Ficool

Chapter 2 - 2.Bölüm

Yemek odasının yerini unutsa bile içeri girince anılar zihninde belirdi.Yemek odasında on kişilik bir masa vardı. Halılar maviyken perdeler gri renkteydi. Masa ve sandalyeler ahşap renge sahipti.Gelirken etrafa baktığında kahvaltı saatinin yakın olduğunu anlamıştı; yatağından erken kalksa bile yolu bulamadığı için bayağı zaman harcamıştı.

Masanın en başında oturan kişi babası William North'du.Babasının sol kısmında ise annesi Melanie North vardı. Sağ taraf her zaman en büyük abisine aitti; Ethan North, celladı.Ethan'ın yanında ise ikinci abisi ve tam bir kitap kurdu olan Vincent North yer alıyordu.

Seraphina'yı her şekilde görmezden gelen biriydi.Kendi çıkarına olmayan şeylerle uğraşmak Vincent North için zaman kaybıydı.

Son olarak annesinin yanına oturmuş erkek kardeşine baktı; Julian North, doğduğu andan itibaren zayıf bir bünyeye sahipti.Sağlığı için endişelenildiğinden evden bile zor çıkardı.

Seraphina kardeşini görünce gülümsedi ve göz kırptı. Julian anında kafasını eğdi.Hep böyleydi; tek kaldıklarında Seraphina'yla konuşur ama yanında biri varsa yüzüne bile bakmazdı. Vincent abisine doğru ilerledi, yanındaki sandalyeyi çekti ve oturdu.

Beatrice de karşısına oturunca hepsi kahvaltıya başladı. Sessiz ve boğucu geçen bir kahvaltıdan sonra Seraphina yemek odasından hemen çıkmış, bir an önce o boğucu havadan kurtulmak istemişti.Kendisi çıktıktan sonra gelen konuşma sesleriyle sorunun onun varlığı olduğunu anlamıştı.

Gerçi ne bekliyordu ki, sırf geçmişe geldi diye her şeyin değiştiğini mi?Aslında bu duruma biraz şaşırıyordu; bu romanı okumuştu ve ölünce okuduğu romanın içine girmişti. Değiştirdiği pek bir şey de olmamıştı ama birden bire Beatrice'in gelmesi tuhaflıkların başlangıcı olmuştu.

O zamanlar dikkat etmemişti ama okuduğu roman... Burada yaşananların çoğu uyuşmuyordu. Belki de burası bir romanın içi değildi; burayı gerçek bir dünya olarak görmeliydi.İnsanların kendine ait düşünceleri ve duyguları vardı. O zaman değişkenliklerin ortaya çıkması normal olurdu.

Yemek odasından çıkınca amacı odasına gitmek ve olay analizi yapmaktı. Ancak düşüncelere o kadar dalmış olmalıydı ki babasının Beatrice için özel olarak yaptırdığı bahçeye geldiğini fark etmemişti. Bakışlarını bahçede gezdirdi; rengarenk çiçekler ve adını dahi bilmediği bitkiler resmen bir uyum içindeydi.

O kadar harika görünüyorlardı ki saatlerce burada kalabilirdi.Etrafa bakarken önce burnu kaşındı, daha sonra ise hapşırdı. Doğru ya, Seraphina'nın alerjisi vardı. Ne tür çiçek ve bitki olursa olsun, yanına yaklaştığı an hapşırırdı; tıpkı şu an olduğu gibi. Buradan uzaklaşmak için arkasını döndüğünde, çarptığı sert gövdeyle geriye doğru sendeledi. Tekrar hapşırırken çarptığı kişi onu tutmuş ve hızlı bir şekilde kendine çekmişti. Seraphina kim olduğunu görmek için kafasını kaldırdığında, Darian'ı görmesiyle vücudundan bir ürperti geçti.

Darian ise ona şüpheli bir şekilde bakıyordu. Bu gergin havayı dağıtan şey ise Seraphina'nın, Darian'ın yüzüne hapşırması oldu.Seraphina donakaldı. Sevdiği adamın yüzü tükürükleriyle doluyken beyni alarm vermişti.

Acil durum, acil durum!

Kafasının içinde acil durum sireni çalarken Darian'a yaslı bedenini geri çekti. Yanında mendili yoktu; bu yüzden aklına gelen ilk şeyi yaptı. Elbisesinin kol kısmıyla Darian'ın yüzünü sildi ve işini bitirince kolunu çekti. Yüzü temizlendi mi diye bakarken Darian'ın kırmızı olmuş halini görünce, yaptığı şeyin aslında bir hata olduğunu fark etti. Bu yüzden en iyi çözüm yolu kaçmaktı.

Darian gördüğü muamele karşısında şaşkındı. Seraphina her zaman bir leydiye yakışmayan şeyler yapardı ama her seferinde onu şoka uğratmayı başarıyordu. Yüzü öfkeden kasıldı, bakışları Seraphina'ya kilitlendi. Kaçacağını anlayınca, siyah eldivenli elleriyle onu belinden tuttu ve Seraphina ne olduğunu anlamadan çevirerek yanlarında bulunan duvara yaslanmasını sağladı.

