Ficool

Kendime Rağmen

Bozkankızı
7
chs / week
The average realized release rate over the past 30 days is 7 chs / week.
--
NOT RATINGS
118
Views
Table of contents
Latest Update1
1.2026-01-26 05:09
VIEW MORE

Chapter 1 - 1.

Kapıyı kilitlediğimde saat yediye doğru yapılıyordu.

Gün batmıştı ama sokak hala kalabalıktı. İnsanlar bir depoda yetişiyor, birilerine geç kalıyordu. Benim acelem yoktu. Zaten hiçbir zaman olmamıştı.

Çantamı koltuğa ayırıp, aralıklarından çıkarmaktan pencereye yürüdüm. Camı açtığımdaki soğuk hava doldu. İyi geldi. Soğuk şeyler genellikle iyi gelirdi. Duygular gibi kontrolsüz değildi.

Telefonum titreşti.

Bakmadım.

Titremesi durana kadar bekledim.

Sonra masanın üstünde bıraktığım anahtarlığın yanından satın aldım. Ekranı açmadan, sadece aldım. İnsan bazen bir şeyden kaçmak için ona çok yaklaşır. Bu da öyle bir andı.

Mesaj yoktu.

Zaten beklemiyordum.

Ama garip olan şuydu: Beklememem gerekiyordu.

Bunların hepsinde böyle bir alan açmamıştım.

Kimse beni bu kadar sırasında dururken düşündürmemeliydi.

Bilgisayarımı düzenler.

Ekran aydınlandı, odam biraz daha netleşti.

Yarım kalan işler, taslak hâlinde bırakılmış dosyalar… Hepsi düzenliydi. Kontrol altındaydı. Benim alanım özel. insanlardan farklı olarak beni yormuyordu.

Bir dosyaya tıkladım.

Okumaya başladım.

Cümleler bilinmeyen ama bir yerleri rahatsız ediciydi.

Sanki biri beni yapmayı öğrenmişti ama becerememişti.

Yine de dayanamadım. Okudukça tuhaf bir düzensizlik oluştu.

Tam o sırada telefonun tekrar titreşti.

Bu kez bakmadım değil.

Baktım.

Ve ilk defa, güçlü kalmak istemedim

Dosyayı kapattım.

Ama kelimeler kapanmadı.

Ekranını kararttım, aydınlığını açmadım. Akşamın kaybı loşluk yeterliydi. Güçlü durmak için aydınlığa muhtaç değildim zaten. Ben gizli da ayakta durabiliyordum.

Telefon hala masadaydı.

Dokunmadım.

Çünkü yazdıklarımı açıp anlarım:

Bu, sadece değildi.

Birinin kelimeleri, bir başkasının sınırlarını bu kadar net aşamazdı normalde.

Sabah ofisteyken, gece hissettiklerimin yerini otomatik olarak aldı. Sandalyeye oturdum, çantamı aynı yerde tutuyordum, bilgisayarlar aynı hızla değişiyordu. Hayatımda her şeyin bir düzeni vardı. İnsanlar hariç.

Dün gecelerin dosyası, yine önündeydi.

Aynı isim.

Aynı soğukluk.

Açtım.

Bu kez kelimeler daha netti.

Sanki yazan kişi, okunacağını biliyormuş.

Sanki biri, beni değil ama benim gibileri anlatıyordu.

Alt kısma eklenmiş kısa bir şey yoktu:

"Dün bıraktığınız yeri fark ettiniz."

Başka hiçbir şey yoktu.

Ne açıklama, ne imza.

İçimde tuhaf bir rahatsızlık yükseldi.

İş yerinde hissetmemem gereken türdendir.

Metni düzenlemeye başladım.

Yine.

Ama bu kez kelimelere direniyordu.

Sililmek istediğim onun cümlesi, sanki yerini savunuyordu.

Bir tanesinde durdum.

Dün gece kaldığım yerde.

Aynı cümle.

Aynı onun.

Elimi klavyeden çektim.

Derin bir nefes aldım.

Bu kadar basit bir şey beni bu kadar yorması normal değildi.

Ekranın köşesinde yeni bir bildirim belirdi.

"Bu kısmı özellikle koruduğunuzu düşünüyorum."

Kalbim hızlandı.

Sinirden değil.

Yakalandığım için özgürüm.

Cevap yazmadım.

Yazmayacağım da.

Çünkü ben insanların hepsi aynı yerden yaklaştım:

mesafeden.

Ve biri ilk defa oraya dokunmuştu.

Bu bir hata olabilir.

Geçici bir rahatsızlık.

Ama içerideki ses, hiç hoşlanmadığım bir şey fışkırıyordu:

Bu, alıştığım kontrolün dışındaydı.

Ve ben kontrol kaybetmeyi sevmem

Cevap verdim kendimden beklemediğim bir şekilde.

"Bilerek." yazdım.

Gönder tuşuna bastığım anda, yapmamam gerektiğini biliyordum.

Cevap sayfasından çıktım kafamı arkaya yaslayıp beklemeye başladım.

Neyi beklediğimi bile bilmiyordum.

Neden yazdım diye düşündüm kendi kendime napıyorum ben diye.

Ama yaptım ve bunun dönüşü ancak birdaha yazmamak olacağını biliyordum.

Ve o ses geldi gene bilgisayarın köşesinde bir mesaj belirdi.

"Belkide bilmeyerektir."

Diyerek bana cevap vermişti.

Kimdi bilmiyordum perde umursamıyordum aslında..