!!! Spoiler Uyarısı !!!
Önemli Not: Bu bölüm, Oshi no Ko manga serisinin 136. bölümünde Ai Hoshino (Ruby Hoshino) ve Fuyuko Niino (Kana Arima) arasında geçen diyaloglar ve olaylar esas alınarak yazıldı.
(Adı geçen manganın ilgili bölümlerindeki film sekansları, evrenin geçmişinde gerçekten yaşanmış kabul edilmiştir.)
Sahne ışıkları birer birer sönerken, salonu dolduran coşkulu alkışlar yavaşça bir uğultuya dönüştü. İzleyiciler, biraz önce şahit oldukları muhteşem performansın etkisiyle ağır adımlarla salonu terk ediyordu. B-Komachi üyeleri ise sahne sonrası kendi kulislerine çekilmiş, dinleniyorlardı. Ancak Ai ve Nino'nun arasında, görünmeyen ama yoğun bir elektrik birikmişti. Performans boyunca Ai, Fuyuko'nun bakışlarındaki keskinliği hissetmişti. O keskinlik, sahne ışıklarının altında bile belirgindi.
Ai içinden düşündü:
Fuyuko, belki kulisime uğrar, diye geçirdi aklından. Ama bu düşünce üzerinde fazla durmadı.
Koridorun loş ışıkları altında Fuyuko, sessiz adımlarla ilerliyordu. Röportaj seslerinin yankılandığı koridorda, dişlerini sıkarak fısıldadı:
"Benim olanları da almayın..."
Adımlarını sıkılaştırdı ve Ai'nin kulisine doğru yöneldi.
Ai, kulisinde tek başına oturuyordu. Uzun saçları omuzlarına dağılmış, sahne makyajı yüzünde hâlâ duruyordu. Elindeki kapta hurmalı dondurmasını yavaşça yiyordu. O huzurlu an, bir anda sert adımlarla bozuldu. Kapı açıldı ve Fuyuko içeri girdi. Üzerinde hâlâ performans kostümü vardı ve gözlerinde karanlık bir gölge dolaşıyordu.
Fuyuko, kapıyı ardında kapattı ve sert bir sesle konuştu:
"Seninle konuşmamız lazım."
Ai, başını kaldırıp ona baktı. Yorgun ama her zamanki sahte gülümsemesiyle cevap verdi:
"Tabii ki, Nino."
Fuyuko bir süre sessiz kaldı. Kulisteki hava yoğunlaşmıştı. Sonunda derin bir nefes aldı ve dudaklarından döküldü:
"Ai. Sen çok şanslısın. Sana kıyasla ben bir hiçim."
Ai şaşırmıştı. Fuyuko'nun gözlerinde bastırılmış fırtınayı görebiliyordu. Bu tür duyguları daha önce başkalarında görmüştü; ama bu, farklıydı.
Ai, içten bir refleksle konuşmaya başladı:
"Nasıl yani? Asıl keşke ben senin gibi olsaydım..."
Fuyuko aniden sözünü kesti.
"Kes şunu! Yalan söylüyorsun!"
Sesi, kulisin dar koridorlarında yankılanacak kadar yüksek çıkmıştı. Diğer üyeler, kafalarını kapı aralığından çıkarıp ne olduğunu anlamaya çalıştı.
Takamine fısıltıyla konuştu:
"Sesler Ai'nin kulisinden geliyor... ve Fuyuko'ya ait."
Diğer kızlar da kulis kapılarının eşiğine çıkarak sessizce dinlemeye başladı.
Fuyuko sesini yükseltti:
"Rastgele birkaç insan çevirsek ve 'Hangimiz daha tatlı?' diye sorsak, herkes Ai derdi. Fanlar için de aynı şey geçerli. Kim daha çekici? Kimle çıkmak isterdin? Hepsi seni seçerdi!"
Ve sonra derin bir nefes alıp acıyla çığlık attı:
"Ai! Ai! Ai! Ai! Ai! AAAAAA!"
