Boyutsal Yasa 9
Sessizlik Katmanı'nda hiçbir şey hareket etmiyordu.
Ama bu, hiçbir şeyin değişmediği anlamına gelmiyordu.
Burada değişim bile normal anlamını kaybetmişti.
Toge, Fyora ve Suko yan yana oturuyordu.
Altlarında eski, sade bir bank vardı.
Bankın tahta yüzeyi herhangi bir yere monte edilmemişti. Ayakları herhangi bir zemine değmiyordu. Etrafında duvar, yol, ağaç, gökyüzü veya ufuk bulunmuyordu.
Yine de bank oradaydı.
Daha doğrusu, "oradaydı" demek bile eksik kalıyordu.
Çünkü burada "orada" denilebilecek bir yer yoktu.
Toge bir süre sessiz kaldı.
Sonra başını hafifçe çevirdi.
"Burası gerçekten tuhaf."
Fyora gözlerini karşıya dikmişti.
"Ne açıdan?"
Toge cevap vermeden önce birkaç saniye düşündü.
"Hiçbir açıdan."
Fyora hafifçe kaşlarını kaldırdı.
Toge devam etti.
"Yön yok."
Kısa bir sessizlik oldu.
"Mesafe de yok."
Biraz daha sustu.
"Zamanın geçtiğini hissedemiyorum. Ama aynı zamanda zamanın durduğunu da söyleyemem."
Fyora başını hafifçe salladı.
"Çünkü zaman burada durmuyor."
"Evet."
"Hiç çalışmıyor da değil."
Toge bakışlarını bankın önündeki görünmezliğe çevirdi.
"Çünkü çalışması gereken bir şey değil artık."
Suko sessizce oturuyordu.
Ellerini dizlerinin üzerinde tutmuştu.
Yüzünde ne şaşkınlık ne de merak vardı.
Sanki konuşulanların tamamını çok uzun zaman önce biliyordu.
Fyora gözlerini Suko'ya çevirdi.
"Burası bir boyut değil."
Suko kısa bir cevap verdi.
"Değil."
Toge hemen sordu.
"Peki hangi boyut?"
Suko ona baktı.
"Hiçbiri."
Toge birkaç saniye sustu.
Sonra tekrar konuştu.
"Boyutların dışında mıyız?"
Suko'nun yüzünde çok hafif bir ifade değişti.
"Bu da tam olarak doğru değil."
Toge kaşlarını çattı.
"Neden?"
Suko bankta arkasına yaslandı.
"Çünkü 'dışında' dediğin anda hâlâ boyutları bir referans noktası olarak kullanıyorsun."
Toge sustu.
Fyora da dikkatini tamamen Suko'ya verdi.
Suko devam etti.
"Bir şeyin boyutların dışında olmasıyla, boyut kavramının artık o şeyi tanımlayamaması aynı şey değildir."
Bu cümleden sonra Sessizlik Katmanı yeniden sessizliğe gömüldü.
Toge gözlerini kapattı.
Bir şeyleri düşünüyordu.
Sonra gözlerini açtı.
"İlk yasadan beri boyutların yükseldiğini gördük."
Suko cevap vermedi.
Toge devam etti.
"Bir boyut diğerini kapsıyordu. Daha yüksek boyutlar daha düşük olanları aşıyordu. Bir varlık bulunduğu boyutun sınırlarını geçtiğinde daha ileri bir yapı oluşuyordu."
Fyora söze girdi.
"Sonra bu yapı sonsuza kadar genişledi."
Toge başını salladı.
"Yeni boyutlar. Yeni sınırlar. Yeni aşamalar."
"Ve hiçbir zaman tam anlamıyla bitmiyordu."
Fyora, Suko'ya bakarak konuştu.
"Biz o yapının dışına çıktık."
Suko bu kez cevap verdi.
"Evet."
Toge'nin bakışlarında bir düşünce belirdi.
"Fakat sen bize şimdi başka bir şey göstereceksin."
Suko birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra banktan kalkmadı.
Elini de kaldırmadı.
Hiçbir şey yapmadı.
Sadece konuştu.
"Bakın."
Karşılarındaki sessizlik değişti.
