Ficool

Chapter 2 - GÜMÜŞTEN DOĞAN

BÖLÜM 3 – NEFES

Önce karanlık vardı.

Ama bu karanlık boş değildi.

Bir düşüş değildi.

Bir bekleyişti.

Sanki bir yere sarılmıştım.

Duvarları olan, sınırları belli, dar ama güvende bir yere.

Sesler uzaktı.

Kalın bir perdenin arkasından geliyordu.

Sonra bedenim sıkışmaya başladı.

İçimde bir itiliş vardı.

Bir zorlanma.

Biri beni çağırıyordu ama adını bilmiyordum.

Kalbim hızlandı.

Ritmi bozuldu.

Bir yere yetişmem gerekiyordu.

Ama nereye gittiğimi bilmiyordum.

Nefesim yoktu.

Ciğerlerim yanıyordu.

Bu yanma bana yabancı değildi.

Yine mi yalnızım?

Bu düşünce yeni değildi.

Bu düşünce eskimişti.

Defalarca tekrarlanmıştı.

Ve sonra…

bir yırtılma oldu.

Sessizlik parçalandı.

Soğuk hava yüzüme çarptı.

Keskin bir ışık gözlerimi yaktı.

Ciğerlerime dolan hava acıttı.

Ağladım.

Ama bu ağlama bir isyan değildi.

Bu, geri dönüşün sesiydi.

Bir hatırlamaydı.

Ben geldim.

"Tamam," dedi bir ses.

"Seni aldım… buradasın."

Ses yumuşaktı.

Acele etmiyordu.

Eller vardı.

Beni tutan, düşürmeyen…

Ama sıkmayan eller.

Bedenim küçüktü.

Hafifti.

Ama içim doluydu.

Yarım kalmış çocukluklarla.

Söylenmemiş cümlelerle.

Tutulmayan ellerle.

ANNE

Onu kollarıma verdiklerinde dünya durdu.

Gerçekten durdu.

Odanın uğultusu kesildi.

Zaman bir anlığına geri çekildi.

Ağlıyordu.

Ama sesi…

Bir bebeğin sesinden daha derindi.

Boğazından bir hayat geçmiş gibiydi.

Yeni doğmuş bir bebeğin ağlaması değildi bu.

Sanki bir yerden geri dönmüştü.

Saçlarına baktım.

Gümüş rengindeydi.

Işık vurdukça parlıyordu.

Ne sarıydı ne beyaz.

Arada kalmış bir renk.

Arada kalmış bir ruh gibi.

"Bak," dedim.

"Saçlarına bak."

Eşim eğildi.

Gözleri doldu.

Ama gülümsüyordu.

"Gözleri…" dedi.

"Mavi."

O an içimde bir korku kıpırdadı.

Sebebini bilmiyordum.

Bu çocuk…

farklıydı.

Ama tuhaf olan şuydu:

Fark edilmekten korkmuyordu.

Ben korktum.

Onu göğsüme koyduklarında kalbi hızlandı.

Benim kalbime doğru.

Sanki bir şey arıyordu.

Bir ritim.

Bir kanıt.

Saçlarını okşadım.

Elim titredi.

"Buradasın," dedim.

"Gitmeyeceksin."

Bunu ona söylediğimi sandım.

Ama aslında…

kendime söz veriyordum.

BABA

Onu ilk gördüğümde çok küçük sandım.

Ama sonra baktım.

Bakışı vardı.

Yeni doğmuş bir bebeğin bakışı gibi değildi.

Sanki dünyayı tanıyordu…

ama ona güvenmiyordu.

Elimi uzattım.

Dokunmadım.

Bekledim.

Gözlerini bana çevirdi.

Korkmadı.

O an içimde bir şey kırıldı.

Bu çocuk sevilmezse ağlamazdı.

Bu çocuk sevilmezse…

susardı.

Ve ben o an,

hayatımda ilk kez bir bebeğe söz verdim:

Kırılmayacaksın.

ABİ

Kapının önünde duruyordu.

Üç yaşındaydı.

Ne olduğunu tam bilmiyordu.

Ama herkesin sesi değişmişti.

Annesi ağlamıyordu.

Ama sesi titriyordu.

Babası sessizdi.

O, ayakkabılarıyla oynadı.

Sonra kapıya baktı.

"Bu kim?" diye sordu.

Annesi diz çöktü.

"Bu senin kardeşin," dedi.

"Küçük kız kardeşin."

Abinin yüzü ciddileşti.

Beni gördü.

Çok küçüktüm.

Ama gözlerim açıktı.

Ona baktım.

Bu bakış onu durdurdu.

Yavaşça yaklaştı.

"Canı acıyor mu?" diye sordu.

Annesi başını salladı.

"Artık hayır."

Abi eliyle saçımı işaret etti.

"Neden parlıyor?" dedi.

