Mehmet sonunda uyandı. Kendisini asla kaçamayacağı şekilde bağlanmış olarak buldu. O an çığlık atmaya yardım dilenmeye çalıştı. Ancak bu olmadı. Çünkü ağzı bağlıydı.
Nicholas ise öğrencileri ile beraber onun karşısında duruyordu. Onun bu halinden memnundu. Ve nicholas sonunda sonsuzluk gibi hissettiren bir sessizlikten sonra konuştu
Nicholas : bunu yapmayı pek istemezdim ama mecburdum. Bana hiç öyle bakma. Ben sadece işimi yapıyorum. Sana bir şeylerden bahsetmemiz lazım ve bu yüzden bunu böyle yapmak zorundaydık. Tüm mason dünyası ve illuminati adına özür dilerim
Mehmet o andan sonra iyice çırpınmaya başladı. Adeta sudan çıkmış bir balık gibi çaresizce çırpınıyordu. Aklına masonlar ve özellikle de illuminati hakkında anlatılan komplo teorileri geliyordu. Kaç tanesi doğru veya yanlıştı ? Ve daha da öncemlisi onca insan arasından neden kendisi kaçırılmıştı ?
Mehmet tam da bunları düşünürken nicholas sanki onun düşüncelerini duymuş gibi "senin ağzını açacağım ve anlatmaya başlayacağım. Ama en ufak bir bilgiyi sızdırırsan veya en ufak bir yardım çığlığı atarsan işler senin için pek tatlı bitmez. Tamam mı ?" Dedi.
Mehmet ise çaresiz şekilde başını evet anlamında salladı ve daha sonra nicholas ağzındaki bantı çıkardı.
Mehmet : burada neler oluyor ? Neden kaçırıldım ve neden buradayım
Nicholas : çünkü duyman gereken ve gizli kalması gereken şeyler var. Ve bunları bilmen gerekli
Nicholas daha sonra derin bir nefes aldı ve tekrar konuşmaya başladı
Nicholas : şöyle ki, dünya zannettiğinden daha derin. Biz Masonlar bazı sırlara sahibiz. Ve onları özel kişilerle yaplaşırız. Şöyle ki, dünya sadece görünen taraftan oluşmuyor. Görünmeyen ve biz fanilerin algılayamadığı, ancak etkileşimine açık olduğumuz bir doğaüstü alem var. Ve buna bağlı olarak doğaüstülük var. Açıklanamayan pek çok şryin kökeni ise bu. Ve evet, buna bağlı olarak doğaüstü güçler de gerçek. Benim de öğrencilerimin de hepimizin doğaüstü güçleri var
Mehmet ise korku ile başını salladı ve nicholas devam etti
Nicholas : ve insanlar doğaüstülüğü genel olarak bilmiyor. Farkında değiller. Bu biz masonlar arasında bilinen gizli bir bilgi. Ve doğaüstü ile karşılaşan insanları tespit edip onları da kendimize katıyoruz. Ki, bu da senin yakın zamanda yaşadığın doğaüstü ile olan etkileşiminle alakalı. Söyle bize, ve dürüst ol. Paranormal olan ne yaşadın yakın zamanda ?
Mehmet : tuhaf... açıklanamaz bir şey gördüm. Sadece bir "şey" tasfir edilemez veya tam olarak anlaşılamaz. Adı konulamaz bir "şey" ile karşılaştım
Nicholas : peki o zamandan beri ne değişti ? Veya ne oldu ?
Mehmet : o olaydan sonra... anornal derecede şanslı olmaya başladım
Nicholas : işte bu. Bu senin doğaüstü gücün. Bu etkileşimden sonra doğaüstü olanı tecrübe etmissin ve o tecrübe sana doğaüstü güç kazandırmış. Mutlak şekilde şanslı olma yeteneği.
Mehmet : peki... madem mutlak şekilde şanslı olma gücüm var. Beni kaçırmayı nasıl başardın ?
Nicholas : zeka ve strateji ile. Şanslı olsan da şans herzaman işe yaramaz. Seni şans'ın işlevsiz olduğu bir duruma soktuk. Doğaüstü güçler kişilere muazzam yetenekler bahşedebilir, ancak hiçbiri yüksek bir zeka ve iyi bir stratejiden daha güçlü değildir
Mehmet başını salladıktan sonra nicholas'a devam etmesini söyledi
Nicholas : neyse. Ve biz masonlar, özellikle de illuminati olarak bu doğaüstü ile karşılaşan insanları tespit ediyor ve kendimize katıyoruz. Bu bur teklif, bize katılacak mısın ?
Mehmet bu teklifi biraz düşündü ve sonrasında cevap verdi
Mehmet : başka bir seçeneğim var mı ?
