Ficool

Chapter 2 - Kaos'un Varisleri

Bir kahraman düştüğünde, onun mirası yok olmaz.Küllerinden yeni bir kader doğar.İşte şimdi, Kal-El'in oğulları Kael ve Elyos'un hikâyesi başlıyor.

Anneleri Lunessa, ikiz çocuklarını dünyaya getirdi. Çocuklarından Elyos oldukça sakin ve akıllıyken, Kael onun tam tersiydi; daha öfkeli ve çabuk sinirlenen bir kişiliğe sahipti. İkisi de beyaz saçlı ve gri gözlüydü.

Kael fiziksel güce daha yatkınken, Elyos bu konuda onun kadar güçlü değildi. Ancak zekâsı oldukça yüksekti ve her zaman sakin kalmayı başarırdı.

Kael ve Elyos köydeki insan arkadaşlarıyla oynarken sık sık dışlanırlardı. Arkadaşları onlara sürekli,

Siz insan değilsiniz, bu kadar güçlü ya da bu kadar akıllı olamazsınız,derdi.

Kael çok iyi bir dövüşçüyken, Elyos çok iyi bir okçuydu. Köydeki insanlar onların yetenekleri karşısında hayrete düşüyordu. Başarıları yaşıtlarına göre oldukça yüksekti.

Bir gün ikiz kardeşler anneleri Lunessa'ya,

Babamız neden bizi bıraktı? Neden bizi terk etti, anne? diye sordular.

Lunessa'nın gözlerinden bir an yaş süzüldü. Her zamanki gibi yumuşak bir sesle,

Babanız uzaklarda çalışıyor, sizin için emek veriyor,dedi.

İkiz kardeşler her gün aynı soruyu sormaktan vazgeçmezdi, anneleri de her seferinde aynı cevabı verirdi. Bu yüzden kardeşler babalarını ve onun kim olduğunu her geçen gün daha çok merak ediyordu.

İnsanlar, periler ve elfler uzun süredir barış içinde yaşıyordu. Üç ırkın egemenliği dengeli ve huzurluydu. Bazı elfler insan ülkesinde yaşarken, bazı insanlar da elflerin topraklarında hayatlarını sürdürüyordu.

Kael ve Elyos, elf kralının insanlara yaptığı davet üzerine anneleriyle birlikte elf krallığına gitmişti. Elfler özellikle element büyülerinde, yani rüzgâr ve su büyülerinde oldukça ustaydı.

Kael ve Elyos da bu eğitime katılmak istedi. Anneleri Lunessa başta bunu kabul etmedi. Bunun üzerine Kael,

Anne, başardıklarımızı görmüyor musun? Sürekli kendimizi geliştiriyoruz. Bize bir şans ver,dedi.

Lunessa kısa bir süre düşündükten sonra sonunda kabul etti ve eğitimleri başladı.

Amaçları güçlü bir şifa büyüsü öğrenebilmekti. İnsanlar çağlar boyunca yalnızca şifa büyüsünde uzmanlaşabilmişti. İnsan kralının ise bir ili bile iyileştirebilecek kadar yüksek büyü gücüne sahip olduğu söylenirdi.

Elyos ve Kael de gelecekte insan kralı olmayı ve bu seviyeye ulaşmayı hayal ediyordu.

Eğitimin ilk gününde mana kontrolü öğretiliyordu. Elf bilgelerinden biri olan Caladhen, onlara manalarını nasıl hissedeceklerini anlatıyordu.

Meditasyon yaparak herkes içindeki mana ışığını görmeye çalışıyordu. İnsanların mana ışığı açık yeşil, elflerin mavi, perilerin ise koyu yeşildi.

İkiz kardeşlerden Elyos, içindeki mana ışığını oldukça kolay bir şekilde görmeyi başardı. Ancak Kael aynı konuda zorlanıyordu. Öfkesi ve sabırsızlığı yüzünden zihnini toparlayamıyor, bir türlü odaklanamıyordu.

Bilge Caladhen, ona sakin bir sesle,

Zihnini boşalt, Kael. İçindeki sesi sustur ve sadece özüne odaklan,dedi.

Fakat asıl tuhaflık Elyos'ta ortaya çıktı.Yaydığı güzel atmosfer elfleri şaşkınlık içine düşürüyordu.

Mana kontrolünü sağladıktan sonra içindeki ışığı net bir şekilde gören Elyos şaşkınlıkla gözlerini açtı. Çünkü gördüğü ışık ne yeşildi ne de maviydi.

Bu ışık sarıydı.

Elyos hemen Bilge Caladhen'e dönüp,

Usta Caladhen, ben sarı bir ışık görüyorum. Bunun anlamı ne olabilir? İnsanların ışığı yeşil, perilerin koyu yeşil, elflerin ise mavi değil mi? diye sordu.

Bilge Caladhen bir anda donup kaldı. Gözleri hayretle büyüdü.

Sen ne diyorsun dedi.

Söylenenlere inanmakta güçlük çekiyor, gördüğü şey karşısında derin bir şaşkınlık yaşıyordu.Bilge Caladhen bile bunun ne olduğunu bilmiyordu; daha önce böyle bir şey ne görmüş ne de duymuştu.

Sonunda Kael de mana kontrolünü sağlamayı başarmıştı. Fakat onda da bir tuhaflık vardı. Meditasyon yaparken odaklanmak yerine gözleri kapalı bir şekilde gittikçe öfkeleniyordu. Etrafında çok sıcak ve yoğun bir atmosfer oluşmuştu.

Ve gördüğü ışık kırmızıydı.

Kael de gözlerine inanamadı. Hemen Bilge Caladhen'in yanına gidip gördüklerini anlattı.

Bilge Caladhen, kırmızı ışığın anlamı nedir? Yoksa ben lanetlendi mi? diye korkuyla sordu.

