Sessizlik Katmanı'nın içinde üçü de ağır adımlarla ilerlemeye devam ediyordu.
Ne kadar yürüdüklerini artık hiçbirisi bilmiyordu.
Burada zaman yoktu.
Mesafe yoktu.
Yön yoktu.
Her adım...
Sanki aynı anda hem atılıyor...
Hem de hiç atılmıyordu.
Toge etrafına baktı.
Ne siyah...
Ne beyaz...
Ne de başka bir renk vardı.
Burası tarif edilemiyordu.
Fyora yavaşça konuştu.
"...Buraya ne kadar derin girersek..."
"...sessizlik daha da ağırlaşıyor."
Suko başını hafifçe salladı.
"Bu normal."
"Çünkü Sessizlik Katmanı..."
"...merkezine yaklaştıkça..."
"...varoluş bile sessizleşir."
Toge kaşlarını çattı.
"...Varoluş bile mi?"
"Evet."
"Burada yalnızca ses değil..."
"...kavramlar da susar."
"...yasalar da susar."
"...gerçeklik de susar."
"...hatta düşünceler bile."
Üçü yeniden yürümeye başladı.
Uzun süren sessizliğin ardından...
Uzakta belli belirsiz ışıklar görünmeye başladı.
Yaklaştıkça...
Bunların ışık olmadığı anlaşıldı.
Devasa siyah sütunların üzerine kazınmış altın yazılar...
Kendi başlarına parlıyorlardı.
Sütunlar o kadar büyüktü ki...
Başlangıçları görülebiliyordu.
Fakat sonları...
Hiçbir şekilde görülemiyordu.
Fyora istemsizce durdu.
"...İlk defa..."
"...böyle bir yapı görüyorum."
Toge de aynı şaşkınlıkla etrafına bakıyordu.
"Kaç tane sütun var?"
Suko kısa bir süre sustu.
"Sayılamaz."
"Çünkü burada sayılar..."
"...anlamını kaybeder."
Yavaşça ilk sütuna doğru yürüdü.
Fyora ve Toge de onu takip etti.
Üçü sonunda ilk sütunun önünde durdu.
Sütunun üzerindeki altın yazılar...
Sanki onları bekliyormuş gibi parlamaya başladı.
Sessizlik daha da ağırlaştı.
Suko elini sütuna doğru uzattı.
Gözlerini yazının üzerine çevirdi.
Ve tek bir cümle söyledi.
"Fizik Yasası."
