Ficool

Chapter 43 - Dünyanın Düzeni

Makuro, yeni çıktığı savaştan yorgun halde merkeze doğru yürüyerek ilerlemeye başlar. Arada bir kafasını ve karnını tutarak bayağı bir darbe almıştır. Yine de kendi kendine gülerek konuşur.

"Sanırım her şey yerine oturdu. Burada biraz zorlanacak gibiyim ama sizler iyi olduğunuz sürece önemli değil." diyerek güler ve kendi kendine konuşmaya devam eder.

"Acaba benimle kim konuşuyordu? Yanımda birini göremedim ama sensei mi, ben mi, kimin? Off, zaten kafam çatlayacak, bir de başıma bu geldi. Yoksa kandan dolayı mı? Aynı önceki gibi, ama bu farklıydı. Sanki beni korkutmak için değil de beni güvende tutmak için konuşan birini duydum. Neyse."

Kendi kendine konuşurken çoktan merkeze varmıştır ve 2 tane Kar​a'nın konuşmasını duyar. Yanlarına gidip:

"Ne yapıyorsunuz?" diyerek hemen konuya dalar.

Karalar ürkerek sessizleşir.

"Sersem, sana demiştim işte böyle ortalık yerde konuşulmaz, bizi duyarlar. İşte sonumuz geldi. Acaba hangi rütbe? Dur, bir saniye, biraz hazırlanayım. Sonra beni öldür." der ve boğazını temizler, üstünü silker ve eğilerek:

"Tamam, hazırım." der Makuro'ya karşı.

Makuro anlam veremez ve donuk bir suratla önünde eğilen Kar​a'ya anlamsız bir şekilde 1-2 dakika boyunca bakar. Sonra kafasını diğer Kar​a'ya çevirir.

"Benden tam olarak ne istiyor, anlayamadım da." der.

Kara, yerde duran arkadaşının kafasına patlatarak:

"Sersem, kalk! Hemen de gaza geliyorsun. Gördüğün gibi rütbe sahibi değil. Hem yakalanmış gibi hallere girmek ne? Bizi öldürtmek mi istiyorsun?" der sinirli şekilde.

Kara ayağa kalkar.

"He, tamam. Peki, ben de bir an öleceğimizi düşündüm. Yani senin, ben kendimi belki böyle kurtarırım demiştim de... Sonuçta rütbeli birisi değilmiş." diyerek güler ve:

"Peki, evet, kimsin sen? Ne istiyorsun da bizi böldün? Eğer gereksiz biriysen seni gebertirim ha." der.

Makuro:

"He, evet. Kendimi tanıtmayı unuttum. Ben Makuro, yeni Kara oldum. Yaklaşık 1 ay veya üzeri zaman önce. Rütbem de sanırım 15. Kara olması lazım ama değişmiş diye duydum. Sizin bilginiz var mı? Onu sormaya geldim." der.

"15. rütbe." diyince 2 Kara korkmaya başlar ve eğilerek:

"Evet, sonumuz buraya kadarmış. Hayatım hiç güzel değildi, bir de bu malla arkadaş olmam da var tabii." der 1. Kara.

Diğer Kara tekrar sinirlenir:

"Efendim, üzgünüz. Kimsenin hakkında konuşmadık, sadece tartışıyorduk. Bu mal abartıyor. Sizi de tanıyamadığımız için affedin." der.

Makuro gözlerini ovalar.

"Siz sersemler, size bir şey yapmayacağım. Sadece soruyorum. Rütbelerimiz ve bu şehirdeki önemli yerler hakkında bilgiler almak istiyorum. Kim nerede kalır, kim ne yapar, emri kimler verir veya kimden alınır gibi."

Kara gülmeye başlar.

"15. rütbe mi? Sen 15. Karasın ve bunları bilmiyor musun? Sana kim söyledi? Seni keklemişler. Askeriye mi sandın burayı? Burası Kara şehri. Emirler kandan ve fiziksel olarak karşılaşmada verilir. Rütbeler ise şu merkezdeki binada portre olarak yazılır. Eğer 25 ve 10. Karalar arasındaysan bize sorman hata. Her şeyi bizden çok bilmen lazım ama sen büyük ihtimal değilsin ve herkesin oraya girmesi, bırak yaklaşması bile yanlıştır. Kapıdaki görevliye sor. Eğer rütben varsa seni tanır, yoksa siklemez bile. Karalar, yeni yaptıkları görevlerden dönünce arada 'rütbem artmış mı?' diye oraya uğrar ama kimseyi görmedim. İçeriye alınan, yani özel doğan veya başından beri güçlü olan kimselerdir. Seni ha deyince rütbe sahibi yapmazlar. Emek vermen lazım, güçlü olman lazım. Bizim için hayal bile değil. Biz anca ev yapıyoruz. Yeni Karalar için daha iyi bir işte çalışmak için güçlü olmak lazım veya görevlerini tamamen kusursuz tamamlaman. O da 100 yıl sonra belki inşaatçı Karadan inşaat ustası Karaya çıkarsın." diyerek hahah gülmeye başlarlar.

Makuro biraz sinirlenir.

"Demek rütbem sizi korkutmuyor." der.