Kimse cevap veremedi.

GÜMÜŞ

O an anladım.

Bu saç rengi bir süs değildi.

Bir mucize hiç değildi.

Bu bir izdi.

Geçmişten kalmış bir işaret.

Sanki hayat fısıldıyordu:

"Bu çocuk daha önce kırıldı."

Ama bu sefer…

kırılmasına izin vermeyecektim.

Ağlamam dindi.

Gözlerimi açtım.

Herkese tek tek baktım.

Bu sefer kaçmadılar.

Abim parmağımı tuttu.

Çok dikkatliydi.

Bırakmadı.

Sanki bir şeyi koruyormuş gibiydi.

Ve o an içimde bir şey oldu.

İlk kez…

yalnız değildim.

İSİM

Adı ne olacak?" dediler.

Bir an sessizlik oldu.

Ben dinledim.

Kalbimde bir kelime vardı.

"Lina," dedi annem.

"Işık demek."

Abim başını salladı.

"Güzel," dedi.

"Ben onu korurum."

Kimse ona bunu öğretmemişti.

Ben bilmiyordum.

Ama ben hatırlıyordum.

Asfaltın sıcaklığını.

Sessiz bir evin sesini.

Geç kalan sevgiyi.

Ama şunu da hissediyordum:

Bu kalp…

beni bırakmayacaktı.

Bu ev…

beni tutacaktı.

Ve ben,

dünyaya ikinci kez geldim.

Bu sefer…

birileri beni bekliyordu.

Ve biri…

beni korumaya karar vermişti.

DOĞAN

ANA KARAKTERLER VE AİLE PROFİLLERİ

LİNA ARVEN

(Ana karakter)

Yaş (doğumda): 0

Saç: Doğal gümüş rengi, ince telli

Göz: Açık mavi

Ten: Açık, porselen

Karakter: İçedönük, gözlemci, derin, temkinli

Ruh hâli: Sevilmeye aç ama sevilmekten korkan

Özellik: Önceki hayatını hatırlıyor; özellikle duygusal anıları

Sembolü: Gümüş saç – geçmişten kalan iz

En büyük korkusu: Sevilip sonra terk edilmek

En büyük ihtiyacı: Tutarlı, sessiz sevgi

SELİN ARVEN (ANNE)

Yaş: 29

Meslek: Mimar (şehirde tanınan, prestijli projeler yapan)

Saç: Koyu kestane, omuz hizasında

Göz: Koyu kahverengi

Fizik: Zarif, ince yapılı

Karakter: Kontrollü, empatik, sezgisel

Kişilik derinliği:

Hayatı planlamayı sever

İnsanları okumakta iyidir

Duygularını yüksek sesle değil, davranışla gösterir

Annelik tarzı:

Sessiz ama sürekli

Lina'ya asla acele etmez

Lina ile bağı:

Lina'nın kırılmış bir ruh taşıdığını hisseder

Onu "tamir etmeye" değil, "beklemeye" karar verir

En büyük korkusu:

Kızının içine kapanıp kaybolması

EMRE ARVEN (BABA)

Yaş: 34

Meslek: Uluslararası holdingde finans direktörü

Saç: Koyu kahverengi

Göz: Koyu ela

Fizik: Uzun boylu, geniş omuzlu

Karakter: Disiplinli, korumacı, sorumluluk sahibi

Kişilik derinliği:

Kontrol etmeyi sever

Sessiz kaldığında daha çok hisseder

Gücünü sesinden değil duruşundan alır

Babalık tarzı:

Fiziksel temas yerine varlıkla güven verir

Geceleri Lina'nın nefesini dinler

Lina ile bağı:

Lina'yı "kırılgan bir cam" gibi görür

Onu hayata karşı korumak ister ama boğmaz

En büyük korkusu:

Onu koruyamamak

ARAS ARVEN (ABİ)

Yaş: 3

Saç: Açık kahverengi

Göz: Koyu kahverengi

Fizik: Yaşıtlarından uzun, ince yapılı

Karakter: Sessiz, gözlemci, doğal lider

Çocuk kişiliği:

Oyuncaklarıyla değil, insanlarla bağ kurar

Korumacı içgüdüsü çok erken gelişmiştir

Lina ile bağı:

Lina'yı "korunması gereken" biri olarak görür

Ona oyuncak değil, alan verir

Sembolü:

Sessiz koruyucu

En büyük korkusu:

Lina'nın ağlaması

AİLE DİNAMİĞİ

Ekonomik durum:

Üst sınıf, eski para değil ama sağlam bir servet

Gösterişsiz lüks

Ev:

Yüksek tavanlı, geniş pencereli, sessiz

Aile içi bağ:

Yüksek ses yok

Acele yok

Sevgi davranışla gösterilir

Temel ilke:

Kimse Lina'ya "iyileş" demez

Herkes onun hızına uyar

More Chapters