de seni gören Melissa'da bu o yeni kız diye mesaj atınca, parktan buraya geldiğin tüm an gözüm sendeydi" diye heyecanla ve gerçekten dostane enerjisi ile devam etti konuşmasına.

Almira, Antonie ve onunla dost olabilecek olma fikrini çok sevmişti.

"Aa o öyle bir kitabına dalmış gibiydi ki beni ne zaman farketmiş şaşırdım doğrusu" diye konuşmaya devam ettiler.

Almira kahvaltıları ve kahveleri bittiğinde yeni bir arkadaş kazandığını düşündü. Zorla yediklerini ödeyip, kafeden çıkarken neredeyse birine çarpıyordu. Ve o an dondu, yüzündeki gülümseme çekildi ve karşısındakinin gözlerine kitlendi. Yine buz mavisi gözlerdi ama bu sefer çok yakınlardı ve kozalak, fresh o erkeksi koku bir an beynini durdurdu. Sonra geri adım attı ve biraz sarsakça Antonie'ye el sallayıp güldü ve çarptığı adamdan özür dileyip kafeden koşar adım çıktı.

Antonie kapıda dikilen dostuna ve yeni tanıştığı kızın neden böyle donduklarını anlamadı. Matthew diye seslendi ve arkadaşının omzuna dokunduğunda sanki adam transtan çıkarmış gibi baktı ve bir transtan çıktığını arkadaşına fark ettirmek istemediğinden gülümseyerek Antonie'ye döndü ve selamlaştı.

Matthew dün o gözleri gördüğünden beri bir tuhaftı ve bunu o kapıdaki karşılaşmaya kadar kimseye yansıtmamıştı. Çünkü her zaman bir hedef uğruna savaşırken bir kıza kapılmaması gerektiğini çok gençken kavramış ve hiç bu konulara bulaşmadan kariyerine odaklanmıştı. Ve haftaya doktorası başlarken bu kız da nereden çıkmıştı?

Antonie ve Matthew doğdukları andan beri çok yakın iki arkadaştı. Annelerinin sıkı dostluğu onlara da geçmişti. Ve Matthew eğer o kızın Antonie ile arasında bir şey varsa bu civardan bir süre uzak durmam iyi olur gibi düşünürken, Antonie her zaman ki neşesiyle söze girdi;

"Dafne'nin bagetlerine ve o bahsettiğim yeni kahve çekirdeğine bayıldı! Bu kız benim yeni best friendim olacak gibi Mati ve üzgünüm pabucunu dama atacağım!"

Matthew anlam vermediği bir şekilde Antonie kızı sadece arkadaşı olarak görüyor diye heyecanlandı. Ama ya öyle görmezse diye de endişelendi. Tüm bunlara ve sadece bir kaç dakika gördüğü bu kıza karşı birden niye böyle şeyler hissettiğine anlam veremdi. Antonie kızla arasında geçen tüm konuşmalarını anlatmasını dinlerken güzel bir kahve yapmak için büfe tarafına geçti. Ama o an ilk defa içinde bir kıskançlık dalgası belirdi, o konuşmayı kendi yapmak isterdi…

——

Almira eve nasıl geldiğini, neden kapıyı kapattıktan sonra sırtını kayıpa yaslayıp oraya oturup 15 dakika boyunca evi incelediğini bilmiyordu. Bu adam kimdi bilmiyordu. Ve bir an önce işin başlaması için dua ederken buldu kendini. Bugün evrak teslimi için üniversiteye gitmeliydi, oryantasyon için de bir ön toplantı planlaması gerektiğini kafasına not etti. Algısını yeni kuracağı hayata vermeliydi. Bir odak kaydırması daha yapacak olursa hiç bir hayali gerçek olmayacaktı. Hızla ayağa kalktığında tüm odağı acil işlerini halletmeye başlaması ve bir kaç gün o civardan uzak kalmak oldu.

More Chapters