Kara konuşur:

"Rütbe mi? Sen rütbeli olsan üzerindeki kıyafetten tanırlardı seni. Baksana, paçavra giyiyorsun. Bir de burada ne arıyorsun ki? İşçi Karaların arasında demek ki değilsin. Yoksa bizi kandırmaya mı çalışıyorsun? Hadi bizimle uğraşma, yoksa sonun kötü olur. Biz de güçsüz değiliz ha, ona göre. Sen de yenisin zaten. Elimizden kaza çıkmasın." derler.

Makuro tekrar gözlerini ovalar.

"Peki, peki. Siz 2 aptalı yalnız bırakayım ama son 2 soru daha soracağım. Bu Karalarla ilgili bilgiler nerede bulunuyor?" diye sorar.

Kara tekrar oflar, pöfler.

"Bu yeni gelenlerde hiçbir şey bilmez mi ya? Neyse, Karalar ile bilgiler kütüphanede yazar. Normal bir işçi Karaysan şurada, asker Karaysan şurada, elit Karaysan şurada." der.

Makuro:

"Peki, rütbeli Karalar?" diye sorar.

İşçi Kara sinirlenir.

"Sersem, anlamıyor musun? Bırak rütbeli Karayı, sen asker Karanın kütüphanesini bırak, yerleşim yerine bile gidemezsin. Anca evlerini düzenlemeye, işlerini yapmaya veya yemek ve giyecek götürmeye yararsın." der.

Makuro:

"Tamam, önemli değil. Sen bana yine de söyle." der.

İşçi Kara:

"Off, yeter artık! Ben ne bileyim? Ben bir işçiyim. Ve sen de öyle girmeye çalış işte rütbeli yere de ölünce görürsün. Kapı şurada." der ve işlerine koyulurlar.

Makuro artık düzeni anlamıştır. Karaların içini ve rütbelere göre ayrılmış düzeni, hayatı...

Ve işçilere dönerek tekrar sorar:

"Peki, konuştuğunuz çocuk hakkında bir şey yapacak güç ve beceriniz olduğunu mu sanıyorsunuz sizde?" der.

İşçi 2 Kara korkarak döner.

"Sen nasıl duydun?" diyerek sorarlar.

Makuro:

"Ben her şeyi duyarım ve görürüm. Sizi de, herkesi de. Sizi burada öldürmediğim için şanslısınız. Yoksa..." der ve işçi Karalardan birinin yakasından tutarak gözlerinin içine bakar.

"Acısız bir ölüm için bana yalvarıyor olurdunuz." der.

Aur​asıyla yavaşça işçi Karanın boğazını sıkar ve fırlatır.

"Sizin haddinize olmayan şeyleri bir daha konuştuğunuzu duymayayım." der ve hızla gözden kaybolur.

2 işçi Kara korkarak titremeye başlarlar.

"Gerçekten de kim bu?" der.

"Öleceğim diye korkmuştum. Acaba asker bir Kara mı?" diye sorar.

Diğeri, fırlayan Kara, ayağa kalkar ve öksürerek:

"Ne askerinden bahsediyorsun? En az bir elit Kara. Bu gözlerindeki o acımasızlığı ve gücü gördüm. Aurasındaki o baskın şekil, resmen öldüm. Bir daha haddine olmayan konularda konuşursan seni gebertirim." diyerek arkadaşına bağırır ve korka korka uzaklaşır oradan.

Diğeri de hızla peşinden gider.

Makuro ilk önce etrafına bakarak ilerler.

"Sersemler." der. "Benim kim olduğumu bile bilmiyorlar ama haklılar gibi de. Gücümü göstermezsem anlayamazlardı. Yapacak bir şey yok. Etrafına bakarak... İyi, o zaman ilk işçilerin kütüphanesine bakalım. Belki işe yarar bilgiler vardır. Yavaş yavaş ilerlemek daha iyi olur." der.

Diğer yanda Element Krallığı'nda bir hararet başlar. Sanki bir ayaklanma gibidir. Herkes meydana toplanır. Bütün halk, kral duyuru yapacaktır.

"Halkım." diyerek başlar konuşmaya. "Krallığımız çok zor bir dönemi atlattı. Eski kral Oouga, hayatını bu krallık ve insanları için feda etti." der.

Bütün halk sessizleşir ve yanlış bir söz söylemesinler.

"Evet, evet, eski kral çok yaşa." diye sözler duyulur sadece.

Kral tekrar konuşmaya devam eder:

"Bunun üzerine krallığımız bir saldırıda harabeye dönüştü ama halkımız ve bize yardım eden klanlar sayesinde ayağa kalkmayı başardık. Çok kısa sürede savunma, saldırı ve yiyecek, giyecek ve barınma açısından iyileştik." der.

Halk fısır fısır arasında konuşuyordur.

"Evet, evet, haklı, haklı." derken 1 kişi çıkar ve:

"Peki kralım, siz ne yaptınız? Halk kendi başına yaptı bu işleri. Sizin bir öneminizi göremedim." diyerek yüksek sesle bağırır.

Halk bir anda gürlemeye başlar.

"Evet, evet, çok doğru söylüyor! Çocuk kral, siz ne yaptınız? Kralımız, siz ne yaptınız?" diyerek sloganlar ve haykırışlar başlar.

Kral dişlerini sıkarak yanındaki askere emir verir:

"Bundan sonra o çocuğu bana bulun." der ve konuşmaya devam eder.

"Sessizlik! Daha cümlemi bitirmedim." deyince halk sessizleşir.

Kral cebinden 1 not çıkarır ve okumaya başlar.

More Chapters