Nicholas : tabiki. Mason olmasan bile ve bize katılmasan bile doğaüstülüğü gizlemek zorundasın. Eğer bunu yapmazsan ise bizden birileri seni öldürmeye geliyor. Hem bunları yazarsan sana kim inanacak ? Söyle. Günümüzde kimse doğaüstü şeylerin gerçek olduğuna inanmıyor. Muhtemelen seni deli zannedip akıl hastanesine kapatırlar. Yani... bu sırrı yayamazsın ve yaymaya çalışırsan da sana zararı olur
Mehmet bir an duraksadı ve nicholas'ın sözlerini gözden geçirdi. Haklıydı. Böyle şeyler insanlar için çocuk masallarından ibaretti ve kimse ona inanmazdı. Doğaüstü gücü ise bir mucize veya keramet gibi gösterilebilecek bir şey olmadığı için bunu doğrudan kanıtlama fırsatı da yoktu
Mehmet : tamam... bunu saklayacağım. Yeter ki başıma böyle uşler gelmesin...
Bunları söylerken ses tonundan gerçek bir endişe fışkırıyordu. Ve nicholas onu sonunda salıp gönderdi. Mehmet ise korku ve dehşet ile, travma geçirmiş şekilde koşarak kaçtı
Bu görrüntüyü nicholas'ın öğrencileri hayretle izlerken murat nicholas'ı kolundan çekiştirip "ne yaptığının farkında mısın ? Şimdi herkese anlatacak! Polise gidecek!" Dedi.
Nicholas ise oldukça manidar bir şekilde "bu şey onun travması oldu ve türkiyede insanlar bunları kendi içine atar. Ne polise ne de psikoğa gitmezler. Yani güvendeyiz"
O andan sonra 3 öğrencisi de başlarını salladı. Aslında oldukça doğruydu
Nicholas'ın telefonuna bir bildirim geldi. Basit ve kısa. "Mallar geldi" yazıyordu. Bu yazıyı okuduktan sonra öğrencilerine dönerek "gelin çocuklar. Mallar geldi. Şimdi hepinize onları gösterebilirim" dedi
1 portal açtı ve kendisi ile beraber öğrencilerini de portaldan geçirdi.
Portaldan geçtiklerinde bir depodaydılar. Önlerinde osmanlı döneminden kalma giysiler takılar ve bir kılıç vardı. Doğaüsstü güçleri olan eşyalar. Ama... bu nasıl olabiliyordu ? Bu soru murat'ın kafasını kemiriyordu ve dayanamayıp bunu sordu
Murat : nicholas. Bir şey sorucam. Kişiler zaten doğaüstü güç kazanabiliyor. Ama nesneler bunu nasıl yapabiliyor ?
Nicholas : çok basit bir mantıgı var evlat. Mesela Ayhan hoca doğaüstü olanı biliyor ama doğaüstü gücü yok. Değil mi ? Aynı şekilde bazen kişiler doğaüstü güçlerini doğrudan kendi güçleri olarak almazlar ve kendi sahip oldukları eşyalar ile alırlar. Yani bu tarihi eserler özünde eşya olan doğaüsstü güçler. Bunlar o sınıfa giriyor. Zaten doğaüstünü anlatan kitapta bunu görmüş olman lazım değil mi ?
Murat : evet. Ama... başka birinin doĝaüstü güçlerini nasıl kullanacağım ?
Nicholas : eşya olan doğaüstü güçlerin özel bir niteliği bu. Sahipleri haricinde de kullanılabilmesi. Bunu iptal etmenin tek yolu eşyayı kırmak eritmek veya yok etmek
Murat bu açıklamayı mantıklı buldu ve eşyalara şöyle bir göz gezdirdi
Fatih sultan mehmet'in kılıcı, muhammed peygamberin hırkası , 4. Murat'ın kullandığı gürz , yavuz sultan selim'in orjinal mührü ve daha pek çok osmanlı'dan kalma eşyalar duruyordu. Ama aralarında özellikle korktuğu 2 eşya vardı. Muhammed peygamber'in hırkası ve 4. Murat'ın kullandığı gürz. Muhammed peygamberin hırkası bir kutsal emanet olduğu için onu yırtıp zararr vermekten korkuyordu. 4. Murat'ın gürz'ü ise... onu kaldırabileceğinden emin değildi çünkü o şey 100 kilodan daha ağırdı
Önce eşyalara sonda nicholas'a baktı. Ve bunu 2 defa daha tekrarladı. Daha sonra "ben yunan masonlara karşı bunları mı kuşanacağım?" Dedi.
Nicholas ise "hızlı kavrıyorsun. Aynen öyle yapacaksın. Hadi, istersen bir deneme yapalım ne dersin ?"
Murat : peki... ama sadece 1 defa. Ama dürüst olmak gerekirse hırkayı yırtmaktan çok korkuyorum
Arielle onu dürttü ve bir cevap verdi
Arielle : inan bana osmanlı padişahları bile bu konuda senin kadar endişelenmemiştir
Murat sakince iç çekti ve antrenman için tüm eşyaları kuşanmak için sakince kendini hazırladı. Aralarında hem islam medeniyeti için çok önemli olan kutsal emanetler hem de büyük hükümdarların kişisel eşyaları vardı sonuçta
