Ficool

Chapter 3 - GÜMÜŞTEN DOĞAN

BÖLÜM 4 – DOKUNMA

Sevgi, bazen çok sessiz gelir.

O kadar sessiz ki, insan onun geldiğini fark ettiğinde

çoktan içine girmiş olur.

Ama ben fark ettim.

Çünkü ben, sevginin nasıl gittiğini biliyordum.

Bu evde ağladığımda kimse paniklemedi.

Bu beni huzursuz etti.

Eski hayatımda ağlamak,

bir süreliğine görülmek demekti.

Sonra yine yalnızlık gelirdi.

Burada ise…

Ağladığımda annem hemen gelmedi.

Ama hep oradaydı.

Kapı aralığından bakar,

ışığı açmaz,

nefesini duyurmazdı.

Sadece beklerdi.

Bu bekleyiş bana ağır geldi.

Neden gelmiyorsun?

Ama sonra gelirdi.

Aynı hızda.

Her zaman aynı hızda.

Annem beni kucağına aldığında kalbim hızlanırdı.

Bu bir mutluluk değildi.

Bir savunmaydı.

Vücudum kasılırdı.

Parmaklarım içe kapanırdı.

Beni fark ederdi.

Ama bırakmazdı.

Ne daha sıkı sarılırdı

ne de geri çekilirdi.

Sadece…

orada kalırdı.

Bu dayanılması zor bir şeydi.

Çünkü sevgi ya gelir ya giderdi.

Burada ise kalıyordu.

Babamın kolları daha farklıydı.

Sessizdi.

Beni tutarken konuşmazdı.

Ama nefesini ayarlardı.

Sanki beni rahatsız etmemek için

daha az yer kaplamaya çalışırdı.

Bu çok garipti.

Ben küçük olan bendim.

Ama o, bana alan açıyordu.

Geceleri odamın kapısını açar,

ışığı yakmazdı.

Beşiğin başında durur,

nefesimi dinlerdi.

Ben uyumazdım.

Ama o, bilmiyormuş gibi davranırdı.

Bu bir oyundu.

Ve ben ilk kez

bir oyunu kazanmak istemedim.

Abim Aras…

O bambaşkaydı.

Beni kucağına almak istemezdi.

Kimseye benzemiyordu.

Yanıma otururdu.

Oyuncaklarını yere dizerdi.

Ama bana uzatmazdı.

"Bunlar ses çıkarıyor," derdi.

"Sen korkarsın."

Ben korkmazdım.

Ama onun bunu düşünmesi

içimde bir yer açtı.

Bazen beşiğimin yanına yatardı.

Uyumazdı.

Sadece orada olurdu.

Bir gün parmağımı tuttu.

Çok dikkatliydi.

Sanki canım acıyabilirmiş gibi.

Bırakmadı.

Ama sıkmadı da.

Bu…

çok tanıdıktı.

Eski hayatımda hiç yaşamadığım bir tanıdıklık.

Bu evde kimse beni izlemekten vazgeçmedi.

Bu beni yordu.

Çünkü sevilmeye hazırlanmak,

sevilmemekten daha zordur.

Sevilmemek nettir.

Sevilmek belirsizdir.

Ya giderse?

Ya bu da geçiciyse

Bazen annemin gözlerine bakardım.

Çok bakardım.

Kaçıp kaçmayacağını anlamaya çalışırdım.

O kaçmazdı.

Ama bunu bana söylemezdi.

Söylemek kolaydır.

Kalmak zordur.

O kalıyordu.

Bir gece ateşim çıktı.

Bu bir korkuydu.

Çünkü hasta olmak,

eski hayatımda görünmez olmaktı.

Ama bu evde

herkes uyandı.

Işıklar yandı.

Sesler değişti.

Annem beni göğsüne bastırdı.

Babam doktora telefon etti.

Aras kapının önünde durdu.

"Gitmesin," dedi.

"Korkuyordur."

O an anladım.

Bu evde biri ağladığında

herkes uyanıyordu.

Ateşim düştü.

Ama içimde bir şey daha oldu.

İlk kez düşündüm:

Belki ben kalabilirim.

Beni yatağıma koyduklarında annem gitmedi.

Elimi tuttu.

İlk kez ben bırakmadım.

Kalbim yavaşladı.

Nefesim düzeldi.

Uyudum.

Gerçekten uyudum.

Rüyamda asfalt yoktu.

Sessiz ev yoktu.

Sadece bir el vardı.

Beni bırakmayan.

Ve ben,

ilk kez şunu hissettim:

Sevgi acıtabilir.

Ama bu acı…

öldürmez.

İyileştirir.

More Chapters