Ficool

Chapter 6 - Rüyadan uyanmak

"Richard... Demek sendin."

Diğer çocuklar Richard'ı evire çevire dövdükten sonra, zafer kazanmışçasına aşağı indiler. Richard, birkaç dakika boyunca yerde ölü gibi yattıktan sonra güçlükle ayağa kalktı. Yüzünde ilk defa gördüğüm bir ifade vardı:

Korku.

"Neden?" diye fısıldadım. "Yüzünde neden böyle bir ifade var?"

Onca aşağılanmaya, onca dayağa rağmen duygularını bir zırh gibi saklayan bu çocuğun yüzünde neden şimdi "korku" vardı?

Richard en değer verdiğim öğrencilerimden biriydi; onu herkesten daha iyi tanıdığımı sanıyordum. Oysa uğradığı zorbalıktan bile haberim yoktu. Eğer o an bir rüyanın içinde hapsolmasaydım, o zorbalara dünyayı dar ederdim.

Richard çatıdan aşağı inmeye başladığında, yüzündeki o sarsıcı korku gitmiş, yerine her zamanki ifadesiz maskesi geri gelmişti.

Bir şeylerin değiştiğini sadece ben biliyordum. Eğer kaçırılmasaydım bunu fark eder miydim?

Hayır.

Richard'ın yüzünde sadece idam sehpasına götürülen bir suçlunun sahip olabileceği o dehşet verici ifadeyi —korku ve nefretin o zehirli karışımını— asla göremezdim. O an kanımın donduğunu hissettim; eğer rüyada olmasaydım çoktan bayılmış olurdum.

"Kendine gel!" diye haykırıyordu beynim.

Zilin keskin sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım. Çatıdan inmeden önce gözlerim son bir kez gökyüzüne takıldı; tek bir bulutun bile olmadığı, sonsuz bir okyanus gibiydi. Ardından aşağı indim ve rüyamdaki kendimi takip etmeye devam ettim.

Okulun bitmesiyle birlikte kaçırıldığım o lanet yere doğru yürümeye başladım. Bir rüyanın içindeyken kendimi nasıl kurtarabilirdim ki? Olacak her şeyi bilip de sadece izlemek ne kadar acıydı... Bir kukla gösterisindeki kukla gibi hissetmek... Evet, tam olarak buydu; ne eksik ne fazla. Tek perdelik bir oyundaki ipli bir kukla... Artık tek yapmam gereken, oyun bitmeden bu sahneden çıkmaktı.

Bu rüyadan uyanma vakti gelmişti.

Her şey o gece olduğu gibi sırasıyla gerçekleşti. Onu şok cihazıyla vurmam, kaçmaya çalışmam ve en sonunda yakalanıp bilincimi kaybetmem... Ancak o geceden farklı olarak, bu sefer nefes alabildiğimi hissediyordum. Nihayet karanlık çöktü ve rüya sona erdi.

Gözlerimi yavaşça araladım.

Oda hâlâ karanlıktı. Rüyadan uyanıp uyanmadığımı anlamak için ellerimi yaralı bileklerime götürdüm. Parmaklarım yarama değdiği an hissettiğim o keskin acı, lanet olası rüyanın bittiğini müjdeledi.

Gerçek dünyadaydım.

Karanlığa alışan gözlerimle dikkatlice baktığımda, ben uyurken Richard'ın yaralarımı tedavi ettiğini fark ettim.

Eğer bunu yapmışsa, beni hemen öldürmek gibi bir niyeti olmadığını anlamalıydım. Kim öldüreceği birinin yaralarını sarmak için uğraşırdı ki?

Tam o sırada kapı gıcırdadı. Bakışlarımı yaralarımdan çekip kapıya çevirdim. İçeri giren kişi, tam da tahmin ettiğim gibi Richard'dı.

More Chapters