Ficool

Esaretten Kurtuluş

Aleyna_Deniz_2413
--
chs / week
--
NOT RATINGS
1.1k
Views
Table of contents
VIEW MORE

Chapter 1 - 1.Bölüm - Sisli Bir Karşılaşma

Almira sürekli savaşmaktan yorulmuş, kaybettiği yönünü bulmak için ant içmiş, bir inançla yeniden doğuyordu. Yeni bir ülkeye gelmenin, mesleğine yıllar sonra devam edebilecek olmanın heyecanına kapılmış. Küçük apartmanına yerleşene kadar da tüm bu yaşananları kavrayamamıştı..

Almira bir eylül sabahı vardığı bu şehire gerçekten ait olup olmadığını, tüm bu yaşadıklarını geride bırakıp bırakamayacağını düşünürken telefonunun çalmasıyla irkildi.

Telefonun sesini duyuyor ama tüm eşyalarının karmaşasından bir türlü bulamıyordu. Sonra derin bir nefes aldı ama nefes verdiğinde arama sonlanmıştı. Arayanın önemli biri olacağını düşündüğünde zihninde telefonuyla ne yaptığını düşündü.

Hep bir şey kaybettiğinde, ya da tam olayı hatırlamak istediğinde gözlerini kapatır ve zihninde oluşan bağlantı haritasına güvenirdi.

Evet tam da her zaman ki gibi eve girer girmez valizlerini silip direkt duşa atmıştı kendisini. Telefonu da muhtemelen ordaydı, çünkü sonra valizleri boşaltma, evi inceleme ve yemek yemeden akşam olduğunu farkettiği bir 7 saat geçmişti…

Hızlı adımlarla tuvalete gitti ve bakım ürünlerini koyduğu dolapta telefonunu görmesiyle yüzüne kendini bilmiş ve gururlu bir gülümseme yerleştirdi.

Ve telefonu eline aldığında şok yaşadı. Çünkü en yakın arkadaşı Eloise 17 kere aramıştı bunun yanında Annesi ve küçük kardeşi de bir çok defa aramış ve mesaj atmıştı.

Sonra vardığını haber vermeyi unuttuğunu farketti. Annesine kısa bir mesaj atıp müsait olduğunda arayacağını söyledi.

Ve hemen Eloise'i görüntülü aradı. Tüm bu yaşadıklarında hep en yakını olmuştu. Birbirlerine seçtiğim kız kardeşim derlerdi. Bir yaz kampında tanışmış ve liseden beri en yakın arkadaş olarak kalmışlardı. Çok az yüz yüze zaman geçirme imkanları olsa da her zaman telefonla ve acil bir şey olduğunda da hemen bir diğeri bir uçak bileti alıp diğerinin yanında giderek bu bağı inşaa etmişlerdi.

Eloise telefonu açtığında neredeyse onu dövecekti.

"Neredesin? Bir şey mi oldu? Peşine biri mi takıldı? İyi misin? Evini buldun mu? Ben niye gelmedim ki-"

Diye devam ederken Almira sadece gülümsedi ve bu endişeli hali geçsin diye bekledi. Sonra olanları anlattı. Geldiğinde uçağın inişini havanın sisli olmasını ve bir an önce eve varıp güvende hissetmeye duyduğu ihtiyacı anlattı..

Tramvatik bir boşanmanın ardından yeniden bir hayat inşaa etmesi, buraya binbir emekle gelmesi ve tüm o yaşadığı duygular da o an sel gibi aktı. Ne zaman ağlamaya başladığının farkında değildi ama bir saatlik konuşmanın sonunda rahatlamıştı.

Eloise'i dinleyip evi yerleştirmeye bir ara verdi ve uzun zamandır hayalini kurduğu Cambridge sokaklarını keşfetmeye ve yiyecek bir şeyler bulma umuduyla telefon görüşmesini sonlandırdı ve siyah balon eşofmanının üstüne bedenini saran bir bady giydi ve en sevdiği trenckotlarından birini ve çantasını alıp çıktı.

Her zaman bir şehri yürüyerek keşfetmenin zevkini hiç bir şeyle mukayese edemez ve buna bayılırdı. Şehrin sesini dinleyerek, bilmediği sokaklara ve parklara girip çıkmaya başladı.

Sonra acıktığı tekrar aklına geldi ve haritadan kaydettiği bir kaç yerden birine doğru yürümeye başladı. Hemen bir dönerciye gidip daha sabah geldiği ülkesini yadetmek değil de mahallenin ünlü pizzacısında bir margarita yemenin daha uygun olacağını düşündü.