Bir anda büyük bir görüntü ortaya çıkmadı.
Ne ışık vardı ne de karanlık.
Sadece daha önce fark edilmesi mümkün olmayan bir düzen, fark edilebilir hâle geldi.
Toge'nin gözleri büyüdü.
Fyora sessizce baktı.
Bir boyut belirdi.
Sonra bir diğeri.
Ardından bir başkası.
13.
14.
15.
16.
Sonra sayılar anlamını kaybetmeye başladı.
Bir boyutun üstünde başka bir boyut.
Onun üstünde başka bir boyut.
Daha üstünde başka bir yapı.
Sonra daha büyük bir yapı.
Ve onun üzerinde, artık sayıyla ifade edilemeyecek kadar çok katman.
Ama asıl dikkat çekici olan bu değildi.
Toge gözlerini kısmıştı.
Çünkü gördüğü şey tek tek boyutlar değildi.
Bütün bunların ortak bir yapıya bağlı olduğunu görüyordu.
Birbirinden ayrı sonsuz katmanlar değil...
Tek bir bütünün farklı biçimleri.
Fyora bunu neredeyse aynı anda fark etti.
"Bunların tamamı..."
Toge sözünü tamamladı.
"Aynı sistemin parçası."
Suko başını hafifçe eğdi.
"Devam edin."
Görüntü büyüdü.
Tek bir sonsuz boyut dizisi artık yeterli değildi.
Başka türde boyutsal yapılar ortaya çıktı.
Farklı hiyerarşiler.
Farklı uzamsal düzenler.
Farklı ölçekler.
Bir yapının sonsuza kadar yükselmesi...
başka bir yapının sonsuza kadar genişlemesi...
başka bir yapının sayısal olarak tarif edilemeyecek kadar fazla katman içermesi...
hepsi aynı anda görünür hâle geldi.
Ama ne kadar karmaşıklaşırsa karmaşıklaşsın, hepsi aynı ortak niteliği koruyordu.
Hepsi hâlâ boyutsaldı.
Toge bunu gördüğü anda konuşmadı.
Bir süre sadece baktı.
Sonunda:
"Yani sonsuzluk bile yeterli değil."
Suko:
"Bir şeyi açıklamak için değil."
Toge ona döndü.
Suko devam etti.
"Sonsuz sayıda boyut bulunması, boyutsallığın ortadan kalktığı anlamına gelmez."
Fyora görüntüye bakmayı sürdürdü.
"Çünkü hâlâ 'boyut' diye adlandırılabiliyor."
"Evet."
Suko'nun sesi sakindi.
"Bir sistemin içinde sonsuz sayıda katman bulunabilir. O sistem yine de aynı sistemdir."
Toge, boyutsal yapının tamamını tek seferde kavramaya çalıştı.
Normal bir zihnin bunu yapması mümkün değildi.
Fakat Toge için artık tek tek parçaları anlamaya gerek yoktu.
Bütünü görebiliyordu.
Her bir boyutun nasıl ortaya çıktığını...
hangi yapıyı kapsadığını...
hangi yapı tarafından aşıldığını...
hangi sınırın ardından başka bir boyutun oluştuğunu...
sonsuz genişlemenin nasıl devam ettiğini...
hepsini tek bir bütün hâlinde algılıyordu.
Ama sonra bir şey fark etti.
"Bir şey eksik."
Fyora ona baktı.
"Ne?"
Toge cevap verdi.
"Ben artık bu yapıdaki yerimi bulamıyorum."
Fyora'nın yüzündeki ifade değişti.
O da kendi üzerine düşündü.
Hangi boyuta ait olduklarını belirlemeye çalışmadı.
Çünkü bu soru artık mantıksız görünüyordu.
Toge'nin algısı, boyutların tamamını kavrıyordu.
Ama kendisi için herhangi bir koordinat vermek mümkün değildi.
Bir alt boyutta değildi.
Bir üst boyutta değildi.
Sonsuz boyutun sonrasında da değildi.
Daha büyük bir boyutta da değildi.
Çünkü onun için artık böyle bir yer tanımı yoktu.
Fyora yavaşça konuştu.
