Gece, evin üzerine çökmüş gibi hissediliyordu. İçerideki hava ağırlaşmış, nefes almak bile zorlaşmıştı. Aslı kapıdan geçtikten sonra arkasını kontrol etti, ama kapı artık yoktu. Sanki duvar hiç açılmamış gibiydi. Arkalarında sadece sert, soğuk taş duvar duruyordu.
Mine telefonunu çıkardı ve video kaydını açtı. "Bunu kaydetmeliyiz," dedi kısık bir sesle. Kamerayı etrafa gezdirirken ışık zayıf da olsa ortamı görünür kılıyordu.
Ecrin, gözlerini etraftan ayırmadan yavaşça ilerledi. "Burası… normal bir yer değil," dedi heyecan ve korku karışımı bir sesle. "Bu hissi biliyorum… paranormal bir şey var burada."
Erkan, Ecrin'in koluna hafifçe dokundu. "Sakin ol," dedi. "Ama haklı olabilirsin."
Zerrin öne geçti. Vücudu gergindi ama adımları kararlıydı. Gözleri etrafı tarıyor, en ufak bir hareketi bile kaçırmamaya çalışıyordu.
Aslı grubun ortasında durdu ve derin bir nefes aldı. "Tamam," dedi. "Burada panik yok. Sakin kalıyoruz ve birlikte hareket ediyoruz."
Kimse itiraz etmedi.
Ama herkesin içinde aynı düşünce vardı: Bu yer… onları bırakmayacaktı.
Koridorun devamı dar ve karanlıktı. Mine'nin telefon ışığı dışında neredeyse hiçbir şey görünmüyordu. Duvarlar eskiydi, taşlar yer yer dökülmüş, bazı noktalarda nem izleri belirginleşmişti.
Ecrin bir anda durdu.
"Duydunuz mu?" diye fısıldadı.
Herkes durdu.
Sessizlik.
Bir an hiçbir şey yoktu.
Sonra…
Uzaklardan bir "tık" sesi geldi.
Herkes aynı anda o yöne baktı.
Zerrin yavaşça öne doğru birkaç adım attı. "Bu… mekanik bir ses gibi," dedi.
Erkan başını salladı. "Belki eski kapılar vardır."
Ama Aslı emin değildi.
"Bu evde hiçbir şey 'sadece' eski değil," dedi.
Mine kamerayı o yöne çevirdi. "Kayıtta da duyuluyor," dedi.
Ecrin hafifçe titredi ama geri adım atmadı. "Bence… bir şey bizi izliyor."
Bu cümle kimseyi rahatlatmadı.
Koridor ilerledikçe ikiye ayrıldı.
Sol taraf daha karanlıktı. Sağ tarafta ise çok hafif bir ışık vardı.
Aslı iki yolu da inceledi.
"Sağ taraf," dedi. "Işık var."
Zerrin başını salladı. "Mantıklı."
Ecrin ise tereddüt etti. "Işık her zaman iyi olmayabilir."
Aslı ona baktı. "Ama karanlıkta kalırsak hiçbir şey göremeyiz."
Karar verildi.
Sağa doğru ilerlediler.
Işığa yaklaştıkça ortamın havası değişmeye başladı. Daha önce nemli olan hava, şimdi kuru ve keskin bir hale gelmişti. Adımlarının sesi daha net yankılanıyordu.
Mine kamerayı sabit tutmaya çalışıyordu ama elleri hafifçe titriyordu.
Erkan çevreyi dikkatle inceliyordu. "Burası farklı," dedi. "Önceki koridordan daha düzenli."
Gerçekten de duvarlar daha düzgün görünüyordu. Sanki burası daha sonra eklenmiş gibiydi.
Koridorun sonunda büyük bir kapı vardı.
Kapı yarı aralıktı.
Ve içeriden ışık geliyordu.
Aslı kapıya yaklaştı.
Kapıya dokunduğunda hafif bir sıcaklık hissetti.
"İçeride biri olabilir," dedi.
Zerrin kapının diğer tarafını dinledi.
Sessizlik.
Ama bu sessizlik normal değildi.
Sanki içeride zaman durmuş gibiydi.
Ecrin yavaşça fısıldadı: "Bu… iyi bir sessizlik değil."
Aslı kapıyı itmeye başladı.
Kapı ağır ağır açıldı.
Ve içeri girdiklerinde…
Gördükleri şey hepsini bir anlığına durdurdu.
