Ficool

Chapter 2 - Bölüm 2: Aru evi

Shun, Izumi'ye nasıl bu hale geldiğini veya ne kadar şey hatırladığı gibi basit sorular sordu ancak Izumi neredeyse hiçbirini yanıtlayamadı.

Shun'un dediğine göre hafıza kaybetmenin farklı yolları olabilirmiş ve Izumi'nin başına tam olarak ne geldiğini kestiremiyormuş.

Izumi'nin yaşadığı yeri ikisi de bilmedikleri için Shun, Izumi'yi kendi evinde kalması için davet etti. Izumi üç gündür o evde yaşıyordu.

"Mhm, sabah olmuş."

Rahat yatağın üzerinde uyanan Izumi karşısındaki kare pencereden içeriye delen güneş ışınlarını görünce yine en son uyananın kendisi olduğunu anladı.

Shun'un yaşadığı yer dubleks, ahşap ve gerçekten kaliteli bir binaydı. Izumi merdivenlerden aşağı indiği zaman mutfakta kahvaltı masasını düzenleyen Shun ile göz göze geldi.

"Günaydın, Shiki abla." Her zaman olduğu gibi Izumi yeniden ikiz kardeşleri karıştırmıştı. Yüz hatları, saç renkleri ve hatta bakışlarına kadar tamamen aynı olan ikiz kardeşleri sıklıkla karıştırıyordu. Shiki'nin saçları biraz daha uzun olmasa anlaması çok daha zor olacaktı.

"Günaydın, Izumi. Eve alışabildin mi?" Shiki nazik bir dil ile Izumi'yi karşıladı. Bakışları bir avcıyı andırıyordu. Kan kırmızısı gözlerinin derinlikleri uzaktan gerçekten ürpertici görünüyordu fakat bakışlarına rağmen Shiki oldukça nazik birisiydi.

"Evet, çok daha rahat hissediyorum. Her şey için tekrardan teşekkür ederim." Izumi onlara gerçekten minnettardı. Shiki ve Shun'un bu kadar kibar olmaları Izumi'yi borçlu hissettiriyordu.

Shiki mutlu bir ifade ile başını onaylarcasına salladı ve konuştu. "Shun'u arıyorsan dışarda idman yapıyor."

Izumi bunu duyunca yavaşça dış kapıya yöneldi ve kapıyı açtı. Kapıyı açar açmaz evin bahçesindeki küçük kayalardan birinin üzerinde oturmuş, dinlenmekte olan Shun'un figürü ile karşılaştı.

"Ah, Izumi günaydın! Naber?"

Izumi'ye karşı her zaman neşeli olan o ifade ile Shun titreyen bacakları ile ayağa kalktı. Baya yorulmuş olacak ki tamamen ter ve toz içindeydi.

Izumi Shun'a aç olduğunu fakat çok büyük bir problem olmadığını, idmanını bitirmesini bekleyebileceğini söyledi. Shun ile geçirdiği vakit Shiki'ye kıyasla çok daha fazlaydı bu yüzden Shun ile çok daha açık konuşabiliyordu.

Gerçekten bu üç gün içinde zamanın neredeyse tamamını beraber geçirmişlerdi. Süreç boyunca Shun, Izumi'ye bozerin ne olduğunu; bozer seviyelerini, mana sistemini ve bozerlerin nasıl geliştiğinden bahsetti.

Öncelikle bozer dedikleri şey ikiye ayrılıyormuş. Sadık bozerler ve günahkar bozerler. Sadık olanlar imparatorluk veya beyliklere hizmet eden, oldukça iyi maaş alan kullanması oldukça verimli askerlerdir.

Günahkâr bozerler ise imparatorluğa sadakatini yitirmiş, şeytan tarafından yozlaştırılmış cani ve acımasız bozerlere deniyormuş.

Sadık bozerler genelde her zaman kol kola savaşırken günahkar bozerler çoğu zaman tek veya iki kişi gezerlermiş. Başka bir şeytani bozer ile karşılaşma durumunda anında bir çatışma çıkar ve herkes birbirini öldürmeye başlarmış.

11 kademeli olacak şekilde bozer seviyeleri ayrılmış. Bunlar beyaz, beyaz-sarı, sarı,

sarı-yeşil, yeşil, yeşil-mavi, mavi, mavi-kırmızı, kırmızı, kırmızı-siyah, ve son aşama siyahmış.

Bozer kurdelesi olarak adlandırılan, magenium cevheri ile üretilmiş olan bu özel kurdeleler ile bozerin seviyesi ölçülebilirmiş.