Seraphina, duvara yaslanan sırtıyla refleks olarak ellerini Darian'ın göğsüne koydu. Şaşkın bakışları, Darian'ın tuhaf ve öfkeli bakışlarıyla çakıştı.Darian, yakınlıkları nedeniyle burnuna gelen hoş kokuyla yutkundu. Seraphina her zaman parfüm sıkan birisiydi ve kokusuna aşinaydı. Ama bu sefer, alışkın olduğu koku yerine daha farklı, hafif ve çekici bir kokuya sahipti. Bilmediği şey ise Seraphina'nın parfüm sıkmayı unuttuğuydu; bu yüzden Darian'ın düşündüğü ilk şey, Seraphina'nın kullandığı parfümü değiştirdiği oldu. Oysaki bu güzel koku tamamen Seraphina'nın kendi kokusuydu. Ellerinin hâlâ onun belinde olduğunu fark edince geri çekti.

"Neden buradasınız, leydim?"

"Leydim" kelimesi ağzından çıktığı an Seraphina irkildi, bakışları donuklaştı. Darian bu sıfatı Seraphina'ya yakıştırmıyordu; bu yüzden söylerken her zaman alay edermiş gibi çıkardı ağzından. Seraphina, Darian'ın göğsüne yaslı ellerini çekti ve birbirine doladı. Dudakları alayla kıvrılırken Darian'a baktı:

"Bunu benim sormam lazım, Şövalye Darian. Beni korumak için yanımda olman gerekirken sabahtan beri ortalıkta olmayan kişi sensin."

Seraphina sabahtan beri durumun farkındaydı. Normalde Darian'ın kapısında nöbet tutması gerekirken kim bilir nerelerdeydi. Darian bunu beklemiyordu. Normalde çoktan Seraphina'nın olay çıkartması, ona bağırıp çağırması gerekirken şimdi sakince hesap soruyordu.

"Dükün emriyle Leydi Beatrice'e yardım ediyordum, leydim.Böyle zarif bir hanımefendinin ağır kolileri tek başına taşımasına izin veremezdik, öyle değil mi?"

Dediklerinden sonra parmağıyla ileride bulunan kolileri gösterdi. Seraphina duyduğu bahaneyle kusacak gibi oldu.

"Neden, Beatrice'in şövalyelerini kurtlar mı kaptı? Zarif leydilerine yardım etmekten bile acizler mi?"

Seraphina "zarif" kelimesini biraz bastırarak söyledi. Kendisinin yalnızca iki şövalyesi mevcutken, Beatrice'e neredeyse North ailesinin ordusu verilmişti. Kesinlikle abartmıyordu çünkü bu konuda deneyimliydi; ne zaman Beatrice'in yanından bile geçecek olsa karşısına her zaman farklı kişiler çıkar, sanki bu evin leydisi değil de düşmanıymış gibi tedbirli davranırlardı.Ha, ne güzeldi! İki şövalyesinden biri hain, diğeri ise on sekiz yaşında bir acemiydi. Bir orduya karşı, büyücü olsa bile nasıl şansı olabilirdi ki? Tek başınaydı.

Darian'ın dudakları, Seraphina'nın bu tatlı çıkışmasını duyunca kıvrıldı. Ne zamandan beri karşısında kızarıp kekelemeden iki cümleyi bir araya getirebiliyordu? Sadece bir hafta boyunca buradan ayrılmıştı. Kontrol amaçlı kendi birliğinden bıraktığı askerler bir değişiklikten söz etmemişlerdi; Seraphina her zamanki gibi Beatrice'e bulaşmış ve dükten azar yemişti, farklı olan bir şey yoktu.Elini Seraphina'nın sağ tarafında bulunan duvara dayadı ve zaten aralarındaki az olan mesafeyi biraz daha azalttı. Şimdi yüzü Seraphina'nın yüzüyle karşı karşıyaydı. Seraphina'nın yutkunuşunu duyunca dudaklarını kulağına yaklaştırdı:

"Leydim, bu siteminiz görevimi ihmal etmemden dolayı mı, yoksa her zamanki gibi bir kıskançlık mı?"

Seraphina, kulağına değen sıcak nefesle kendini kastı. Darian'ın dediklerini duyunca elleri yumruk oldu ama ona da hak veriyordu; ne zaman onun Beatrice ile ilgilendiğini görse çıldırırdı ve yine onu sakinleştiren Darian olurdu.

"Ne münasebet! Ben sadece bir şövalyeye olması gerektiği yeri söylüyorum. Yani efendinin yanına dön, Darian. Belki o zaman sana vereceğim cezayı hafifletirim."

Darian, Seraphina'nın dedikleriyle bir an heyecanlandı ve kendine lanet etti. Sadece on altı yaşındaki birinin sözlerinden etkilenecek adam mıydı o? İçinde çelişirken bu anı Beatrice'in sesi bozdu:

"Darian, son kolileri de taşımama yardım edebilir misin?"

Tatlı ve cıvıl cıvıl ses, Seraphina ve Darian'ın o tuhaf atmosferini bozdu. Seraphina, Darian'ın kendisini dinleyip dinlemeyeceğini merak ettiği için bekledi; vereceği cevaba göre belki ona iyi davranırdı.

"Elbette leydim, size yardım etmek benim için bir zevk."

Darian meydan okuyan bakışlarıyla Seraphina'ya baktı ve üzerini kontrol ettikten sonra Beatrice'e doğru ilerledi.Seraphina çatılan kaşlarıyla arkasından baktı. Demek böyle oynamak istiyordu? İyi, Seraphina için hava hoştu.

Ne olursa olsun bu hayatında Darian'ı kendine köle olacak hale getirecekti. Aynı hataları yapmayacak, zehri yavaş yavaş yayacaktı ve en sonunda Darian ona, yani panzehirine gelmek zorunda kalacaktı.Arkasını dönüp bahçeden uzaklaştı.

More Chapters