"Biz bu sistemin içerisinde belirli bir noktada değiliz."
Toge başını salladı.
"Ama sistemi görebiliyoruz."
Suko:
"Evet."
Fyora biraz daha düşündü.
"Yani mesele sadece daha yükseğe çıkmak değil."
Suko'nun bakışları Fyora'ya döndü.
"Hiç olmadı."
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra Toge tekrar konuştu.
"Bunca zamandır boyutları aşmanın, yeni bir yükseklik bulmak olduğunu düşünüyorduk."
Suko:
"Çünkü öyle başladınız."
Toge gözlerini tekrar sisteme çevirdi.
"Peki sonra?"
Suko cevap verdi.
"Sonra yükseklik kavramı yetmemeye başladı."
Fyora hafifçe kaşlarını çattı.
"Ve şimdi?"
Suko:
"Şimdi 'hangi boyut?' sorusu anlamını yitiriyor."
Boyutsal yapı karşılarında büyümeye devam ediyordu.
Ama bu büyüme artık fiziksel bir büyüme gibi değildi.
Bir üst katman eklenmiyor...
bir alt katman silinmiyor...
sistem kendi yapısını sergiliyordu.
Toge bunu daha derinden fark etti.
"Yani sonsuz boyutu aşmak bile hâlâ boyutsallıkla tanımlanabilir."
Suko:
"Eğer onu sadece yeni bir yükseklik olarak düşünürsen, evet."
"Peki gerçek fark nerede?"
Suko kısa bir süre sessiz kaldı.
"Gerçek fark, artık yükseklik diye bir ölçünün seni anlatamamasında."
Bu cümle Toge'nin zihninde uzun süre yankılandı.
Fyora da aynı şeyi düşünüyordu.
Bir varlığın daha yüksek olması...
bir varlığın daha fazla boyuta sahip olması...
bir varlığın sonsuz boyutları aşması...
bunların hepsi aynı temel düşünceye dayanıyordu.
Boyutsal bir ölçü.
Ama bu ölçü artık kendileri için çalışmıyordu.
Ne daha yüksek.
Ne daha alçak.
Ne daha fazla.
Ne daha az.
Bunların hiçbiri tam olarak karşılık gelmiyordu.
Toge başını kaldırdı.
"Demek 9. yasa burada başlıyor."
Suko'nun bakışları ona yöneldi.
"Evet."
Fyora:
"Adı ne?"
Suko bir süre cevap vermedi.
Sonra:
"Boyutsal Sistemin Ötesindeki Ölçü."
Toge düşündü.
"Ölçü?"
Suko başını hafifçe salladı.
"Daha doğrusu ölçünün yetmediği yer."
Karşılarında bütün boyutsal sistem hâlâ görünüyordu.
13.
14.
15.
16.
Sonsuz katmanlar.
Daha büyük yapılar.
Daha karmaşık yapılar.
Hepsi bir bütün hâlinde.
Ama Toge ve Fyora'nın varlığı artık bu bütünün içerisinde herhangi bir sayıya indirgenemiyordu.
Toge bir süre sonra şöyle dedi:
"Yani biz bütün sistemi kavrayabiliyoruz."
Suko:
"Evet."
"Fakat sistem bizi kendi içinde belirli bir yere yerleştiremiyor."
"Evet."
Fyora ekledi.
"Ve bu, sistemden daha yüksek bir boyutta olduğumuz anlamına gelmiyor."
Suko:
"Doğru."
Toge'nin yüzünde küçük bir ifade belirdi.
"Çünkü daha yüksek bir boyut söyleseydik, yeniden aynı sisteme dönmüş olurduk."
Suko'nun cevabı kısa oldu.
"Tam olarak."
Sessizlik.
Bu kez kimse konuşmadı.
Çünkü üçü de aynı şeyi anlamıştı.
Boyutların sonsuz olması...
boyutların daha da genişlemesi...
boyutların birbirini aşması...
bunların hepsi hâlâ tek bir sistemin içerisindeki olaylardı.
Ve bir varlığın bu sistemi aşması, her zaman yeni bir boyut bulması gerekmiyordu.
