Ficool

Chapter 3 - First Concert

"Ülkesine geri döndüğü için çok mutluydu."

Galaxy yetenekliydi; dansı ve şarkı söylemesi eşsizdi. Annesi ise tam tersiydi: destekleyici, güçlü ve anlayışlıydı. O, Galaxy'nin gerçek meleğiydi.

Galaxy, babasının baskısından bıkmıştı. Seçmelere hazırlanıyordu ama cesaretini toplayamıyordu. Babasından korkuyordu ve en çok da onun desteğine ihtiyacı vardı.

Güneş bu durumu fark edip büyükanneye anlattı. Büyükannenin gelişiyle ailenin sorunları çözüldü.

"Galaxy sanatçı olmak için doğmuştu. Seçmeleri kazandı. Artık bir sanatçıydı, dans ediyor ve şarkı söylüyordu. Birçok hayranı vardı."

"Galaxy çok popüler bir sanatçı olmuştu. Sanatçı olmanın iki farklı yüzüyle karşılaşmıştı."

"Çoğu zaman kendini yalnız hissediyordu ve kendini yalnız hissettiğinde arkadaşı Sun'a giderdi."

"Çünkü kendi ülkesinde yalnız kalmıştı, gidecek kimsesi yoktu."

Yıllar geçmesine rağmen iki arkadaş birbirlerini çok özlüyor ve hayatlarına devam ediyorlardı."

Gece yaklaşırken Güneş kendine Türk kahvesi hazırladı. Bir yudum aldı ve kitap okumaya başladı. Zaman su gibi akıp geçti. Bir sayfa, üç sayfa... Gece yarısı olmuştu bile.

Ama içten içe huzursuzluk hissediyordu. Arkadaşı Galaxy'ye duyduğu kızgınlık giderek derinleşiyordu. Özür dilemesi gerektiğini biliyordu ama nasıl yapacağını bilmiyordu.

Yıllar geçti. Güneş, çocukluğundan eser kalmadan büyüdü. Artık 25 yaşındaydı. Üniversiteyi bitirip profesyonel hayata atılmıştı. Ara sıra yarı zamanlı işlerde çalışıyor ama çoğunlukla zevklerinin tadını çıkarıyordu.

Bir gün Galaxy'den bir mektup aldı. Mektupta şunlar yazıyordu:

> Sevgili Güneş,

> Sayenizde artık bir sanatçıyım. Teşekkür ederim. Sizi özledim, yakında görüşelim. İlk kez sahneye çıktım; bir müzik grubunun üyesiyim.

> 03.03.2023

Güneş mektubu okudu ama umursamadı. Yırttı ve çöpe attı.

Galaxy Güneş'i hiçbir zaman gerçek bir dost olarak görmemişti. Güneş, yanıt olarak şunları yazdı:

> Merhaba,

> Beni hiç arkadaşın olarak görmedin. Şimdi beni konserine mi davet ediyorsun? İkonik, ama hayır, teşekkürler.

> Kendi yolunda kaybol, benden uzak dur. Seni arkadaşım sanıyordum ama beni hiç görmedin.

> Herkesin hayranı olabilirim ama asla senin hayranın olmam.

>

 Sun'ın diyaloğu:

"Sun: Hiç utanmıyor. Beni konserine davet ediyor. Bana veda bile etmeden gittin ve şimdi beni konserine mi davet ediyorsun? Saçmalık!"

"Mahalledeki Tuğçe ve Ceren çok heyecanlıydı. Galaxy'nin konser vereceğini duydukları için heyecanlı ve mutluydular. Sun'a gelip birlikte konsere gitmeyi teklif ettiler."

Sun: Buradan ayrılırken bize veda bile etmedi. 'Konserine gitmiyoruz' dedi ve bunu arkadaşlarına anlattı. Ceren ve Tuğçe o kadar heyecanlıydı ki Sun'a 'Konsere gidelim' diye ısrar ediyorlardı.

"Sun arkadaşlarına konsere gitmeyeceklerini söyledi. Akşam da herkesi evlerine gönderdi. Konsere gitmek için hazırlandı ve tek başına konsere gitti."

"Sun öfkeliydi ama konser günü arkadaşını gördüğü için mutluydu."

Konser günü gelmişti. Galaxy sahnedeydi. Sun, kimseye haber vermeden gizlice oradaydı, arkadaşını izliyordu. Sahnede bambaşka biri olmuştu.

Sesini duyunca, "Bu gerçekten benim arkadaşım mı?" diye düşündü, kendi içinde çelişkiler yaşadı.

Galaxy harikaydı, mükemmeldi. Bir yıldız gibi parlıyordu. Uzun saçları, siyah gözleri sahnede ışık saçıyordu.

Ama o ses... Sun için korkunç bir sesti.

Galaxy dans ediyordu, hayranları onun adını haykırıyordu. Sanki gökten düşmüş bir melek gibiydi.

Sun, Galaxy'nin dönüşümü karşısında şaşkınlığa uğradı; içinde karmaşık duygular kabardı. Hayranı olmamasına rağmen derin bir mutluluk hissetti.

Ama o akşam, Galaxy'nin sosyal hayatı altüst oldu. Alkol ve kötü alışkanlıklar onu tüketti. Halk arasındaki saygısı azaldı ve ruhu karardı.

Sun kendi kendine sordu: "Bu kötü müydü? Yoksa Galaxy hayallerinin peşinden mi koşuyordu..."

Sun, arkadaşını görünce hem hayran kaldı hem de mutlu oldu. Mutluydu ve mekandan mutlu bir ruh haliyle ayrıldı. Uzun bir aradan sonra arkadaşını gördüğüne sevindi ve arkadaşının ne kadar sevildiğini görünce kendini iyi hissetti. Uzun zaman geçmesine rağmen arkadaşı hiç değişmemişti.

More Chapters