Oda genişti.
Duvarlar kitaplarla doluydu.
Ama kitaplar sıradan değildi.
Bazıları açık duruyor, bazı sayfalar kendi kendine çevriliyordu.
Bazı kitaplar ise raflarda titriyor gibiydi.
Odanın ortasında büyük bir masa vardı.
Masanın üzerinde eski haritalar, notlar ve semboller bulunuyordu.
Mine hemen kamerayı masaya çevirdi. "Bu… inanılmaz," dedi.
Erkan odanın kapısına yakın durdu. "Burası biri tarafından aktif olarak kullanılmış."
Zerrin masaya yaklaştı ve haritalara baktı. "Bu evin planı gibi."
Aslı haritalardan birini aldı.
Haritada evin altına doğru uzanan gizli yollar işaretlenmişti.
Ama bazı bölümler özellikle karalanmıştı.
Ecrin bir anda kitaplara dikkat kesildi.
"Bu kitaplar… normal değil," dedi. "Sanki biri onları… canlı tutuyor."
Tam o anda kitaplardan biri sert bir şekilde kapandı.
ÇAT!
Ses odada yankılandı.
Herkes irkildi.
Ardından bir kitap daha kapandı.
Sonra bir diğeri.
Sanki oda… uyanıyordu.
Kapının kendiliğinden kapanma sesi duyuldu.
GÜM.
Mine hızla kapıya baktı.
"Kapı kapandı!" dedi.
Erkan kapıya koştu ve açmaya çalıştı.
Ama kapı kilitli değildi.
Yine de açılmıyordu.
"Bu mümkün değil…" dedi.
Zerrin kapıya vurdu. "Bir şey dışarıdan tutuyor."
Aslı derin bir nefes aldı.
"Tamam… panik yok."
Ama sesi bu kez eskisi kadar güçlü değildi.
Çünkü bu oda… onları tuzağa düşürmüştü.
Tam o sırada masanın üzerindeki kağıtlardan biri hareket etti.
Rüzgâr yoktu.
Ama kağıt yavaşça kaydı.
Mine kamerayı kağıda çevirdi.
Kağıdın üzerinde tek bir cümle yazıyordu:
"Işığa güvenme."
Ecrin bu cümleyi okuduğunda yüzü gerildi.
"Bu… bir uyarı."
Aslı kağıda baktı.
"Ya da bir tuzak."
Bir anda odadaki ışık titredi.
Lamba sanki zayıflamış gibiydi.
Ve o anda…
Odanın köşesinde bir gölge belirdi.
Gölge önce sabitti.
Sonra yavaşça hareket etti.
Herkes aynı anda o yöne baktı.
Mine kamerayı gölgeye çevirdi.
Gölge büyüyordu.
Şekil almaya başlıyordu.
İnce, uzun… ve insana benzer.
Ama yüzü yoktu.
Ecrin fısıldadı: "Bu… o."
Erkan, Ecrin'in önüne geçti.
Zerrin ise öne doğru bir adım attı.
"Yaklaşma," dedi karanlığa doğru.
Ama gölge durmadı.
Yavaşça ilerledi.
Sanki onları inceliyordu.
Aslı geri çekilmedi.
Gözlerini gölgeden ayırmadan konuştu:
"Bizden ne istiyorsun?"
Cevap yoktu.
Ama gölge daha da yaklaştı.
Bir anda ışık tamamen titredi.
Ve o an…
Gölge bir adım daha attı.
Artık odanın ortasındaydı.
Tam karşılarında.
Mine nefesini tuttu.
Erkan Ecrin'i koruyacak şekilde duruyordu.
Zerrin yumruklarını sıktı.
Aslı ise gözünü kırpmadan gölgeyi izliyordu.
Çünkü biliyordu…
Bu bir başlangıçtı.
Ve bu evde her cevap…
yeni bir sorunun kapısını açıyordu.
Gölge yavaşça başını eğdi.
Ve ilk kez…
Konuştu.
Ama sesi insan sesi gibi değildi.
Boğuk, yankılı ve derin bir ses odada yayıldı:
"Geç kaldınız."
O anda oda tamamen sessizliğe gömüldü.
Ve ışık…
Bir anda söndü.
Kararan odada sadece onların nefesleri duyuluyordu.
Ama artık yalnız olmadıklarını biliyorlardı.
Çünkü karanlık…
onları izliyordu.