Shun şu anda beyaz-sarı Izumi ise beyaz aşamasında birer bozerlermiş. Bozerlerin nüfusu toplam nüfusa oranla o kadar azmış ki düşük aşamalı bir bozer bile hazine değerindeymiş.

Bozerlerin her biri mana kullanabilen özel insanlarmış ve kullanabilmeleri için birçok farklı türde mana varmış. Örneğin manası ile su manipülasyonu yapabilen bir bozer su türü bir bozerdir.

Izumi bir güç türüymüş. Yani manasını harcayarak kendi fiziksel gücünü, dayanıklılığını ve çevikliliğini arttırabilirmiş.

Shun ise bir kan türü bir bozermiş. Ortamda bir miktar kan olduğu sürece onu manipüle edebilir, şekillendirebilir ve sertleştirebilir. Aynı zamanda kan türü su türüne kıyasla darbeleri çok daha güçlü olur ancak her zaman kullanmaya elverişli olamazmış.

Ve son olarak bozerlerin temel güçlenme kaynakları. Bir bozerin mana deposunun sınırları ne kadar zorlanırsa bir sonraki sefere daha şişik ve dolu olur. Böylece sonraki seferde daha çok mana kullanarak daha kuvvetli darbeler indirebilir.

Fakat bu yöntem genelde çoğu bozer için geçicidir. Her bir kademe ilerlediğinde sonraki kademe için gereken mana deposu kat kat artar bu da işi bir yerden sonra imkansız kılar.

Öyledir ki beyaz aşamasından başlayıp hayatınızı bu yöntem ile gelişmeye adasanız bile mavi seviyesine ulaşamadan ömrünüz biter.

Bunun yerine çoğu bozer yüzükleri kullanırlar. Bu yüzükler zindanlarda gizli, dağlarda gömülü hatta iblislerin içinde bile bulunabilir.

Zamanında yaşamış siyah kademesindeki bir bozer bu yüzüklerin içine farklı miktarlarda kendi enerjisini aktarıp dünyanın dört bir yanına gizlemiştir.

Kullanımı çok basittir. Yüzüğün üzerinde döndürülmesini elverişli kılan bir kademe daha bulunur. Kullanıcı yüzüğü işaret parmağına takary baş parmağı ile üst kademedeki kısmı çevirir ve enerji serbest kalır.

Yüzüğün içindeki enerji miktarına göre aniden salınan enerji devasa şiddet patlamalarına neden olabilir. Hatta çevredeki insanlar bu patlama nedeni ile ölebilir.

Açığa çıkan enerji ise doğrudan yüzüğün yeni sahibinin diyaframındaki mana deposunu zorlar ve hacmini büyük oranda arttırır.

Bozerlik hakkında temel şeyler bunlardır.

Izumi bunları kafasında tutmakta zorlanmıştı ancak basit tekrarlar ile yeterince oturtmayı başardı.

Shun ile biraz sohbet ettikten sonra Aru evinden bir ses onlar için geldi. "Kahvaltı hazır gelin!" Shiki kahvaltı masasını hazırlamıştı.

Izumi ve Shun içeri girdiklerinde kareli masa örtüsünün üzerinde sayısız çeşit acayip lezzetli yemekler vardı.

Izumi pastırmalı yumurtadan bir miktar aldı ve yeni favori yemeği belli olmuştu. Üç günlük deneyimden ötürü her gün değişiyor olması oldukça ironikti.

Kahvaltı daha tamamlanmamışken Izumi'nin aklına bir soru takıldı. "Shun, günahkar bozerlere neden günahkar deniyor?"

Shun yemeğini yemeye devam ederken biraz düşündü ve yanıtladı. "Cehenneme gidecekleri için olmalı. Sonuçta sadaketten yoksunlar." Izumi için tatmin edici bir yanıt olmamıştı bu.

"Buna kim karar veriyor? Tanrı dışında birisi nasıl oluyor da onların cehennemde yanacaklarını garanti edebiliyor?"

Shun oldukça şaşırmıştı. Altı yaşında ilk eğitimini almaya başladığından beri hiç böyle düşünmemişti.

Izumi konuşmaya devam etti. "Bu insanlar gerçekten yanacaklarını bildikleri halde neden bu yolu seçsinler...?"

Shun düşündü.

Herkes kahvaltısını bitirdikten sonra Shun yanıt vermeden masadan kalktı ve duş için üst kata çıktı.

Durum Izumi için çok açıktı. Shun, Izumi'nin sorusunu yanıtlayamamıştı.

*************************************************

More Chapters