Ortam çok cozy idi. Dekorasyonun sıcaklığı ve masaların tasarımı onu İtalya'da hissettirmişti. Okuduğuna göre yarı italyan bir ingiliz ailesi işletiyordu restoranı.

Pizzası geldiğinde düşüncelerini aktardığı defteri de çantasına geri döndü. Sakin bir şekilde pizzasını yedi ve hesabı ödeyerek kendini tekrardan sokağa attı.

Eve dönmeden önce kendini Cambridge sokaklarında buldu. Kaydettiği bir park vardı ve orada gün batımını izleyip biraz kitap okuyup evine 30 dakika yürüyerek varabileceği planını kafasında oluşturduğunda neredeyse parka varmıştı.

Sonra gözüne bir adam ilişti. Çok sakin bir şekilde bilgisayarda çalışıyor ve kahvesini yudumluyordu ama o yüzündeki ciddiyet, beyaz tenine zıt koyu saçları birden onu her şeyden soyutlamıştı. Ve adam bu kadar ciddi bir iş yaparken spor eşofman takımı giymiş ve sanki birazdan hırkasını atıp kısa kollu üstüyle parkta koşacak ya da koşmak istiyormuş gibi hissetti. O an adamın yanında bir kadın olduğunu fark etti, hatta kadınla adam o kadar benziyordu ki.. Sadece kadın çok sıcak hissettiriyorken adam sanki bir buz dağıydı.

Ve tüm bunları düşünürken parka doğru değil de kafeye ilerlediğini yeni fark ediyordu. Sonra bir kahve içmenin nesi kötü ki zaten eve döndüğümde bir sürü iş beni bekliyor hem sponsor firmaya mail atmam ve haftaya deneme sürecine başlamam gerekiyor diye düşündü.

Kafeye neredeyse varacağı sırada adam kafasını kaldırdı ve ruhundaki hissettiği buz dağlarının yansımasını gözlerinde gördü. Farketmeden bir kaç saniye durdu ve sonra telaşla kafasını çevirip hızla kafeye girdi.

Tatlı, sempatik bir barmen duruyordu büfenin ardında. Siparişini verdiğinde biraz ayak üstü sohbet ettiler ve sanki o sohbeti yaparken üstünde bir çift gözün gezindiğini hissetti. Bozuntuya vermeden sıcak kanlı barmenin sabah çıkacak olan baget sandiviçlerden mutlaka deneyeceğine söz verip ardına bakmadan parka doğru gitti.

Onca şeyden sonra birinden etkilenmiş miydi? Hem de sadece bir bakıştan. Sonra bu anlık yanılsamaların nasıl da 5 yılına ve hayallerini az kalsın yitip gideceğini hatırladı ve manzaranın keyfini çıkartabileceği bir banka oturdu.

Etraf çok ilginç bir şekilde hafif rüzgar ve kuş sesleri dışında soyutlanmış gibiydi. Ve kahvesini yudumlarken o bankta on beş dakika geçtiğini farketmesiyle kitabını açması ve yoğunlaşmaya çalışması biroldu.

Kendini dünyadan soyutlamıştı, parkta önünde birileri koşarak ya da yürüyerek geçiyordu ama herkes sanki o kadar kendi halindeydi ki bu onu rahatlattı.

Zamanın nasıl geçtiğini anlamadığı o huzurlu ilk anlarda havanın kararmasıyla biraz üşümeye başladığını fark etti. Ve eve geçmenin iyi olacağı yönündeki kararı adımlarını hızlandırmasını sağladı.

Etrafı izlerken eve ne kadar da hızlı vardığını düşündü. Ve tam kapısını açarken yine o buz gibi gözleri anımsadı, içinde hiç tanımadığı bir karıncalanma hissetti. Sonra minik yuvasına adım attı.

Bu bakışların nasıl da hayatını değiştireceğinden ve bu buz dağının kendisine sakin bir deniz olacağından habersizdi o akşam.

-

Rastgele sisli bir günde, yeni bir ülkedeki ilk gününde hayatına yeni bir sayfa açma niyetiyle geldiği bu şehirde nelerle karşılaşacağından, Eloise ile olan bir dostluğu burada da bulacağından habersizdi.

Tek bildiği evini sevdiği ve şimdiden burada geçecek aylara umutla baktığıydı. Minik bir 1+1 evin onda yarattığı bu hissi daha önce hiç bir evinde tatmamıştı ve eve yerleşmeyi bitirdiğinde saat çoktan gece yarısı olmuştu. Sabah koşumu sanırım geciktiriceğim diye düşünerek yeni yatağında ilk huzurlu uykusuna bıraktı kendisini.