Bilge Caladhen yine büyük bir şaşkınlık yaşadı.

Siz neler söylüyorsunuz,çocuklar dedi.

Bir an için bunun çocukların hayal gücünden çıkmış bir şey olabileceğini düşündü ve konuyu geçiştirdi. Fakat Kael ve Elyos'un içinde yine de bir şüphe kalmıştı.

İkinci gün, her ırkın temel seviyede yapabildiği büyüler öğretiliyordu.Fakat bu kez Kael ve Elyos başarılı olamadı.

Sınıftaki elfler ve insanlar basit büyüleri kolayca yapabiliyorken, iki kardeş bir türlü aynı sonucu alamıyordu.

Bilge Caladhen onları küçümsemeye başladı ve gözünde değerleri biraz düştü.

Tam o sırada ikizlerden Elyos, sonunda bir büyü yapmayı başardı. Ancak ortaya çıkan şey alışılmış bir şifa büyüsü değildi.

Elyos'un ellerinden sarı renkli bir ışık süzmesi yayıldı.

Elyos yine şaşkınlık yaşadı. Bunun ne olduğunu anlamıyor, hatta bir an için gerçekten lanetlenmiş olabileceğini düşünüyordu.

Hemen Bilge Caladhen'e gösterdi.

Bilge Caladhen daha önce böyle bir büyü hiç görmemişti.

Bunu yapmak için herhangi bir büyü eşyası kullandın mı? diye şüpheyle sordu.

Elyos kullanmadığını söylese de Caladhen tam olarak ikna olmadı.

Bir daha böyle oyunlar yapma. Yoksa eğitimini sonlandırmak zorunda kalırım.Diyerek onu o günkü dersten muaf tuttu.

Bu sırada Kael ise ne kadar uğraşsa da hiçbir büyü yapamıyordu. Günün sonunda sınıfın en düşük puanını alan kişi o olmuştu.

Bilge Caladhen, yaşananları anneleri Lunessa'ya anlattı.

Çocuklar da mana kontrolü sırasında gördükleri sarı ve kırmızı ışıklardan bahsetti.

Lunessa bir an duraksadı ve çok sessiz bir şekilde,

Başladı mı... diye fısıldadı.

Bilge Caladhen kaşlarını çattı.

Birşey mi dedin diye sordu.

Lunessa hemen kendini toparladı.

Hayır,onlar bazen öyle hayale güçlerine kaplırlar.Çocukluk işte diyerek konuyu geçiştirdi.

Bilge Caladhen hafifçe gülümsedi, ama içinde oluşan şüphe tamamen kaybolmamıştı.

O gece Kael ve Elyos yatarken ikisinin de içinde kötü bir his vardı. Ya gerçekten lanetlenmişlerse? Ya diğerlerinden farklı olmalarının bir sebebi varsa?

Bu düşüncelerle ertesi günkü eğitimi sabırsızlıkla beklediler.

Ertesi gün eğitim fiziksel dayanıklılık üzerineydi.

Kael yüzünde hafif bir gülümsemeyle,

Sanırım şimdi sıra bende dedi.

Elyos da gülerek karşılık verdi.

Göster kendini kardeşim dedi.

Dağın tepesinden dev kayalar aşağı bırakılıyor, öğrenciler de bu kayalara karşı koymaya çalışıyordu.

Elf öğrenciler bu sınavda oldukça zorlandı ve çoğu düşük puan aldı.

Kael ile Elyos ise dimdik ayakta bekliyordu.

Tam o sırada şiddetli bir sarsıntı oldu ve yukarıdan yaklaşık altı metre büyülüğünde dev bir kaya Kael'in üzerine doğru düştü.

Bilge Caladhen hızla Kael'in önüne geçti. Fakat o anda Kael'in gözlerindeki korkusuzluğu ve bozulmayan duruşu fark etti.

İşte o an anladı.

Bu kardeşler normal değildi.

Birbirine tamamen zıt özelliklere sahip olmalarına rağmen ikisi de olağanüstüydü.

Fiziksel sınav henüz bitmemişti.

Elf kralı ve generallerinin oluşturduğu yapay yanardağ, ezici bir sıcaklık ve baskı yayıyordu. Öğrencilerin çoğu sadece eteklerinde durabiliyordu.

Bu bir dayanıklılık sınavıydı.

Kael ise yine gülümsedi.

Diğer öğrenciler yanardağın dibinde bile zorlanırken Kael neredeyse hiç etkilenmiyordu.

Sonra Bilge Caladhen'e dönüp,

Daha yukarı çıkma istiyorum dedi.

Caladhen şaşkınlıkla,Delirdin mi ? Evlat yanıp kül olabilirsin dedi.

Kael ısrar etti ama izin çıkmadı.

Bir süre sonra Caladhen diğer öğrencilerle ilgilenirken Kael aniden koşarak yanardağın zirvesine doğru ilerledi.

Caladhen korkuyla hemen oluşturduğu bulutla onun peşinden gitti.

Fakat zirveye vardığında gördüğü manzara karşısında dona kaldı.

Kael sapasağlam ayakta duruyordu.

Hiçbir zarar görmemişti.

Bilge Caladhen ne diyeceğini bilemedi. Aklında tek bir düşünce dönüp duruyordu:

Bu iki kardeş gerçekten sıradan değil.

Yaşananları tekrar Lunessa'ya anlattığında kadın yine şaşkın görünmeye çalıştı.

Bilge Caladhen derin bir sesle,

Bu çocuklar ileride çok gğçlü büyücü olabilirler dedi.

Lunessa ise her zamanki sakinliğiyle konuyu geçiştirdi.

Ve böylece eğitimlerinin ilk büyük dönemi sona erdi.

More Chapters