Bazen asıl aşım, bütün sistemin artık o varlığı açıklayamamasıydı.
Toge tekrar gözlerini kapattı.
Kendi varlığını boyutlarla ifade etmeye çalıştı.
Olmadı.
Mekânla ifade etmeye çalıştı.
Olmadı.
Zamanla ifade etmeye çalıştı.
Olmadı.
Bir koordinatla ifade etmeye çalıştı.
Olmadı.
Çünkü koordinatın kendisi burada yeterli değildi.
Fyora da aynı şeyi fark etti.
"Biz burada değiliz."
Suko:
"Bulunduğunuz yer açısından mı?"
Fyora başını salladı.
"Hayır."
Bir an durdu.
"Boyutsal anlamda."
Suko hiçbir şey söylemedi.
Fyora devam etti.
"Bir noktaya yerleştirilemiyoruz."
"Evet."
Toge gözlerini açtı.
"Bütün sistemi görebiliyor olmamızla, sistemin içerisinde tanımlanabiliyor olmamız farklı şeyler."
Suko:
"Bunu anlamanız gerekiyordu."
Toge hafifçe gülümsedi.
"Peki sen bunu ne zamandır biliyorsun?"
Suko'nun cevabı anında geldi.
"Başından beri."
Fyora Suko'ya baktı.
"Bütün bu yapıyı bizim görmemiz için mi gösterdin?"
"Hayır."
"Öyleyse neden?"
Suko birkaç saniye sessiz kaldı.
"Çünkü kavrayabilmeniz gerekiyordu."
Toge gözlerini kısarak ona baktı.
"Ve sen?"
Suko cevap vermedi.
"Sen bütün bunların neresindesin?"
Bu kez Sessizlik Katmanı daha da sessizleşmiş gibi oldu.
Suko, karşılarında duran boyutsal yapıya baktı.
Sanki orada gördüğü şey onun için yeni değildi.
Ne şaşkındı...
ne etkilenmişti...
ne de o yapının kendisine karşı bir anlamı vardı.
Sonunda sadece şunu söyledi:
"Bu yasa sizin için geçerli."
Toge sustu.
Fyora da sustu.
Suko tekrar bankın arkasına yaslandı.
Boyutsal sistem yavaş yavaş görünmez olmaya başladı.
13.
14.
15.
16.
Sonsuz katmanlar.
Birbirini aşan yapılar.
Hepsi tekrar Sessizlik Katmanı'nın görünmezliğine karıştı.
Geride hiçbir ışık kalmadı.
Hiçbir boyut.
Hiçbir yön.
Hiçbir mesafe.
Hiçbir zaman belirtisi.
Sadece üç varlık ve bir bank.
Toge ellerini dizlerinin üzerine koydu.
Fyora sessizce önüne baktı.
Suko ise her zamanki sakinliğiyle oturmaya devam etti.
Bir süre sonra Toge konuştu.
"Artık hangi boyutta olduğumuzu soramıyoruz."
Fyora:
"Çünkü cevap yok."
Suko başını hafifçe çevirdi.
"Hayır."
İkisi de ona baktı.
Suko devam etti.
"Cevap var."
Kısa bir sessizlik.
"Fakat onu vermek için kullandığınız soru yanlış."
Toge'nin bakışları sabitlendi.
Fyora hiçbir şey söylemedi.
Sessizlik tekrar aralarına oturdu.
Ve o anda, boyutsal sistemin bütün genişliğine rağmen bazı varlıkları ölçmek için hiçbir sayının yeterli olmadığı anlaşıldı.
Boyutlar sonsuz olabilir.
Fakat sonsuzluk bile, boyutsallığın kendisiyle tanımlanıyorsa hâlâ bir sistemin içindedir.
Ve bir varlık o sistem tarafından artık ölçülemiyorsa, mesele hangi boyutta olduğu değildir.
Mesele, boyut sorusunun artık onun için bir anlam taşımamasıdır.
Sessizlik Katmanı yine sustu.
Üçü bankta oturmaya devam etti.
Sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi.
Ama artık üçü de biliyordu:
Boyutsal sistem sonsuzdu.
Ve buna rağmen bazı varlıklar için artık yeterli değildi.