Bu çığlık koridorları aşıp, neredeyse tüm stadyumda yankılanacak kadar güçlüydü. Kyun, sabredemeyip müdahale etmek için adım attı.
Kyun:
"Ben müdahale edeceğim."
Watanabe hemen onun önüne geçti ve sessizce ama kesin bir tonla konuştu:
"Kyun, dur. Şimdi karışırsak sadece her şeyi daha kötü yaparız."
Kyun öfkeyle ona baktı:
"Ama ya işler kontrolden çıkarsa?"
Watanabe başını iki yana salladı:
"Bazı şeyler patlamadan iyileşmez. Onların birbirine söylemesi gereken şeyler var."
Takamine sessizce ekledi:
"Belki de bu, 'ulaşılmaz idolümüz' için iyi olur. Kim bilir, belki o yükseklerden biraz olsun yere iner."
Kyun tereddütle duraksadı. Sonunda sessizce geri çekilip kulisine döndü.
İçeride Fuyuko'nun sesindeki keskinlik hâlâ yankılanıyordu. Ai, şaşkındı. İlk defa Fuyuko'yu böyle görüyordu.
Ai:
"Evet, insanlar beni seviyor olabilir... Ama onların gözünde mükemmel kalabilmek için kendimi parçalıyorum."
Fuyuko yumruklarını sıktı, sesi titriyordu:
"Benimle gerçekten ilgilenmiyorsun, değil mi?"
Ai kısık sesle cevap verdi:
"İlgilenmeye çalışıyorum."
Fuyuko:
"Yalancı! Benim de elimden geleni yaptığımı görmüyor musun? Herkesten daha çok çalışıyorum, daha fazla pratik yapıyorum!"
Elleri yumruk hâlinde titriyordu. Gözyaşları, yanaklarından süzülmeye başladı.
Fuyuko:
"Senden nefret ediyorum."
Bu yoğun duygu itirafıyla adeta nefes almakta zorlanıyordu.
Fuyuko:
"Senden o kadar nefret ediyorum ki, gebermeni istiyorum!" diye bağırarak kapıyı açtı ve koridora fırladı. Önüne çıkan hiç kimseyi görmüyordu.
Diğer üyeler şokla birbirlerine baktı. Her şey bitti sanılırken—
Ai, yerinden doğrulup yanındaki hurmalı dondurmayı kaptı ve kapıya fırlattı. Sıçrayan bir ses yankılandı; yapışkan bir şey kapıya çarpmıştı.
Kızlar ne olduğunu göremediler ama garip bir 'pıt' sesi duyuldu.
Ai: "Olayın şoku ve Nino'nun yıllardır içinde biriktirdiği gerçek duygularla yüzleşen Ai, üzüntü ve öfke karışımı bir duygu ile Hemen yanındaki hurmalı dondurmasını kapıp kapıya fırlattı ve keskin bir haykırışla bağırdı:enimle kafamı mı buluyorsunuz?!"
Ai:"Herkesten nefret ediyorum! Hepsinin canı cehenneme!"
Ardından bir sessizlik oldu. Meimei hafifçe başını eğdi ve fısıldadı:
Meimei:
"...Hurmalı dondurma mı?"
Takamine ona döndü, kaşlarını kaldırdı.
Takamine:
"Ne?"
Meimei omuz silkti, gülümseyerek:
"Ai'nin kulisinde her zaman hurmalı dondurma olur."
Watanabe, bu açıklamayı başıyla onayladı.
Watanabe:
"Biliyor musun... bu bile bir tür cevap."
Kızlar, sessizce ama anlayışla birbirlerine bakarak kulislerine döndüler.
Gözyaşları hâlâ yanaklarından süzülüyordu. Ai, kulisin duvarına yaslandı. Göğsünde taşıdığı ağır duygular, geceye karıştı.
Ve o akşam, herkes olanların ağırlığıyla evlerıne döndü ve onları bekleyen yeni gün için zor da olsa uyuyabildi.
Devam Edecek...
