Ficool

Chapter 63 - Ertesi Gun

Sabah alarm çalmadan önce uyandı.

Oda yarı karanlıktı. Perdeden ince bir ışık sızıyordu. Sokaktan gelen uzaktan araba sesi, binanın içindeki borulardan geçen suyun boğuk uğultusu… günün başladığını haber veriyordu.

Suko yatakta birkaç saniye öylece kaldı.

Kalkmak istemediğinden değil.

Sadece… kalkmanın hemen bir anlamı yoktu.

Sonra oturdu.

Yerdeki terlikleri ayağıyla aradı. Üşümüş parkeler soğuktu. Üzerine hırkasını aldı. Mutfaktan gelen çay kokusu koridora yayılmıştı.

Her şey sıradandı.

Ve bu sıradanlık… garip şekilde rahattı.

Masaya oturdu.

Bardağın içindeki çaydan buhar yükseliyordu. Eline aldı. Bir yudum içti. Dilini biraz yaktı.

Bu küçük hata gerçekti.

Gülümsemedi.

Ama yüzü gevşedi.

Okula giderken yol yine aynıydı. Aynı köpek köşede yatıyordu. Aynı market kepenk açıyordu. Aynı yaşlı adam bankta gazeteye bakıyordu.

Dün olan hiçbir şey… sokağın ritmini değiştirmemişti.

Kapıdan içeri girdi.

Koridorda ayakkabı sesleri yankılandı. Bir grup öğrenci hızlı hızlı bir şey tartışıyordu. Biri sınavdan bahsediyordu. Biri aç olduğunu söylüyordu.

Hayatın büyük kısmı buydu aslında.

Küçük endişeler.

Küçük planlar.

Küçük gülüşler.

Sınıfa geçti.

Sırası hâlâ pencere kenarındaydı.

Çantasını bıraktı. Oturdu. Camdan dışarı baktı. Bahçede iki kişi basket atıyordu. Top çembere çarpıp sekti. Biri "yaaa" diye bağırdı.

Normal bir sabah.

Öğretmen içeri girdi.

Yoklama aldı.

Tahtaya yeni bir konu yazdı.

Tebeşir sesi yine odayı doldurdu.

Suko kalemini çıkardı.

Defterini açtı.

Yazmaya başladı.

Harfler bazen yamuk oldu. Bir kelimeyi silmek zorunda kaldı. Mürekkep biraz dağıldı.

Küçük şeyler.

Ama gerçek şeyler.

Ders ortasında karnı guruldadı.

Yan sıradaki çocuk bisküvi uzattı.

"Al ister misin?"

Suko aldı.

"Sağ ol," dedi.

Isırdı.

Tadı basitti.

Ama o an… yeterliydi.

Zil çaldığında herkes bir anda ayağa kalktı. Gürültü yükseldi. Sandalyeler itildi. Çantalar toplandı.

Suko acele etmedi.

Defterini kapattı.

Kalemini çantasına koydu.

Sonra kalktı.

Pencereden son bir kez baktı.

Gökyüzü yine sakindi.

Dün de sakindi.

Bugün de sakindi.

Belki yarın da öyle olacaktı.

Ve bazen… bir hikâyenin en gerçek kısmı, hiçbir şeyin olağanüstü olmadığı günlerdi.

More Chapters